ENGELLİ AİLESİNİ ÖNEMSER

ENGELLİ AİLESİNİ ÖNEMSER

              Değerli Engelli dostum,

              Öncelikle başta duamızı edelim.

              “Allah’ım, bir engelli, engelli yakını olarak engellileri niçin engelli yarattığınızı biz sınırlı akıl ve beynimizle anlamaya çalışıyoruz ki, sen yüceler yücesi bunu bizden daha iyi bilirsin. Engelli olarak bizleri ailemize karşı daha bağlı olmamız, onları korumamızı, onları sevmemizi ve onlarında bizi anlamasını nasip eyle. Bu mektubumuzu okuyan insanların engellilere karşı bakışını olumlu değiştirmesini sağla. Bizi sana karşı, ailemize karşı anlayışlı yap. Şeytanın, kötü niyetli insanların şerrinden sadece sana sığınıyoruz. Amin”

                 Değerli engelli dostum,

                 Engelli insan önce kendisi ile barışık yaşamalı. Çok engelli kardeşimi kendisi ile kavga halinde görüyorum. Kendisi ile kavga halinde olan kimse kimdir biliyor musun? Başkalarına kızan onlara bir şey yapamadığı zaman da kendisine kızan sinirlenen, küfür eden, başkalarına kızdığı zaman eşyalara ve çevresine zarar veren insan kendi ile kavga halindedir. O kızdığı insanlar kendisini ciddiye bile almıyorlardır. Bu da insanın kendi ile kavga etmesinden dolayı zararı sadece kendi olur. Halbuki  biz kızarak onlara zarar vermek istemişizdir. Ama zararlı sadece biz çıkarız bu durumdan. O yüzden kendisi ile barışık insanlar, başkalarının hatalarına kızmayan insanlar, onlardan çok rahatsız olursa uzak durur. O yüzden engelli insan boş konuşan ve kendisine faydası olmayan gerçek manada sevmeyen ve  “seni seviyorum” diyerek kendisini istismar eden insanlardan uzak kalırsa zaten onlar bir dost kaybettikleri için zararlı olacaklardır. Bence sevilmesi gereken her engelli bir dosttur ve insanlar sevmek yerine alay ediyor ve engelliye zarar veriyorsa aslında onlar, dost oldukları zaman kendilerine manevi olarak çok fayda sağlayacak olan  “gerçek dost” tan uzak kaldıkları için zararlı çıkacaklardır.  

           Değerli dostum,

           Engelli insanlar olarak başkalarının gözünde bizim nasıl göründüğümüz değil, bizim kendi gözümüzde nasıl göründüğümüz ve Allah’ın bizleri neden engelli yaptığını anlamamız ve bunun değerini bilmemiz. Başkalarına kızmak, kendimize kızmak bir şeyi değiştirmez. Değiştirecek olan kendimizi sevmemiz, anlamamız ve bize zarar verenlerden uzak kalmamız. Biz kendimizi seversek gerçek manada ve değer verirsek başkalarının aşağılamaları ve küçümsemeleri bize zarar vermez. Ama başkalarına kızarak onlara bir şey yapamadığımızda kendimize kızmamız bize zarar verir. Biz ise zarar veren değil, önce kendimize sonra da çevremize faydalı olan insan olmalıyız. Kimse bizi anlamasa da bizim kendimize faydalı olmamız yeter.,

         Değerli dostum,

         Engelli insan önce kendini geliştirecek, güzel konuşmak, güzel davranmak, kitap okumak insanlara faydalı olmaya çalışmak,  işini daha güzel yapmaya gayret etmek, bu gelişme yöntemlerinden birkaç tanesi. İnsan kendini geliştiremezse başkaları O’nu kullanmaya hatta seviyor görünerek engelliler bile başka engellileri yanlış yönlendirmeye bakarlar. Bu yüzde okumak, yazmak ve bilinçli olmak önemli. Bilinçli ve bilgili insanı kolayca yönlendiremez ve kullanamaz insanlar. Bunun bilincinde olarak ben yaşıma ve konumuma bakmadan bolca okur, engelli olmanın avantajlarını avantaja dönüştürmeye bakarım. Başkaları bizi istedikleri gibi yönlendiremeyince bize kızarlar ama kızsınlar, kimse kimsenin her dediğini yapmaya mecbur değiller. İnandığımız ve bildiğimiz değerlere bağlı olarak çalışmalarımıza devam etmemiz lazım.

        Değerli Kardeşim,

       İnsan kendini geliştirdikten sonra ailesini de önemseyerek onların gelişmesine de çaba gösterir. Çocuklarına kitap hediye eder. Yakınlarında olan yazar, güzel düşünen ve konuşan insanları çocukları ile ziyaret eder, onların özel günlerinde bulunmaya bakar. Bu insanları  “seviyor gibi görünmez” gerçekten sever. Onların kitaplarını hediye eder, okullara davet edilmeleri için çaba harcar. Çocuğuna kitap ve yazar sevgisi aşılamayan anne ve babanın da   “ ben çocuklarımı çok seviyorum “  sözü bana boş gelir o yüzden. Ama bizde yazar ile güzel düşünen ile alay edilir. Kendi gibi boş konuşan insanlar dost kabul edilir. Dikkat edelim ki, burada okumaktan kastım “ güzel meslek sahibi olmak” değil, faydalı ve genel kültürü yükseltecek kitaplardan bahsediyorum. Bunu çocuklarına aşılamayan anne “çocuğum okumuyor” demesin. 

           Değerli dostum,

           Engelli insan ağzıyla kuş tutsa bazen en yakın aile fertleri dahil onu kabullenemiyor. Çünkü muhtaç olan engelli topluma daha cazip geliyor. Kendileri muhtaç olan engelliye yardım ettiği zaman kendilerini “çok sağlam” zannediyorlar. Nefislerini okşuyor yani. Ama engelli okuyup da bilgili olunca, topluma yol gösterecek konuma gelince çok insan kabullenememe veya kıskanma yoluna gidiyorlar. Onlara sorarsan” böyle şey yok” diyorlar ama davranışları onları yalanlıyor.

           Değerli dostum,

          Burada amaç toplumu kötülemek değil de  “seviyor gibi” görünen insanların gerçekten seviyorlarsa bunu davranış ve eylemlerine yansıtmalı. Bir yetkili engelli yazar ve sanatçıyı seviyorsa O’nun çalışmalarının geniş kitlelere ulaşmasına çaba harcamalı. Engelli olana “ paramız yok” deyip de sağlam olana imkan sunan insan pek inandırıcı olmuyor. O yüzden bunları da göz önüne alarak engellileri ciddiye almayan insanı  “gerçek engelli” olarak algılarım ben. 

              Sevgili dostum,

             Diğer insanlarda olduğu gibi pek çok engelli kardeşimiz de okuyan, gelişen ve her şeyden faydalanarak bir konuma gelen engelli insanlardan faydalanmak yerine kendisi gibi yerinde sayan insanlarla oturup konuşmayı daha sevimli görüyor. Böyle insanları da kendini akıllı zanneden insanlar kullanmaya bakıyor. Gerçekler anlaşışlınca da zarar gören gene saf temiz insanlarımız oluyor. O yüzden engelli olmayan bir kere düşünecekse engelli olan üç kere düşünmeli çevresindeki insanların niyetlerini.

         Değerli dostum,

        Çocuklarımız geleceğimiz Hz. Ali “ Çocuklarımızı kendi çağımıza değil, onların çağına göre yetiştirelim” derken ne güzel söylemiş. O yüzden çocuklarımızın gelişimine bizim gelişimimizden daha çok önem vermeliyiz. Ama ne yazık ki çok yerde çok insan oturup dedikodu yapmaktan çocuklarının gelişimine zaman bulamıyor. Çocuğu sevmek demek ona evler yığarak onları tembelliğe sevk etmek olduğunu zannediyorlar. Çocuklara servetten çok bilgi ve sevgi lazım.

  Değerli dostum,

   Mektubumuzu noktalamadan önce de duamızı edelim.

    “Allah’ım  

      Benim gelişmemi,  başkalarından daha çok değil başkaları ile beraber gelişmemi, çocuklarıma vatan millet ve ilk emrin “ oku” sevgisini nasip eyle. Önce beni, sonra ailemi ve insanlığın gelişmesine vesile kıl. Onların başkalarına muhtaç olan, onların oyununa gelen değil, başkalarına liderlik eden onları aydınlatan gerçek manada seven, mal ve mülkün makamın peşinde değil bilgi ve sevgilerin peşinde koşan senin rızana kavuşmak için çaba harcayan insanlar olmasını sağla. Bunu yapacak güç sende var. Buna gidecek yolları sen bizden daha iyi biliyorsun. Şeytanın ve bizi yanlışa yönlendiren  şeytan ruhlu insanlardan bizi sen koru Yarabbi. Amin”