GÜLÜN DİKENLERİ

GÜLÜN DİKENLERİ

Süleyman Erkan

(02.08.2018)

 

Diken gül dalının nöbetçi askerleri gibidir. Dal kuruduktan sonra bile sert bir şekilde kalır.

Gülle bülbül tanıştıktan sonra bülbül güle delicesine aşık olmuş. Nasıl aşık olmasın ki gülün kırmızısı, sarısı, beyazı, moru, siyah renklerinin yanında görüntüsüyle göz ziyafeti, kokusuyla beyne sevgi, mutluluk veriyordu. Güneş doğmadan tan yeri ağarınca bülbül gül dalının üzerinde tüm bildiği şarkıları, türküleri kendi dilince söyler. Bu sevgidir bir canlının bir ağaca sevdası. Bizde sevdalanırız denize, göle, ormana şelaleye güzel olan her şeye… Gülün bir tek bülbül müdür misafiri? Karıncalar, kelebekler, arılar, gülü sevgilisine götüren aşıklar.

Gülü dalından koparıp götürenlere kızıyorum. Sevgilisine bir gül kadar olamayanlar, gülü incitip dalını kırıyorlar. Sevgiyi karşındakine veremiyorsan ne gülü incit ne de dala dokun. Gülüm.

 

Gül dikensiz olmaz, dikende gülsüz. Birbirini tamamlar her ikisi de erkekle kadın gibi. Sevmek sevilmek güzel şeydir. Zamanında yerinde, değerini bildikçe. Her beğendiğin maddenin, cismin bir değeri vardır. Bedelini ödemeden ulaşılanların değeri yoktur. Gülü koparacaksan eline gülün dikeni batmalı. Dalından koparılan gül nasıl ki canından oluyorsa, eline batan dikenin sızısı bir süre beyninden gitmeyecek ki değerli olsun. Sevdiğine verdiğin değer bilinsin.

Gülü güzel sözlerde şarkılarda, türkülerde, şiirlerde sevdiklerimizin isimleriyle över beğeniriz.

Hiç dikkatinizi çekti mi bilmem, gülün yeni sürgün dalı, dünyaya yeni gelmiş bir bebek gibi narin, çaresiz, bakıma, beslenmeye muhtaçtır. Bir o kadar da sevimli güzeldir. İlk sürgün dalındaki yaprakları sarımtırak, kırmızıya meyilli, yeşilin açık tonunu görürsünüz. Dikeni sertleşmemiş, otsu yumuşaktır. Yeni sürgüne bakarsanız gül kadar anlamlı, güzel görüntüleri bir arada bulunduran, çok sesli bir müzik gibi renk armonilerini sergiler bizlere. Bu filizde be gülü ne dikeni bellidir. Bazen dikensiz gül arayanlar gülsüz yaşarmış. Bir cismi ve varlığı ne kadar seversek sevelim, sana uyman mutlaka bir yanı vardır. Dikeni inciten biliniz ki gülü koparmak üzeredir. Gülün kökleri bulunduğu toprakta,  gül dalında güzeldir. Saksıda ki güller insan bencilliğine mahkum olmuş, kavanozdakiler solmayı bekleyen güzel gül demetidir.

Her doğru söz acıtır içimizi. Bildiğimiz işimize gelen, kolay olan şeyleri severiz. Doğru sözlere önem ve değer veririz, gülün dikenleri batsa da kanatsa da ellerimizi. Gülün bütün çilesini, cefasını mevsim boyu çeken yaprağıdır.

Gül yaprağı olmak kolay değildir. Gülü büyütüp, dikenle birlikte kanatlarının altında saklar, onlara nefes verir. Gülü yolcu ettikten sonra da kendisi sonbaharda toprağa düşer. Gül yaprağı olmak kolay değildir.

 

Hayatın tüm zorlukları omuzlarındadır. Yolda, evde, iş yerinde, tarlada, bahçede, toplum içinde yaşamın her köşesinde uyumlu bilgili, çalışkan fedakar olmaktır gül yaprağı. Sonrada bulunduğun ortamda gül gibi yaşayıp gideceksin. Gül gibi geçinmenin yolu iyi eğitim almış olmalısın, bilgi birikimini güzel cümlelerle anlatmalısın. Toplum süzgecinden empati kurarak, süzülerek geçmelisin. Hayatta gül yaprağı yeşilliğinde gülle uyum sağlamak varken, gül yaprağının kezbi*si olup gül dalını kurutmanın ne anlamı var. Dalın yaprağı olmalı, tomurcuğu gülü olmalı. Bazen diken olup ele kalbe batmalı. Diken gibi gülü koruyucu olmalı. Çevreye zarar verenlere, yalan söyleyip, haksızlık yapanlara, mazlumu ezenlere karşı, sevdiklerinize gül dalı gibi eğilin. Sizi koklasın okşasın.

Yüreğinizdeki güller gül gibi açılsın. Gülenin gönlü de, gözü de, eli de, dili de, bereketlidir. Sevilin sevin, güller gibi gülün.

*Kezbi: Güllerde rastlanan bir hastalık. Karıncadan ufak siyah bir böcek.