ŞİMDİ OKULLU OLDULAR

Sn. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan hanımefendinin destekleri, Millî Eğitim Bakanlığımızın koordinasyonu, televizyon programı sunucusu Müge Anlı’nın öncülüğünde gerçekleştirilen “Okuma-Yazma Seferberliğinde; Fatih İlköğretim Okulu’nda iki buçuk ay içinde 80 saat diliminde 16 öğrenciye okumayı – yazmayı öğretmek nasip oldu. 19 yaş ile 70 yaş arası 16 bayan hemşehrimizin ilk öğretmenleri oldum.  Kursiyerlerin hayat öykülerini kaleme aldım.

ÖNLÜKLÜ YAKALIKLI ÇOCUKLAR

(Şengül Taşova – 1964)

 

Çocuklar önlük giyip, beyaz yakalık takıp okula giderken kapımızın önünden geçiyorlardı. Çocukların beyaz yakalıklarına bayılıyordum. “Bi de ben beyaz yakalık taksam, acaba nasıl olur” diye çok aklımdan geçirdim. Babam Sebati, annem Fatma’ydı. Daha ben iki yaşındayken babamla annem ayrılmıştı. Tokat Pazar Erkilet’te dedem Rıza’nın, Mahiye babaannemin bana annelik yapmasıyla büyüdüm. Aklım sardığından beri hep anne, baba özlemi içimi yaktı kavurdu. Ama dedem Rıza beni o kadar çok severdi ki gözü gibi beni korur kollardı. Kimsenin bana kötülük yapmasını dedikoduya adımın karışmasını istemezdi.

Okul çağıma geldim. Okula gidip okuma yazma öğreneceğim, arkadaşlarımla birlikte doya doya oynayacağım diye nasıl sabırsızlıkla günleri beklerdim. Dedem “torunuma zarar gelir, onun bunun diline düşer.” diye beni okula göndermedi. Mahiye babaannem bana ev işlerini, ev işlerinin hepsini öğretiyordu, bir dediğimi iki etmiyordu. Pazar Erkilet’te Hüseyin öğretmen zorunlu olarak beni okula kaydetti. On beş gün evdeki günlük giydiğim elbiseyle okula gidip geldim. Önlük, defter, kalem alanım olmadı. Dedem ne yaptı ne etti beni okuldan alıp okutmadı.

Feleğin vurduğunu, kul nasıl güldürsün? Babam annem sağ ama sahipsizdim. Ölselerdi hiç olmazsa ölmüşler der unuturdum. Ana baba sevgisinden yoksun büyümenin ne demek olduğunu bilemezsiniz? Bayram günleri odama kapanıp saatlerce ağladığımı bilirim. Kimse beni ve derdimi anlamadı. Derdime derman olmadı. Bir de çok sevdiğim okula gönderilmedim, siz okuyamamanın ne demek olduğunu gelin bir de bana sorun. Toplumda nasıl ezildiğimizi, aşağılandığımızı şu yüreğimdeki fırtınanın sesini bir bilseniz?

Bundan beş, on sene önce okumayı yazmayı öğrenseydim vallaha da billaha da üniversiteyi okumasaydım dünyanın en aşağılık mahlukatı ben olurdum.

Üç çocuğum var, büyük oğlum gazete dağıtıcılığında çalışıyor. Kızım ev hanımı. Küçük oğlum liseyi bitirdi polis olarak görev yapmaktadır. Ben okur yazar olamadığımdan çocuklarımla da gerektiği gibi ilgilenemedim, ama şimdi okur yazar oldum. Bilhassa herkes kız çocuklarını okutsunlar.

 

DEVAM EDECEK (YARIN) (Sevda Kasman – 1981: “BİZİ HİÇE SAYDILAR”)