ESERDEN MÜESSİRE VARMAK. (I. Bölüm)

 

                Kavramlar, kalitesi ve görselliği, duygusal ve ruhsal bir ihtiyaç olan yapıların tuğlaları gibidir.

                O nedenle kavramların içi doğru dolar ve yerinde kullanılırsa, bir sözün veya metnin manasının anlaşılması, amacına ulaşması, kolay ve isabetli olur.

                Aksi halde sözde, metinde abad değil, berbat olur.

                Bu nedenle yazımızın başlığı iki kavrama önce lügatsel bir açıklama getirelim.

                Eseri, emek sonucu ortaya konan ürün, yapıt olarak tarif eder lügatler.

                Bir emeğin, gerekliliği ve elzemliği de o eseri değerli kılar, sanat yapar.

                Bu durumda, her eser değerli bir sanattır aynı zamanda.

                Yine aynı zamanda sanat sonuçtur, genellikle somuttur ve fonksiyoneldir.

                Müessir sözcüğünün anlamı ise, etki (tesir)  eden, dokunan, eserin ortaya çıkmasında varlığı ve yönetsel gücü olan irade demektir.

                Hemen ifade etmeliyim ki, günlük yaşamda sık, ama bilinçsiz kullanılan tesadüf  kavramının reel bilgi laboratuarında bir kıymeti harbiyesi de yoktur.

                Soyut, yada somut her durumun bizim müşahede ettiğimiz/edemediğimiz, bildiğimiz/bilemediğimiz nedenleri vardır sadece.

                Bir cismin (şeyin) oluşumu, harekete geçmesi için dıştan bir etkinin varlığı bir fizik kuralıdır, kanundur.

                Sadede gelelim.

                Müessiri, yani sanatçısı olmayan bir eserden,  bir  sanatın varlığından bahis mümkün değildir.

                Akıl tefekkür etmek, yani düşünmek, aramak ve  bulmak için vardır.

                Akıl eseri müşahede eden insanı tefekkür etmeye, eseri yapanı düşünmeye, değerlendirmeye ve takdir etmeye götürür, götürmelidir.

                Esasen, “Eserden Müessire” deyişi, Allah’ın varlığını, birliğini, kudretini bilmek, hissetmek ve iman ekmek maksatlı kullanılmıştır.

                Bu ifade, İslâm bilginlerince, imanı tekâmül vesilesi kılmak  içinde kullanılmıştır aynı zamanda.

                Görünen, görünmeyen boyutlarıyla varlık alemi de bir eserdir. Zerreler, kürreler, yıldızlar, galaksiler vs zaman buutları arasında muhteşem bir nizam, intizam ve ahenk içerisinde mukadder bir akıbete doğru akıyorlar.

                Bu muhteşem işleyişin planlanması, kurulması, idaresi ve idamesi sınırsız, ortaksız bir bilgi, irade ve kudret sahibi güce ihtiyaç duyar. Bu Allah’tır.

                Tıpkı tabiat, yani fizik alem gibi, insan da, kendi yazılım ve programı içerisinde bağımsız ve iradi bir sanat eseridir.

                Akıl her eserin bir nedenden, malzemeden hasıl olduğu gerçeğini yadsımaz.

                Bir damla, hem de temiz görünmeyen, belki de tiksinilen  bir damladan hasıl olan muhteşem bir sanat eseridir insan.

                Bu insan neler yapmadı şimdiye değin.?

                İlk insan Adem’den bugüne, fizik alemde meydana getirdiği ve kıyamete kadar getireceği eserler, yenilikler, değişimler  sanatkar insana şapka çıkarttırmıyor mu?

                Tek başına mucize bir eser insan.

                Hâlâ, psikoloji, felsefe ve tasavvuf  disiplinlerinin içinden çıkamadığı muamma insan.

                Bilim ve bilgi dünyasının, iyilik ve kötülük deryasının her yananda at koşturan süvarisi insan.

                Sevgi ve nefretin, aşkın ve ihanetin, barışın ve savaşın en uçlarında, uçurumlarında konaklar kurabilen maceracı insan.

                Melekleri gıpta ettiren, şeytana pes dedirttiren, hayvanları utandıran med  cezir gezgini insan.

                Cennetin gülü ve süsü, cehennemin odunu ve ateşi olmaya aday, bazen savrulan, bazen durulan bir nehir insan.

                Kimi deliliğinde velilik, kimi veliliğinde delilik alâmeti eksik olmayan insan.

                Allah’ın yeryüzünde ki  halifesi, alet yapan, şekil veren, düzenleyen ve yöneten hariküla de bir eseri  insan.

                Bu akıl, alem ve insan eserinin Müessiri olan Allah’ı bulmakta, bilmekte, itaat ve taat etmekte acze düşerse, kendine yazık edenlerden olmaz mı?

                Not: İnşallah II. Bölümde, insan ve insanın eserlerini anlamlandırmaya çalışacağız,