15 Temmuzlar biter mi?

 

15 Temmuz derken, demokrasi, milli birlik derken bu kavramların sıradanlaşması ile ilgili derin kaygılar yaşıyorum. Ülkemizin havasından mıdır suyundan mıdır bilinmez her şeye çabuk alışıyor ve her şeyi çabuk unutuyoruz. Bizi kendimize getirecek büyük sarsıntılara ihtiyaç duyuyoruz. Bazen sonuçları ağır olan büyük sarsıntılar bunlar.

15 Temmuz’un kimin elinden çıktığına dair toplumun neredeyse tümünün en küçük şüphesi yok. SadeceFETÖ’cüler inanmıyor kendilerinin yaptığına bu hain darbe girişimini. Çünkü onlar inkâr etme üzerine kurgulandıkları için çok kolay kendilerini bile inkâr edebiliyorlar.

Yıllardır askeriyeye, polis teşkilatına ve devletin her kademesine gizliden ve açıktan sızan FETÖ’nün elbette amacı devlete hizmet değildi. Çünkü onların hizmeti sadece kendilerineydi. Bunca yılın birikimi olan sızma çalışmalarının patlak vermesidir 15 Temmuz.  

Seni işe yerleştirmiş, soru çalıp sana soruları servis etmiş yani sana helal olmayan bir gelecek vermiş olan FETÖ, günü gelince de “Hadi kendi insanına silah sık!” dediğinde yapacak bir şeyin olmayacak. Emre itaat edeceksin. Çünkü öyle bir zihniyetle yetiştirilen bir güruhtan bahsediyoruz.

Çalıştırdığı elemanlarına maaşını bile vermeyen, vermediği maaştan himmet, gazete, dergi ücreti kesen bir zihniyet bu. Sorgulama yetisi elinden alınmış olanlar da nerede benim alnımın terinin karşılığı deme lüksüne bile sahip değildiler. Dedikleri an aforoz edileceklerini, ayaklarının kayacağını ve şefkat tokatı (!) yiyeceklerini biliyorlardı çünkü.

Mankurtlaştırılan bu kafalar şunu düşünemedi; onca okul, yurt, dersane, gazete, dergi, şirket, banka ve daha neler neler varken bizim himmetimiz de neyin nesi diyemediler. Çünkü himmet demek cennetin anahtarı demekti. Bu cennetin kimin cenneti olduğunu Türk milleti gördü ama bunlar yine göremedi.

Gazetelerinde yazdırdıkları ateistlere, ne olduğu belli olmayan vatan hainlerine akıl uçuran telifler verenler, kendi emrindeki sadık kölelerine maaş vermeyi bile lüks gördüler.

Peygamber Efendimiz’in bir hadisi var: Resulullah (asm) bir gün sahabelerine:”Ah keşke bana doğru, havuza gelen kardeşlerimi bir görsem de, içlerinde şerbetler olan kaselerle onları karşılasam. Cennet’e girmeden önce, onlara (Kevser) havuzumdan içirsem.”

Bu sözleri üzerine ona denildi ki:”Ey Allah’ın Resulü biz senin kardeşlerin değil miyiz?”

O şöyle cevap verdi:”Sizler benim ashabımsınız (arkadaşlarımsınız). Benim kardeşlerim de beni görmedikleri halde bana inananlardır. Mutlaka ben Rabbimden sizinle ve beni görmeden iman edenlerle gözlerimi aydınlatmasını istedim.”

Bu hadisteki kardeşler olarak sadece kendilerinin olduğuna inandırılan bir güruh var karşımızda. Kendileri dışındaki tüm cemaat ve tarikatleri yanlış yolda gören bir zihniyet bu. Hocasından bu gazı alanları kim durdurabilirdi ki. Bir bakmışsınız soruları çalıp kendi yandaşlarına verirken çıkar ortaya bir bakmışsınız tankın, helikopterin içinde kendi insanına silah sıkarken çıkar.

Gelelim bugüne. Hiçbir fetöcü yok ki bir adım geri atsın. Pişmanlığını ifade etsin. “Biz buralarda yaşam mücadelesi verirken bizi bu hale düşüren kişi Pensilvanya’da çiftliğinde sefa sürüyor.”  demiyor, gelen talimatlara kulak kesilmiş, “Elbet bu devran dönecek.” masalına kendini inandırmaya devam ediyor. Kalbinde zerre miktar kalmayan merhameti ile hoca(!)sına dualar göndermeye devam ediyor.

Devlet, millet sevdasını yüreğinde taşıyanlar kendi insanına silah sıkmaya kalkışmazdı. Demek ki gönüllere geçici sevgileri ekenlerden her şey beklenirmiş. 15 Temmuz bize bunu gösterdi.

Allah muhafaza, 15 Temmuz’da fetöcüler galip gelseydi hocasının emirlerini harfiyen yerine getirenler aldıkları emirlerle vatan evlatlarına yaşam şansı tanır mıydı? Bunu da unutmamak gerek.

15 Temmuzlar bitmez. Her an uyanık olmak gerek. Kalplere zerre şüphe ve rehavet gelmesin. Çünkü birileri köşe başlarında aziz vatanın düşmesini bekliyor. 24 Haziran seçimlerinde kimin nerede, kimlerle olduğunu da gördük. 

Rabbim dirliğimizi, birliğimizi daim eylesin. Bir daha bu aziz vatan toprağına kimse yan gözle bile bakmaya cesaret edemesin.