ŞİMDİ OKULLU OLDULAR

Sn. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan hanımefendinin destekleri, Millî Eğitim Bakanlığımızın koordinasyonu, televizyon programı sunucusu Müge Anlı’nın öncülüğünde gerçekleştirilen “Okuma-Yazma Seferberliğinde; Fatih İlköğretim Okulu’nda iki buçuk ay içinde 80 saat diliminde 16 öğrenciye okumayı – yazmayı öğretmek nasip oldu. 19 yaş ile 70 yaş arası 16 bayan hemşehrimizin ilk öğretmenleri oldum.  Kursiyerlerin hayat öykülerini kaleme aldım.

 

ÇEVRENİN ETKİSİNDE KALMAK

HAVVA GÖÇMÜŞ (1999/…)

 

Zeki ile İrem Göçmüş’ün çocukları Adem, Havva, Bektaş Göçmüş ve ben Havva Göçmüş’üz. Evin tek kız çocuğuyum. Abim Adem Göçmüş Lise mezunu, benim küçüğüm Bektaş Göçmüş şimdi ilköğretim Beşinci sınıfa gidiyor. Bir tek ben okuyamadım. Neden mi? Bir evin bir kızı olduğundan biraz şımartıldım, her dediğim, her istediğim yapılıyordu. Okuyup da kendimi sıkıntıya sokmak istemedim. Bunun sebebi de çevremdeki kız arkadaşlarımdı. Üzüm üzüme baka baka kararır ya, benim rehberim de kızlar oldu. Oturduğumuz mahalle İstanbul’un kenar mahallesiydi. Biz ne dersek o olurdu. Öğretmenin baskısına, okulun sıkısına gelmek istemedik. Ailem ne kadar zorlasa da ben okula gitmedim. O zamanlar benim oyun arkadaşlarımın adı hatırladığım kadarıyla Fatma, Sibel, Elif, Cansel’di. Bu kafadarların içine bir de ben Havva katıldı. Okula gitmedik, okumadık. Ben 1999 doğumluyum. Daha 18 yaşındayım. O zamanki çocuk aklımla okuma yazmanın hayatımı bu kadar etkileyeceğini hiç mi hiç düşünmedim. Şimdi elimde ki talih kuşunun nasıl uçtuğunun farkındayım. Elimde kuşun tüyleri kaldı.

Büyüdükçe, aklım sardıkça okumaya karşı merakım da isteğim de arttı. Sokakta kendi emsalim kızları liseye, üniversite ye gidenleri gördükçe imrenirim. Boğazımdaki tükmük kurur, nefes alamayacak duruma gelirim. Belki siz bilmezsiniz nasıl bir acının, ezikliğin içimi kavurduğunu. Bazen güler geçerim, bazen hırçınlaşır kavga ederim çevredekiyle. Okuyamadığım için üzülüp ağladığımda o an göz yaşımın rengi bile farklı olur.

Ama olsun geç de olsa bir sınıfım, arkadaşlarım ve güzel bir öğretmenim var. Okumayı yazmayı öğretti bize. Tam öğrenemedik ama ben bunun peşini bırakmayacağım. Nasip olursa bütün okulları dışardan bitireceğim. İstediğim diplomayı alamasam da kendimi kurtaracak kadar okuyacağım.

Geçen gün babamla çarşıya gittik. Babam bana bir yazı göstererek oku bakayım kızım şurada ne yazıyor dedi. Bende; “2’inci el eşya ürünlerimiz” yazısını okudum. Babam “kızım daha bir ay olmadan bu kadar okudun, kim bilir iki ayda ne kadar güzel okursun. Aferin sana.” dedi. Babam o kadar duygulanmıştı ki dönüp bana; “Kızım Havva sen nereye kadar okursan arkandayım. Sonuna kadar, nefesim çıkana kadar seninleyim, yeter ki oku sana güveniyorum.” dedi ki babam da ben de bir anda duygulandık. Her ikimizin de gözünden yaşlar yanaklarımıza doğru akmaya başladı. Beni seven bir babam, benim çocukluğumda yaptığım büyük hatam vardı. Eğer ben önceden okusaydım gözümde hep polis olmak vardı. Kötülere, haksızlara fırsat vermezdim. Zararın neresinden dönersen kârdır. Şimdi bütün dikkatimi okumaya veriyorum.  (09.04.2018 PZT. FATİH İLKOKULU BAHÇESİ SAAT; 17:30, 17:50)

DEVAM EDECEK YARIN… DÜRİYE ÖZTÜRK: “İMKANIMIZ VARKEN, İMKANSIZLIĞA DÜŞMEK”