ŞİMDİ OKULLU OLDULAR

Sn. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan hanımefendinin destekleri, Millî Eğitim Bakanlığımızın koordinasyonu, televizyon programı sunucusu Müge Anlı’nın öncülüğünde gerçekleştirilen “Okuma-Yazma Seferberliğinde; Fatih İlköğretim Okulu’nda iki buçuk ay içinde 80 saat diliminde 16 öğrenciye okumayı – yazmayı öğretmek nasip oldu. 19 yaş ile 70 yaş arası 16 bayan hemşehrimizin ilk öğretmenleri oldum.  Kursiyerlerin hayat öykülerini kaleme aldım.

OKULSUZLUK

(RUKİYE YILMAZ - 1956/…)

 

Dedem Arif, Bulgaristan göçmenlerindendir. Atatürk zamanında gelen muhacirlerdenmişiz. Göçmen olarak Tokat’ta ilk geldiğimizde babam Yaşar Kardeş iki üç yaşında küçük çocukmuş. Bir müddet Tokat’ta kalmış dedem. Daha sonra da Avlunlar Yenice köyüne yerleşmiş. Dedem Arif Kardeş orada malcılıkla, davarla uğraşırmış. Babam Yenice köyünde çocukluğu gençliği yaşamış. Beslediği malları da Gökdere pazarında satar, yerine yavru hayvanlar alır, dağda, yaylalarda besler büyütür satardı. Kazandığı parayla tarla, bağ, bahçe alarak Yenice köyü yerlilerinde daha fazla mülk sahibi olmuş.

Babam Yaşar Kardeş evlenecek yaşa gelmişti. Dedem babama kız bakıyordu. Niksar’ın Bayraktepe (fel) köyünden Hafi ile evlendirirler. Babamla annemin dokuz yıl çocukları olmaz. Dokuz yıldan sonra on beş çocuğu olur. Köyde doğum kontrolü de yoktur. Sağlık için şehire doktora gitmezdik. Kendi tedavilerimizi kendimiz yapardık. Çocuklarından dört kız, dört erkek hayatta kalır. Yedi çocuğu ölür.

O yıllarda Yenice köyümüzde okul yoktu. Çocukların okuma yazması olmuyordu. Sadece erkek çocuklar askere gider orada okuma yazma öğrenirlerdi. Babam Yaşar çok çalışkan bir adamdı. Babam Erbaa’dan ev aldı. Tütün işlerini orada yaparız, diye. Annem işten yılmıştı. Babama karşı geldi Erbaa’ya gitmedi. Annem Tokat’taki bağ evimiz vardı oraya yerleşmek, yaşamak, çocukları orada okutmak istiyordu. Tokat’a da babam Yaşar gelmek istemiyordu. Bu tartışma arasında bizlerin okuma zamanı geçti. Okumaya da babam başka köye bizi göndermedi.

Yıllar sonra okul açıldı. Köyümüze öğretmen gelmişti. Benden küçük kardeşlerim bir kız, üç erkek kardeşim okudular. Dönüş, Zikri, Duran, Bekir okuyamayanlar. Bir de evde yaşayıp da okuyanlar, okuyamayanlar diye ikiye ayrılmanın nasıl bir acı olay olduğunu ancak yaşayanlar bilir. İçimizde çöllenmiş okuyamama eksikliğinin ne zaman yeşereceğini bekler dururduk. Gözümüzden akan yaş damlalarının ikisinden biri neden okuyamadım eksikliğidir.

Yıllar içinde okuma yazma hevesiyle yaşadım. Bu fırsat çıktı karşıma, kız enstitüsünde okuma yazma kursu açılmıştı. Severek isteyerek katıldım. Ne yazık ki orada çizgi çizmeyi kalem tutmayı öğrendim. Başka bir şey öğrenemedim. Süleyman hocam sen önce bizlere okumanın yararlarını anlattın. Bizler bu yaşta öğrenemeyiz dedik; sen “yemeyi, uyumayı, çocuğunuzu, kendinizi unutmuyorsanız, harfleri de unutmazsınız.” dediniz. İnanın o kadar işimiz oluyor, hasta oluyoruz yine de zamanında senin kursuna severek katılıyoruz. Allah senden razı olsun. Bir ay gibi kısa bir sürede okumayı yazmayı söktürdün. Daha önümüzde bir ayımız var. O zamana kadar da inşallah kitap okuruz.

11.10.1972 yılında Muammer Yılmaz’la evlendim. Eşim imam hatip mezunu. Ben de Kur-an kursuna gittim. Arapça okuma-yazmayı öğrendim. Şimdi de Türkçe’yi okuma yazmayı öğrendim. Yaşamımız boyunca ben çok hastalıklar çektim. Çocuğumuz da olmadı. Çocuğum olsaydı onları en yüksek seviyeye kadar okuturdum. Olsun hocam herkesin çocuğu benim çocuğum.

Okuyamamanın eksikliğini çok yaşadım. Ben on defadan fazla umreye gittim. Bir umre ziyaretinde Suudi Arabistan’da dört ay kaçak kalıp hac görevimi yerine getirdim. Fırsatım olsa şimdi de yine Hacca giderim. Ömrümde bir harf de olsa sürekli öğrenmeye çalıştım. Kendi kendime öğrenemedim. Demek ki her işin bir ustası oluyor, okumanın ustası da öğretmenlermiş.

Gençlik yıllarımda elime kitap aldım bakıp duruyordum. Komşularımdan biri bana; “okumanı mı geliştiriyorsun?” deyince benim nasıl zoruma gitmişti. Zoruma gidip lafa ağladığımı hasta olduğumu biliyorum. Peygamber Efendimizin dediği gibi ‘’OKU’’ emrini hiç aklımdan çıkarmıyorum. Ölene kadar da okuma - yazmanın peşini bırakmayacağım. (03.04.2018 SALI FATİH İLKÖĞRETİM OKULU ÖĞRETMENLER ODASI SAAT: 17:10’LA 17:30 ARASI.)

DEVAM EDECEK… FADİME BOZDEMİR: “NEDEN Mİ OKUYAMADIM”