GEÇİNMEKTİR ÇARESİ

GEÇİNMEKTİR ÇARESİ

         Deniz, göl, daha doğrusu durgun bir sudaki dalgaların hafif bir yel eşliğinde nazlı nazlı dalgalanması, ya da başak verme hazırlığındaki buğdayların aynı rüzgâra uyarak yalap yalap üğürlenmesi, beni her zaman derinden etkilemiştir. Onlara uzun zaman bakar, dinlenir, derin düşüncelere dalarım. Eski yaşanmışlıklarıma giderim. Gelecekle ilgili hayaller kurarım. Bir anda gezip dolaşmadığım yer kalmaz.

         Balkonumun önünde kocaman yapraklarıyla ulu bir çınar yükselir boylu boyunca. Yağmur sonu tozundan toprağından arınan gümrah, yeşil yapraklar, tatlı bir poyraz esintisiyle sallanmaya başlayınca gözümün önüne denizin dalgası, buğdayın üğürlünmesi gelir. Düğünlerde gençlerin oyuna kalkmasını da bunlara benzetirim. Kıvrak müzik eşliğinde uyumlu ve nazlı nazlı sallanışların seyrine doyamam…

         Bazen de küçük parmaklarını birbirine kenetleyerek halay tutar gençler. Bir süre akıllı başlı halayı yöneten halay başı birden coşar, arkadaşlardan bağımsız, ama yine onlara ayak uydurarak çeşitli figürlerle neşeye neşe katar. Bunun gibi bizim çınarın yapraklarından bir tanesi var ki bir tanesi. Hareketleri yönünden aynen halay başına benziyor. Hıh demiş, burnundan düşmüş sanki.

         Belli belirsiz bir yel çıkmaya görsün. Kardeşleri akıllı uslu otururken ona bir telaştır düşer. Başlar çırpınmaya. Çırpına çırpına kendini helâk eder. Yel çoğalır, diğerleri oyuna kalkınca bizimki yerine oturur küskün gibi bir süre bekler. Bir süre bekler ama dayanamaz, yine fırlar piste. Artık ondaki coşku ve görülmemiş figürler herkese parmak ısırtır.

         Toplum hayatı da öyledir. “Düğüne giden oynar ölüye giden ağlar” demişler. Kimi gurupça efendi efendi, hanım hanımcık oynarken kimisi de deli fişek, bizim yaprak, ya da halay başı gibi neşeye neşe katar. Bazıları da benim gibi melül mahzun oturur. Vee, eve dönünce gördüklerini yazmaya çalışır.

         Bir eğlence gecesinde öğrencim, Nuray hocanım, beraber oynamamızı teklif etti. Bilsem seni kırar mıyım çocuğum! Yalnızken bir kere denedim de elim kolum misket derken ayaklarım, ille allı turna diyor. Anlaşamadılar…

         Neylersin, herkesin bir hüneri, bir yeteneği ya da ilgi alanı vardır. Herkes aklını beğenip almış. Kimseyi değiştirme hak ve yetkimiz yok Başta insan ve canlıları tümünü olduğu gibi kabul etmek zorundayız.

         Geçinmek istiyorsak bundan başka yol, bilmiyorum…