Sevgi ve Saf Aşkın Kutsallığı

Sevgi ve Saf Aşkın Kutsallığı

 

“Sevgi ve Saf Aşkın Kutsallığı” Kitabının Yazarı Sosyolog Cemil Arslan: “Sevgi; karşılıksız, bedelsiz, çıkarsız, yalansız, dolansız, aldatmasız, korkusuz, cesur yürekli, doğal, içten, samimi olmalı, yapmacıklıktan ve yüzeysellikten uzak olmalıdır.”

 

SORU- Cemil Bey “Sevginin ve Saf Aşkın Kutsallığı” adlı yeni kitabınız hayırlı olsun, kitabınızda "aşk" konusunu yoğunlukla vurguluyorsunuz.  Sizce aşk nedir?

CEMİL ARSLAN- Kısaca aşk yeri geldiğinde; yardan, candan, canandan, yarenden, yürekten vazgeçmeyi, tüm benliklerden, bencilliklerden soyutlanmayı göze almaktır. Maddi zevkleri ve dünyevi hazları tarihin kapkara dehlizlerine, kahrolası vicdanlarına, kaotik uçurumlarına gömebilmektir ve nihayete erdirebilmektir aşk.

Masum, mazlum, mağdur, mübarek nitelikteki bütün isteklerimizin ve beklentilerimizin son safhaya gelebileceği, büyük olasılıkla müstakbel hayatımızda beşer olarak yapabileceğimiz metafizik tahlillerin, teoriklerin anlamsızlaşacağı, anlam kaybedeceği, aciz kalabileceği, son bulacağı muhtemel bir adres, kaçınılmaz bir varış noktası olabilir AŞK ve SEVGİ… 

SORU- Sevgi ve aşk arasında ne tür farklılıklar ve benzerlikler vardır?

CEMİL ARSLAN- Aslında aralarında çok fazla bir fark yok lakin benzer tarafları oldukça yoğun bir şekilde gözümüze çarpmaktadır. Sevgi;  karşılıksız, bedelsiz, çıkarsız, yalansız, dolansız, aldatmasız, korkusuz, cesur yürekli, doğal, içten, samimi olmalı, yapmacıklıktan ve yüzeysellikten uzak olmalıdır. Bu bağlamda; sevgi ve saygı bir anlam ve önem kazanır, toplumsal yaşamda karşılık bulabilir, sosyal hayat bir düzen, eşgüdüm ve ahenk içerisinde varlığını sürdürebilir.

İkisi de etle tırnak misalidir. Sevgisiz aşk, aşksız sevgi, muhabbet ve hürmet de olmaz. Aşk denilince sadece tek bir aşka odaklanmamak gerekir. Aşk; doğayı sevmektir, insanı sevmektir, hayvanları sevmektir, insanın kendisini sevmesidir, tüm insanlığı sevmektir.

SORU- Saf aşkın, sevgi ve aşktan farklı yönleri neler olabilir?

CEMİL ARSLAN- Saf aşk; yeryüzü coğrafyasındaki bütün sevgilerin, saygıların, içsel yaşantıların, psikolojilerin, sosyolojilerin ve neticede bütün bilim dallarının anlamakta, açıklamakta ve yorumlamakta aciz kaldıkları pozisyonlardır, performanslardır. Saf aşka ve kutsal sevgiye ulaşabilmek için; insanoğlunun önce bütün maddi, dünyevi, seküler somut hazlardan, tatlardan, hoşnutluklardan sıyrılmak ve soyutlanmak mecburiyeti hâsıl olduğunu ve olması gerektiğini, eş zamanlı olarak meşakkatlerle ve marifetlerle yoğrulmak ve yenilenmek gerektiğini idrak etmeliyiz.

Bütün bunlardan sonra saf aşka ve kutsal sevgiye ulaşabilmek mümkündür. Artık insanları, doğayı, hayvanları sonsuz ve sınırsız bir şekilde sevmeye, saygı duymaya, muhabbetlerimizi yüceltmeye başlamışızdır kuşkusuz. SAF AŞK; bütün canlıları, bedelsiz, ön koşulsuz, önyargısız bir halde, kendinden ve bütün sevdiklerinden çok daha ziyade, yüceliğin ve kutsallığın son noktasına, zirvesine kadar en içten, en kalpten, en yürekten sevmektir, hürmet göstermektir, engin hoşgörü sergilemektir, son tahlilde tüm sevgilerimizle yanıp tutuşmaktır.

Özetle; sevgi, saygı ve aşkın son safhasıdır, en uç zirve noktasıdır saf aşk.

SORU- Bir sosyoloğun  psikoloji kitabı  yazması ve aşkı anlatması  ilginç değil midir?

CEMİL ARSLAN- Psikoloji ve sosyoloji kardeş bilim dalları zaten. Sanayi Devrimi’nin yol açtığı toplumsal travmaları ve tahribatları azaltmak veya yok etmek amacıyla önce sosyoloji bilimi, sonra da psikoloji bilimi ortaya çıktı. Doğal olarak sosyolojiyle uğraşan birinin psikolojiyi bilmesi ve sosyoloji alanında çaba sarf eden birinin de psikolojiyi bilmesi, psikolojik yöntemleri kavraması şarttır. Bu bağlamda ortak alan olmaları nedeniyle hem sosyoloji hem de psikoloji eğitimi gördük. Aynı zamanda bir eğitimci olarak yıllardan beri psikoloji dersleri veriyorum ve psikolojik araştırmalar yapıyorum zorunlu olarak.

Dolayısıyla aşk; hem psikolojinin hem de sosyolojinin üzerinde yoğunlukla durdukları çok önemli bir kavram. Bunun için de aşkı çok iyi bir şekilde tanımlamak, anlamak, kavramak, açıklamak ve yorumlamak gerekir.  

SORU- Toplumda aşkı  doğru anlarsak, ne gibi sosyal gelişmeler olabilir?

CEMİL ARSLAN- Toplumsal yaşantımızda her alanda olduğu gibi aşk konusunda da yoğun bir kavram karmaşası var. Kavramlar giderek önemini ve niteliğini kaybediyor. Böylesine dramatik ve kaotik bir durumda aşkı, sevgiyi ve sevdayı çok iyi bir ölçekte analiz ve sentez yapmak icap ediyor. Sadece kadın veya erkek muhabbetine, ileri düzeyde gönül ilişkisine, iletişimine veya etkileşimine indirgenen aşk kavramı yaşadığımız kapitalist ve pragmatist ilişkiler yumağında büyük bir irtifa kaybına uğradı.

 

Bunun içindir ki; bu kavramı doğru anladığımızda, hakiki manada analiz ettiğimizde yitirmiş olduğumuz diğer bütün toplumsal değerlerimizi, aşklarımızı, sevdalarımızı, muhabbetlerimizi yeniden, sil baştan kazanabiliriz. İnsanlığın tertemiz vicdanında yepyeni sayfalar, taze başlangıçlar yapabiliriz pekâlâ…

SORU- Gençler askı  iyi anlarsa  hayatlarında ne tür değişiklikler olabilir?

CEMİL ARSLAN-Gençler toplumun çok önemli bir parçası olmaları nedeniyle; olumsuzluklardan ve yaşadığımız talihsizliklerden en fazla onlar müteessir oluyorlar, psikolojik ve sosyolojik travma yaşıyorlar. Hep onları suçluyoruz ya; bir türlü sosyalleşemiyorlar, sürekli toplumdan kopuyorlar, giderek yalnızlaşıyorlar, sevgi, saygı ve empatileri yok…

Allah aşkına! Bizler ne yapıyoruz? Kimlerin ellerinden tutabiliyoruz? Çocuklara ve gençler örnek olabiliyor muyuz? Onları gerektiği ölçüde anlayabiliyor, kuşatabiliyor, kucaklayabiliyor muyuz? Bu sorulara net, tatmin edici ve doğru yanıtlar verebildiğimiz ölçüde gelişebiliriz, ilerleyebiliriz kuşkusuz.

SORU- Yeni kitap çalışmalarınız  var mı?

CEMİL ARSLAN- Şimdilik yok. Fakat bir kaç proje üzerinde çalışmalar yapıyoruz. Yeri ve zamanı geldiğinde başka kitaplar da yazabiliriz. Önemli olan; sadece kitap yazmak değil, toplumun ihtiyaçları doğrultusunda yeni çalışmalar, projeler, ürünler ortaya koymak, insanın önce kendini geliştirmesi, sonra topluma faydalı olması, gençlere örneklik teşkil etmesi zorunluluk arz etmektedir.

SORU- Bu bağlamda başka neler ifade edebilirsiniz?

CEMİL ARSLAN- Gençlere, toplumun tüm kesimlerine daha çok okumalarını, analiz etmelerini, sentez yapmalarını, kesintisiz olarak araştırma ve sorgulama faaliyetleri içerisinde olmalarını âcizane öneriyorum. Son sözüm; Sevelim, saygı gösterelim, empati yapalım, herkese hoşgörülü davranalım, bu dünya kimseye kalmaz…

Çok teşekkür ederiz. Çok güzel ve faydalı bir röportaj oldu.