DEMOKRASİ APTALLARIN DEĞİL AKILLI İNSANLARIN REJİMİDİR

          

DEMOKRASİ APTALLARIN DEĞİL AKILLI İNSANLARIN REJİMİDİR                 

  Seçim günleri yaklaştıkça çılgın projeler havada uçuşuyor. İnsanlarında bunlara inanması isteniyor. İnsanların inanması için medya her türlü tiyatro oyunlarını sergiliyor. Tiyatro sanatçılarına şu zamanda o kadar malzeme var ki?

        Cumhurbaşkanı “Millet Kıraathanesi” vadinde bulunuyor. Burada sınırsız çay, kahve, kek bedavaymış?

        Bu çılgın proje gündemi hayli meşgul etti. Gülen geçende oldu, ciddiye alıp “milletle dalga mı geçiyorsun?”diyende oldu.

        Beni ilgilendiren tarafı; ne getirip ne götüreceği olan ekonomik yönüdür.

        Kaç ton çay, kaç ton kahve ve kaç ton kek tüketilecek?

        Hangi firmalar buna talip olacak? Kaç milyar TL’yi cebe indirecekler?

        Sadece Diyarbakır merkezde 450 kahvehane var. Hepsinin de kitaplığı var ve kitap dolu. Okuyan yok.

        Niye okuyan olsun ki?

       Profesörün biri “okuyan yazan ne kadar az olursa ve halk cahil kalırsa bizim oylarımız daha çok artıyor.”mealinde bir söz etmişti.  

        Türkiye genelini düşündüğünüzde 4-5 milyonun üzerinde kahvehanenin olduğunu görürsünüz. Bunlar yarın hep kapanacak. Bunları işletenler işsiz kalacak.

        Bir taraftan kaş yaparken öbür taraftan göz çıkaracaklar..

        Millet bedava yemeye, içmeye ve ekmek elden su gölden misali beleş geçinmeye alıştırılmış ve parklar, bahçeler, kahvehaneler ve cami avluları miskin miskin oturup; gelinini, damadını, çocuklarını çekiştirenlerin yeri olmuştur. Bu kadar tembellerin mekânları varken neden “Millet Kıraathaneleri?”

        Murat İde şu soruları soruyor Yeniçağ’daki köşesinde kendi kendine;

       -Bu Millet Kıraathaneleri işi planlı bir tezgah mı?

       -Bu çılgın proje, temeli aylar önce atılmış yeni bir rant tezgahı mı?

        Millet Kıraathaneleri mevzuu ne zaman boy göstermiş bakalım:

        2016 yılında, yani 3 yıl önce, Ak Parti Beyoğlu Belediyesi “Kefken A Tipi” mesire yerindeki 270 metre karelik bir sosyal tesisi, tartışmalı şekilde “Kültür Kenti” adlı bir vakfa veriyor.

        Şikâyet üzerine Sayıştay denetçisi olayı inceliyor ve belediye sözleşmeyi fesh etmek zorunda kalıyor. Vakfın kurucularının tamamı Ak-Partili…

        İlyas Ertemur ta o zaman sayfasında “Millet Kıraathanesi hazır.”diye paylaşımda bulunmuş. İlyas Ertemur, “Şehir ve Kültür İşleri Tanıtım Tic.Lmt.Şirketi”nin sahibi. “Sanatistanbul Ajans’ının sahibi.

        TOKİ, Diyanet İşleri Başkanlığı ve birçok bakanlık dâhil, AKP’li belediyelerle iş yapmış bir şirketin sahibi.”

        Sanatistanbul Ajansı’nın projelerine gelince:

        *Konuşan Kamelya,

        *Park Kütüphanesi,

        *Cami Bank,

        *Park Kitap Kafe,

        *Muhabbethane,

        *Büyük İkram Çeşmeleri

         Ve en önemlisi de Şehir Kıraathanesi…”

          Bu döndü dolaştı “Millet Kıraathanesi” oldu. Demek ki yeni değilmiş.

        Meral Akşener’in dediği gibi;

       “-Ne vereceyim abime, ne vericen abine?”

       HİKAYE:   

        Adam, doktora gidip son zamanlar da gözlerinin dışarı fırladığını ve kulaklarının uğuldadığını söyleyerek yardım ister.

        Doktor adamı muayene ettikten sonra ciddi bir tavırla başını sallayıp “Bademciklerinizin alınması gerekiyor.”der.

        Adamın bademcikleri alınır. Fakat bunun hiçbir faydası olamayınca başka bir doktora gider. Yeni Doktor “Bunun sebebi dişleriniz.”der. Bütün dişlerini çektirmesini ister.

        Adamcağız bütün dişlerini toptan çektirir ama bu da derdine deva olmaz. Yine gözleri dışarı fırlamakta ve kulakları uğuldamaktadır.

       Adam üçüncü bir doktora gitmeye karar verir. Bu Doktor “Ben açık sözlüyümdür. Sizin altı aylık ömrünüz kalmış.”der.

       Adam perişan olur.”Madem öleceğim, son aylarımda krallar gibi yaşayacağım bari.”der ve gıcır gıcır son model bir otomobil alır. Üniformalı bir şoför tutar. En ünlü terziye elbise diktirir, yeni gömlekler ısmarlar:

       Gömlekçi “Kod 16,yaka 39”diye ölçülerini alırken adam:

      

       37”diye düzeltir.

       Gömlekçi tekrar ölçüp “39” diye ısrar edince adam:

       “Yanılıyorsun. Ben yıllardır hep 37 yaka giyerim.

”der.

       Bunun üzerine gömlekçi omuz silkip:

       “-Siz bilirsiniz.”der.”Fakat sizi uyarıyorum.37 yaka giymeye devam ederseniz boğazınızı sıkar, gözleriniz patlar, kulaklarınız da uğuldar!”

       Bu millete hep 37 yaka gömlek giydirdiler ve giydirmeye de devam etmek istiyorlar. Fakat halk daha yemiyor.

       Artık millet kekle mekle, çayla simitle ve kahveyle kandırılmak istemiyor.

       Millet; aş, iş, hak, hukuk,adalet ve huzur istiyor.

       Millet artık kandırılmak istemiyor.

       Demokrasi  “aptalların değil, akıllı insanların rejimidir.”