ÜNİVERSİTELİ OĞLUM

Sevgili oğlum,

       Sana bu mektupları yazmaya başladığımda henüz bir bebektin. Bir baba olarak sana mektuplar yazmam  gerektiğine  inanmıştım. Yazmaya başlamıştım ve yazmayı sevmem sayesinde  bir süre sonra yüzlerce mektup oldu. Bunları  önce deftere kaydediyordum. Sonra bilgisayara  geçerek   yerel gazete  ve bloglarda yayınladım. Hatta bazı mektuplar  defalarca yayınlanmasına rağmen  ilk gün  yazılmış gibi okundu.  Bazıları  binlerce okundu. Çok insandan hayır dualarda aldım. Ben sana yazdım, hem  sen hem başkaları faydalandı. Bu da yazmanın ve okumanın  üstün gücünü gösteriyor.

         Sevgili oğlum,

         Sen doğmasan sen dünyaya  gelmesen  ben de baba olamayacaktım ve bu mektuplarda  olmayacaktı. Dolayısı ile insanlarda  güzel mektupları okuyamayacaktı. İnsanın  varlığı ile başkalarına  ilham vermesi ne güzel duygudur.”İnsanların hayırlısı  insanlara faydalı olandır” emri ne güzel bir  emirdir. “İyilikleri emretmek ve özendirmek, kötülüklerden  insanları alıkoymak” ne güzel şeydir.  Kötü şeylere  engel olmak  ve  güzellikleri sevmek.  Ne  güzel duygu.  İyi insan olduğunu iddia edip de bunun tam tersini yapan yani “ kötü  insanlara hoşgörüde bulunup de güzel şeyleri yapan insanları  kıskanan,  yaptıklarını  takdir etmeyen görmemezlikten  gelen insanlara  ne kadar acırım. Çünkü zavallılardır.

        Sevgili oğlum,

       Sen daha sonra anaokuluna başladın.  Geçen gün ana okulunda okuduğun şiirin videosunu seyrettik ailece. Biz duygulandık. Sen ne kadar güldün, ne kadar komik buldun eski halini biz bile şaşırdık. Hayat böyledir oğlum geçmişe bakınca genç isen gülersin  bizim gibi anne ve babaysan hüzünlenirsin. Duygulanırsın.

          Canım oğlum,

          Sonra  ilkokul yılların, sonra ortaokul ve en sonunda   da  başarılarla geçen  lise yılların, ergenlik dönemine girmen ve koskocaman   insan olman ile  bazen duygulandık ailece bazen  hüzünlendik.

           Canım oğlum,

           İnsan  bedenen  gelişiyor. Bunu durdurmak mümkün olmuyor. Ama insan sadece bedenen  gelişmiyor. Bilgi ve ruhi olarak da psikolojik olarak da gelişmesi gerekiyor. Beden gelişirken bilgi sahibi olmayı istemeyen inatla  reddeden, psikolojik olarak gelişimini  de sağlamayan insan sonradan   hayatta  zorlanmaya ve  sadece kendine değil, kıskançlıkları hasetleri verdiği maddi ve manevi zararlar   ile diğer insanlara başta ailesi olmak üzere  zarar vermeye başlıyor. Bunun  önlenmesi  için de   insanın  bedenen gelişimi yanında ruhen, psikolojik olarak, bilgi olarak da gelişmesi gerekiyor. Senin bunu başardığını görmek  beni mutlu ediyor. Bunu sağlayan insan da hem  hayatında hem meslek hayatında  büyük oranda da  evlilik hayatında başarılı olacak demektir.

         Sevgili oğlum,

        Zaman çabucak geçiyor  durduramıyoruz. O  yüzden   gelişimimizi   bedenen ve ruhen eşit oranda    sağlarsak  hem hayatta kendimize  hem ailemize  hem de topluma faydalı olmanın  sevincini yaşayarak “İnsanların hayırlısı insanlara   faydalı olandır” emrini   yerine getirmenin  mutluğunu   yaşar.  Bu güzel gelişimini  18 yaşına   kadar  sürdürdün. Bundan sonra  daha gayretle daha  çok öğrenme, okuma, isteği ile sürdürmeni bekleyeceğiz senden. Hayatta   yerinde saymadan “İki günü birbirine denk olan  ziyandadır” peygamber  emri gereği her geçen gün daha ileri gitmek için  çaba harcamalıyız. Ne kadar  çok kendimize  ve insanlara sevgi ve bilgi temelli faydalı olursak  o kadar mutlu  ve bahtiyar olarak  kazançlı çıkarız hayattan. Bu yüzden  senin  bu konuya dikkat ederek  bu hayat  serüveninde bugüne kadar olduğu  gibi bundan sonra da  gayretinin artarak  devam etmeni  bekleyeceğiz.

          Canım  oğlum,

         Hayatta başarı neye ne kadar zaman ayıracağımızı  bilmek, zaman gibi değerli kaynağımızı  değerlendirmek, boş şeylere  zaman ayırmamak, faydalı şeylere daha çok zaman  ayırmak ve   maddiyata daha az önem vererek sevgi ve bilgi temelli çalışmalar yaparak, manevi dünyamızı zenginleştirerek  elde ederiz.  Bugüne kadar okuduğum  kitaplarda  yaşadıklarımda  özetle bunları gördüm. Uygulayınca başarı da benimle beraber oldu. Zaman  planlamasına  önem veren  insan her zaman başarıyı yakalayan  insandır. 

          Canım oğlum,

           Üniversite yaşamı okul  ile hayat arasında en önemli köprüdür.Bu yüzden  çok insan Üniversite  yaşamını  pek  öğrenme değil de eğlenme zamanı  zanneder. Halbuki  Üniversite hayatının “ öğrenme   köprüsü “ olarak gören  insan  sadece   okulda hocalarından  değil aynı zamanda  çevresinde   tecrübe ve   bilgi sahibi olan insanlardan da en  azami düzeyde  faydalanmasını bilen insandır. Çünkü hayat  okulunda   hoca yoktur. Sen hocalarını  bulacak ve faydalanacaksın. Bu yüzden  Üniversite hocaların dışında  hayatta da  sana yol gösterecek  hocalar bulduğunda  onlardan kaçmadan  onlardan faydalanmaya bak. Günümüzde  çok  Üniversiteli buna dikkat etmediğinden dolayı da ileriki hayatında   çok sıkıntı çekiyor ve önüne  çıkan hocaları  anlamadığından “bana yol gösteren yoktu” diyerek  kendi hatasını bile kadere  yüklemeye çalışmaktadır. Biraz düşünseler hayat bizlere faydalı olmak  isteyen  insanlarla doludur  ama  biz gençliğimizde, gençlikten dolayı onların bize faydalı olmasına  müsaade   etmemişsizdir. Bu konu üzerine iyi düşünmek lazım.

         Canım  oğlum,

          Yarın okul bitince evleneceksin. Belki de bizler o güne kadar görmediğimiz bir insana  seni eş diye terk edeceğiz. Yani halk deyimi ile seni “el kızına” hediye edeceğiz. Belki o senin hayatına çok büyük mutluluklar ve artı değerler katacak belki hayatını  karartacak.  Bizlerin  nasihatını  bile dinlemeyeceksin. Çünkü aşk  ve  sevgi insana her türlü hatayı yaptırır. Bu konuda  dikkat etmek  senin görevin. İş ve aile başarısı  bir arada olmayınca  mutlulukta olmuyor yani.

         Canım oğlum,

          Sonra baba  olacaksın belki de, benim babamın değerini  elimden gittiği zaman anladığım  gibi sende babanı elinden gittiği zaman  anlayacaksın.  Babam  da  babasını  16 yaşında iken kaybettiğinden ancak elinden gittiği zaman anlamış.  O zaman  çok sevdiği eşine bağlanarak bu   acıyı azaltmaya çalışmış. Ama baba  candır ve babanın  yerini eş tutamaz. Babalar  her zaman sever  ama  sevdiği de  çok zaman  anlaşılamaz.

    Canım oğlum,

    Üniversite öğrencisi olmaya  az zaman kala bunları hatırladım ve  sana mektup olarak  anlattım. Anlayana sivrisinek  saz anlamayana  davul zurna az  demişler.