Gezmeler…

Gezmeler…

 

Hani hep sorulur ya, çok gezen mi bilir, çok okuyan mı? diye. Hep düşünmüşümdür niye ikisini kıyaslayalım diye... İkisi de insanın yeni şeyler bilmesine vesile oluyor ne de olsa.

            Gezmenin öğreticiliğini okumanın perçinleştirdiğini düşünenlerdenim. Yahut da okumanın öğreticiliğini gezmenin kuvvetlendirdiğini de diyebilirim. İkisi bir arada olduğunda daha kıymetli demem o.

            Bir Tokatlı olarak çevre illeri gezer, biliriz. Bilhassa Amasya’da Yeşilırmak’ın içinden geçtiği şehir olarak daha bir kıymetli bulunduğunu, turizmde Yeşilırmak ve tarihi konakların daha bir iç içe olduğu biliyoruz. Şimdi Tokat’ımızda Yeşilırmak’ta Kanal Tokat projesiyle saltanat kayıklarının yüzdürülüyor olmasıyla Amasyalıların Tokat’a gezmeye geldiklerini duyuyor, görüyor, okuyoruz. Amasya’da kayık yüzdürülmüyor nitekim. Yani bir farklılığımız olmuş onlardan ki, bu kez Amasyalıların Tokat’a gelmesine yol açmış.

            Amasyalılar Tokat’ımızı gezdiklerinde görecekler elbet güzellikleri de eksikleri de. Eksiklerimizin başında “çevre temizliği” geliyor. Bunu görmezden gelmemiz bize kaybettirir. Yiyecek ve içecek atıklarının ulu orta atılması, bilhassa ırmak suyuna doğru fırlatılmış olması medeni yaşamımıza derin bir yara açıyor. Bu konuda dikkatli olmayı, daha hassas davranmayı sık sık vurgulamalıyız. Örnek yatırımlara örnek davranışlar yakışık olsa gerek.

            Türkiye’mizin gezilecek, görülecek nice güzel yerleri var. Ve elbet okunacak nice kıymetli eserler. Gezmelerle okumalarla bilgi birikimimizi perçinleştirmek dileğiyle…