KARŞIDAKİ KOMŞULARIMIZ “TÜRKOSPOROSLAR” -3-

(MELİH ASAROĞLU’nun KİTABI)

“ATATÜRK’ÜN DEVRALDIĞI TÜRKİYE VE

ATATÜRK’ÜN YUNANİSTAN SİYASETİ”

Dünya tarihinde Mustafa Kemal Atatürk kadar zor koşullarda devlet idare etmiş ve bütün ulusu ayağa kaldırmış lider pek az görülmektedir.” Atatürk’ün askeri kimlik ve bilgisiyle iyi bir siyasetçi olması kolay bir iş değildir. Ancak zor durumlarda dahi insanlar, dahi düşünceleriyle ulusunu kurtarırlar. İşte o lider de Mustafa Kemal Atatürk’tür.

Melih beyin yazılarına devam edelim:

“Öyle ki 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyet ilan edildiğinde, sömürgeci devletlerin beklentisi, bu Cumhuriyet’in bu kadar dayanılmaz şartlar altında çok fazla dayanamayacağı ve çökeceği idi. İmparatorluk topraklarından geriye 1923 hudutları kalmıştı. Milyonlarca muhacir Anadolu’ya bin bir güçlükle kendini atabilmişti. Genç nüfus, 12 yıldan beri aktif bir şekilde cephelerde harp halindeydi ve sayısı azalmıştı. Genç nüfusun azaldığından dolayı askerlik süresi 5 yıl idi. “Ülkede toplamda 337 doktor vardı. Su şebekelerinde dahi sıkıntı vardı. Halkın neredeyse sağlıklı hiçbir tarafı bulunmamaktaydı ve ülkede ortalama ömür süresi 40 idi. Anadolu aynı zamanda eski asker kaçağı ve çetelerle doluydu.”

“Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” diyen Atatürk, Osmanlıdan yıkık dökük, savaşlardan bıkmış usanmış bir ülkeyi devralmıştı. Yok olmuş, emperyalistlerin darma duman ettiği bir ülkeyi önce kurtaracaksınız, sonra da küllerinden bir Cumhuriyet yaratacaksınız. Bugün de tüm dünyanın gıpta ve hayranlıkla baktığı Mustafa Kemal Atatürk’ten bahsediyoruz. “Zorunlu olmadıkça savaş cinayettir.” diyen, gerektiğinde savaştan kaçmayan, başarıya imza atan adamın adıdır, Atatürk.

Melih Asaroğlu’nun kitabından kısa kısa dip notları başlıkların altında sizlere anlatmaya çalışacağım. Tabi o kadar çok konu başlığı var ki ben sadece kendimce önemli bulduğum yerlerden anlatıyorum. Başka bölümler de sizlerin hoşuna gitmiş olacaktır. Benim gözümden kaçan belki de önemli dip notları sizler yakalayacaksınız.

“Ülkede kalan demiryolu işletmeleri belli merkezlerde idi ve onlar da yabancıların idaresi altındaydı. Türklere uygulanan kapitülasyonlarla ticaret yapmaları engellenmişti. Jandarma, en basit bir gayrimüslim (Müslüman olmayan) suçluyu yakalamak istediğinde, devreye konsolosluklar girmekte ve buna engel olmaktaydı. Ülkenin Karadeniz ve Doğu Anadolu Bölgeleri misyoner yatağı Amerikan kolejleri ile doluydu. Deniz yolları işletmesi dahi yabancıların elindeydi. Donanma, siyasi sebeplerle Haliç’te çürümeye yüz tutmuştu ve işgal güçlerinin eline geçmişti. Atatürk’ün devraldığı Türkiye, maalesef bu haldeydi; Genç Cumhuriyet’in, bütün sahalarda çok büyük işler başarması gerekiyordu ve nitekim öyle oldu. Memleketin zor koşullarında bizzat Atatürk tarafından, kimyadan arkeolojiye kadar çeşitli dallarda eğitilmek üzere Avrupa’ya öğrenci gönderildi. Sıtma ile mücadele başlatıldı. Deniz yolları işletmeleri millileştirildi. Her alanda millileşme ve kalkınma hamlesine girişti. “Her fabrika birer kaledir.” düşüncesiyle ülkenin temel ihtiyaçları ve üretimiyle ilgili fabrikalar art arda açılmaya başladı.”

“1925 yılında Türk Hava Kurumu kuruldu. Almanya’nın içerisinde bulunduğu durumdan yararlanarak teknoloji desteğiyle Kayseri’de uçak fabrikası kuruldu. Demir yolu hükümetlerin temel politikası oldu. Çünkü; Anadolu’ya medeniyet, demir yolu ağı ile gidecek ve bir çok yapılan yenilikler sırasıyla anlatıp gidiyor. Yazının sonunda Eleftherios Kyriakou Venizelos; 1934 yılında Atatürk’ü Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermiş ve şu açıklamayı yapmıştı.

“12 Ocak 1934, Atina Sayın Başkan; diye başlayan uzun bir mektup yazmıştır.

“Mustafa Kemal Atatürk, iyi bilmektedir ki Türk ve Yunan Milletini karşı karşıya getiren, sömürgeci devletlerin siyasetidir. Kan dökmek savaşmak kimsenin yararına olmamıştır ve olmayacaktır.” “Atatürk, sömürgeci devletlerin siyasetine alet olmamış, Milli ve Onurlu duruşuyla Türkiye’nin çehresini oluşturmuştur. Sovyetler ile imzalanan dostluk antlaşması, İran, Irak, Afganistan yaklaşan harp tehlikesi karşısında ulusuna güvenlik şemsiyesi oluşturmuştur.”

DEVAM EDECEK… YARIN: TÜRKİYE’NİN 2. DÜNYA SAVAŞI SIRASINDA TUTUMU VE YUNANİSTAN’A YAPMIŞ OLDUĞU YARDIMLAR