DOLAR DOLDU, DOLARDAN BANA NE

Hükümet Türkiye’nin 2017 yılında yüzde 7,4 büyüdüğünü her platformda dile getiriyor. Doğrudur yanlıştır onu tartışmıyoruz. Bu büyüme hızını nasıl yakaladı? Esas sorulması gereken soru budur.

                   Salı günü faiz %17,5 dan 19,2’ye,dolar 4,73’e,euro 5.48’e ve altının gramı da 192,8’e yükseldi. Ekonomistler, “Böyle bir ortamda yatırımcı bu yüksek faizle kredi alıp yatırım nasıl yapacak veya işletmesini nasıl büyütecek? Kullanacağı ara malı nasıl temin edecek?”diye soruyor.

                  Döviz Kuru ve dış borç:

2002                                                                                                                                2018

…………                                                 …………….

                                           Dolar 1,67 TL                                                 4,72 TL

                                           Euro 1,66 TL                                                 5,48 TL

                                           Dış Borç 129 milyar dolar                              325 milyar dolar

 

                  “Dolardan bize ne dolsa ne olur, dolmasa ne olur, biz kasaya dolana bakalım. Her şeyi getirip dolara bağlamanın anlamı yok. Çıkıyor, iniyor.”

                  Bu sözleri Başbakan Binali Yıldırım bir kaç ay önce dolar 3 lira olduğunda söyledi.

                  Hatta bazı TV kanallarının mikrofon uzattığı vatandaşlar, “bana ne dolardan. Bende maaşımı TL olarak alıyor TL olarak harcıyorum.”dedi. Hatta berberlerin bazıları “200-300 dolar bozdurana bir tıraş bedava” gibi açıklamaları TV ekranlarında gördük.

                 Ve bugün dolar 4 lira 73 kuruş seviyesinde.

                 20 gün önce 17,5 TL olan peyniri bugün 22 TL’ye,2 ay önce 1 TL olan simidi 1,25 TL’ye, 2 ay önce 75 kuruşa içtiğim çayı şimdi 100 kuruşa, 1,5 TL’ye aldığım ekmeği 2 TL’ye alıyorum. Hani beni dolar etkilemeyecekti?

                Nasıl gidiyor diye sorana, “yuvarlanıp gidiyoruz işte” diyoruz. Bu durum karşısında vatandaş  Bayıra karşı yatır beni, tırmala beni kaşı beni” şarkısını söylüyor.

               Ekonomist Remzi Özdemir şunları yazıyor Yeniçağ’daki köşesinde:

              “Gerçekten doların yükselişi bizi olumlu ya da olumsuz etkilemiş miydi?

               Dolardaki artışın günlük hayatımıza yansımasını bir kenara bırakalım ve 325 milyar dolar dış borcu olan Türkiye’nin ne kaybettiğine bakalım.

               Ekonomist Özcan Kadıoğlu hesaplamış.

             ‘Sadece bu yılın başından bugüne kadar 6,5 ayda dolar kurundaki artış sonucu reel sektörün dış borcu 112 milyar lira artmış.

              Peki, bu 112 milyar artış ile neler yapılırdı biliyor musunuz?

              6 adet Atatürk Barajı

              24 körfez köprüsü

              8 tane 3.köprü 

              5 adet Marmaray,  

              37 bin kilometre duble yol,                    

              6 bin kilometre hızlı tren demir yolu, 

              21 tane Avrasya geçiş yolu, ‘

              Türk şirketleri bu kadar yatırımı finanse edecek bir parayı kur zararı olarak yazdı.

              Şimdi bu hesaplar karşısında “bana ne şirketlerin parasından” diyebilir.      

              Hiç de bana ne değil.

              Dolarda ki bu artış bize enflasyon, develiasyon ve işsizlik olarak yansıdı.

             Bugün peynirin kilosunu 15 lira değil de 35 liradan alıyorsan bunun sebebi, işte bu kur zararıdır.

            OHAL sebebiyle şirket iflasları erteleniyor.

            Ama nereye kadar?

            Yarın senin oğlun-kızın bu iflas ve şirket küçülmelerinden dolayı işsiz kalırsa yine bu kur zararındandır.

             Eskiden Türkiye’de dolar yükselince ihracatçı sevinirdi.

             Ya şimdi?

             Kur 4,73 olmuş ihracatçı kan ağlıyor. Bunun nedeni Türkiye ihracatta kullandığı ara mamulleri yine dolar ödeyerek başka ülkeden ithal etmesidir.

             Anlayacağınız yapılan ihracat Türkiye’ye pek para kazandırmıyor.

             Gelelim Başbakan Binali Yıldırım’ın dolar dolsa ne olur dolmasa ne olur sözüne:

.            Evet! Dolar doluyor ve her doluşu bizi biraz daha felakete sürüklüyor.”

             Merkez Bankası’nın 5 lirayı zorlayan doları tutmak için yaptığı iki büyük faiz artırımı felaketin boyutunu gösteriyor.

            Bugün faiz 19,2 lira olmuş. Faizler burada da kalmayacak. Dolar FED’in faiz artırımı ile yeniden yükselişe geçecek.

            Bunun için Türkiye yine faiz artırımı yapmak zorunda kalacak.

            Mevduat faizleri yüzde 20’yi gördü. Piyasadan yüzde 20 faizle para toplayan banka, bunu yüzde 25 ile 30 bandında satmaya çalışıyor. Bir şirketin bu faizle kredi alabilmesi için ya kâr payının yüzde 30’dan çok daha fazla olması gerekiyor ya da kötü niyetli. Yani bu parayı ödemeyecektir.”

            Avrupa’da faizler yüzde 0,5 ile 2,5 arasında. Bankerler parayı bu yüksek faiz ortamında Türkiye’ye getirip milyar dolarlar kazanıyorlar. Bazı ekonomistler16 yıllık AKP iktidarı döneminde Türkiye’den yüksek faizden dolayı çıkan para 500 milyar doların üzerinde diyorlar.     

           Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz. Politikacı her şeyi söyler. İyi de cebindeki paranın her geçen gün biraz daha azaldığını gören, alım gücü eriyen ve fakirleşen bu halk neden onlara inanır?

          Cumhurbaşkanı “bizde metal yorgunluğu var.”mealinde açıklama yapmıştı.

          Bizde diyoruz ki dinlenme zamanı…

          Erbakan Hoca rahmetli de “AKP’ye oy vermek demek İsrail’e, ABD’ye, Yunanistan’a ve Türkiye’nin bölünmesine oy vermektir.”diyor.

          İnşallah her şey iyi olacak.