REZİLLİK DİZBOYU

Ülkede, ”Çete Operasyonu”, “Fuhuş Operasyonu”, “Rüşvet Operasyonu” aldı yürüdü.

Gün geçmiyor ki “Esrar Operasyonu”,Hırsızlık Operasyonu”,Organ Mafyası Operasyonu” olmasın.

            Asker üzerine şantaj yapmak için fuhuş yaptıran çetenin boyutu değişti. İş  "Askeri casusluk ve şantaj" soruşturmasına yöneldi.

            Bu işin daha hangi boyutlara kadar süreceğini kimse tahmin edemez.  Şüphelilerin “Vatana İhanet” suçuyla yargılanması bile söz konusu…

            Sakın kimse hayret etmesin. Dudak ısırmasın. Aranılan yüze yakın yerde Milli Savunmamızı, Askeri Bilgilerin ve Savunma Projelerini saklandığı mekânların ağırlıklı olarak aranması ve birçok kişinin gözaltına alınması son derece tabiidir.

Soruşturma, "Asker ve bürokratlara fuhuş şantajı" iddiası ile başlamıştı. Devletin güvenliğine ilişkin gizli belgelerin ortaya çıkmasıyla soruşturma boyut değiştirdi.

Ankara'da Genelkurmay Başkanlığı Elektronik Sistemler Komutanlığı, Savunma Sanayi Müsteşarlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve TÜBİTAK'ta arama yapıldı.

4'ü TÜBİTAK görevlisi, büyük çoğunluğu subay, 35 şüpheli gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında, Savunma Sanayi Müsteşarlığında Daire Başkanı olan A.V, TÜBİTAK'ta daire başkanı olan Yücel Ç. ve evinde çok sayıda gizli belge ele geçirildiği öne sürülen emekli Albay İbrahim S. de bulunuyor.

Haklarında gözaltı kararı çıkarılan şüphelilerden, Poyrazköy davası sanığı Tuğamiral Şafak Yürekli ve Tuğamiral Fahri… Zorla ifadeye getirilmeleri için karar çıkarılması da boş değildir.

Bu işin ucunun on yıllar ötesine gidip, ülkenin silah sanayi, uzay projeleri, savunma sanayi, İsrail antlaşmaları, ABD silah tüccarlarına kadar uzanması işten bile değildir. Bu ülkenin toprağına zehirli tohum ekenler, elbette ektiklerini biçeceklerdir.

Ülkenin başına KARABELA gibi çöreklenen CHP zihniyetinin türettiği suç örgütlerinin sayısının bu kadar az olduğunu düşünmek safdillik olur.

Güzel ülkemizin her yerini bir ahtapot gibi sarmış olan yolsuzluk, soysuzluk, hırsızlık, rüşvet, fuhuş ve ahlaksızlık furyaları hep çağdaşlık adına yürütülen insan yetiştirme programlarının tezahürüdür. On yıllar öncesinden planlanan böylesine temelsiz bir eğitim anlayışının alanda çöktüğünün delilleri toplumdaki bu sosyal yaralar bir delilidir.

Birileri kurtarmak için çırpınsa da, sistemin kılcal damarlarını sülfürik asit döküp tümüyle temizlemeden, bu ülkenin kurtuluşu mümkün değildir.

Baksanıza HSYK eski başkanı Emin Ağaoğlu; HSYK seçimlerini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Götürecekmiş…

Bu kadar tahammülsüzlük…

Bu kadar, vicdandan izandan yoksunluk neyle izah edilir?

Hele “İTO” Başkanı Murat Yalçıntaş’ın da işe karıştığı yargıdaki “Rüşvet Operasyonu’na ne demeli?

Hâkimler, savcılar, avukatlar ve diğerleri… Boğazına kadar batmış bir sistemin kokuları öylesine iğrençleşmiş ki…

Artık hiçbir yerde gizlenemiyor…

Yani Rezillik Dizboyu.

Bir de siyasetin içine girmek için dalkavuklaşan yirmi yüzlü siyasetçileri açıklayacak bir operasyon olsa…

En küçük kasabadan en büyük ile kadar, adını ”Ali Cengiz” koymuş, adam olduğunu sanan cüdamların “Alicengiz Oyunları” ortaya çıksa; hem vallahi, hem billahi ortalık tertemiz olacak…

Ülke de, millet de rezillikten kurtulacak…

                                                                                                  MEHMET EMİN ULU