HER ŞEY GARANTİ DEMEYEN OĞLUM

HER ŞEY GARANTİ DEMEYEN OĞLUM

Sevgili oğlum,

Öncelikle bu mektubumuzun herkesin anlayacağı şekilde sunmamıza yardımcı olması için Rabbimize dua edelim.

“Allah’ım, sen bu mektubumuzu yazana kuvvet, güzel sunum yapma ilhamı, okuyana da anlama ve başkaları ile de paylaşma imkanı ver. Bu mektubu okuyan anlasın,  başkasına anlatsın. O da başkasına öyle ki her okuyan hatasından ders alarak daha çok gayret ederek çalışsın ve başarsın.

Sevgili Oğlum,

Biliyorsun 3 aşamalı bir sınava girmiştin ve ilk iki aşamada sınavın iyi geçmesi üzerine “nasıl olsa son sınav da böyle kolaydır “diye düşünerek son sınava çalışmayıp arkadaşlarınla gezmeyi tercih ederek “çantada keklik” deyimindeki gibi rehavete kapıldın. Sonunda korkulan başa geldi ve yeterince çalışmadığından sınavın iyi geçmedi. Tabii son pişmanlık fayda etmediğinden dolayı da kimseyi suçlama hakkın olmadığından dolayı da bu sana “bir musibet bin nasihattan hayırlıdır” diyerek ders aldığını gösterdin. Ama gerçekten ders almamışsan ilerde “tarih tekerrürden ibarettir” misali gene hata edersen başarısızlıklar kaçınılmaz olacak.

Sevgili Oğlum,

Hayatta hiçbir şeyin garantisi yoktur ve senin düştüğün hatalardan dolayı her gün milyonlarca insan hatalarını telafi etmek için daha çok zaman ve para harcamak zorunda kalıyorlar.

Sevgili Oğlum,

Senin yaptığın bu hataya daha çok senin gibi gençler düşlüyor. Ben de düştüm. Lise 1’de iki sene üst üste sınıfta kalmışken bir anda hatamı anlayarak daha çok çalışarak iki kere Üniversite tamamlamak da nasip oldu. Bunu sen de biliyorsun. Benimle beraber sınıfta kalanlar mücadeleyi bıraktıklarından sonradan pişman oldular ve bu pişmanlıkları da bir ömür boyunca devam etti. Pişmanlıklar yaşamamak için hatanın neresinden dönülse kardır.

Sevgili Oğlum,

Başarının temel şartı çalışmaktır. Büyük başarıların şartı ise daha çok çalışmaktır. “Ben çalıştım da başarılı olamadım” bahanenin en büyüğüdür ve yeterince çalışmayınca başarısızlık gelir. Ama insan yetersizlikleri ile yüz yüze gelmek, kabullenmek istemediğinden başarısızlıklarından ders çıkarmak yerine hatalarını başkalarına çoğu zaman hocalarına veya başka şeylere yüklemeye çalışırlar. Halbuki hata bireyseldir.     Olumsuz insanlarda genelde hataları görerek insanları yüreklendirmek yerine vazgeçirmeye çalışırlar. Bu da onlara “bak ben hatalıyım ama o da hatalı” diye övünme fırsatı yakalamak içindir. Gerçekten senin başarılı olmanı isteyen hatanı gösterir ve gayretle yola devam etmen için sana destek olur ve “Asla vazgeçme, başka seçeneklerinde var” der. Tıpkı baban gibi…

Sevgili Oğlum,

Bana da hayatta çok “başaramazsın” diyenler oldu. “Bu engelli Üniversite okuyamaz, hatta liseyi tamamlayamaz” diyenlere ben iki Üniversite diploması ile cevap verdim. “Bu Türkçe konuşamaz, Türkçesi bozuk” diyenlere okuyanın sürükleyici dediği 6 kitap yazarak verdim. Sana etkili mektuplar yazarak verdim gereken cevabı ama anlamayan “ben illa da olumsuzlukları görerek, muhatabımın moralini bozacağım” diyenlere de bir şey diyemeyiz ki. Onlardan uzaklaşmak en güzeli. Allah da Kur’an da bunu emreder zaten.  Olumsuz insana selam diyecek geçecek ve güzel olumlu düşünen insanlar ile muhatap olmaya gayret edeceksin ki hayat güzel olsun.

Sevgili Oğlum,

Lise ve Üniversite hayatı çok farklı şeylerdir. Lise de af edilen şeyler Üniversitede kolay kolay af edilmez ve seviye yüksektir güzel ve kaliteli Üniversitelerde. Çünkü başarılı insan yetiştirilen Üniversiteler disiplini sıkı tutarak sınav sayısını artırarak kaliteyi de artırma hevesindedirler. Mış gibi insan yetiştiren Üniversiteler ise sınav sayısını az ve disiplini gevşek tutarak mezun ederseler de öğrencinin kendi çabası ve gayreti yoksa o zaman hayatta da başarısı düşük olacaktır. Bu yüzden sen en çok gayretle en kaliteli insan olmaya bakacaksın. Bizim senden beklentimiz bu. Bu tavsiyelere uyarsan ve disiplinini artırarak, hatalarını da aza indirirsen başarısızlıklar başarıya dönüşecektir.

Canım oğlum,

Artık yaşı 20’ye yaklaşmış insan olarak sorumluluk duygunun da artarak okulda ve hayatta  başarılı olman gerektiğine  inanarak, arkadaşlıklarını, başarısızlıklarını ve başarılarını gözden geçirerek artı ve eksi değerlerini de  görerek  kendini hesaba çekip,  hatalarını  yok edemesen de asgari düzeyen  indirmeye gayret etmelisin. Hatalarını ne kadar azaltırsan başarın da o kadar artacaktır. Bunu sen benden de iyi bilirsin de ben hatırlatayım dedim.

Sevili oğlum,

Arkadaşı sevmek her zaman onunla beraber olacağımız anlamına gelmez. Arkadaşa zaman ayırdığımız gibi ailemize, işimiz varsa işimize ve okulumuz varsa okulumuzu da ciddiye alarak onlara da zaman ayırmalıyız. Belki lisede arkadaşlarımıza zamanımız çok olabilir ama Üniversite öyle değil. Üniversite meslek edinme eğitimi veren ve iş ağırlıklı, hayatı anlatan bir eğitim kurumu. Sana der ki “Artık büyüdün ve ergen oldun. Lise, Üniversiteye benzemez. Arkadaşlıklardan çok meslek öğrenmek, hayatı anlamak zorundasın. Hayatta sadece arkadaşlıklar ve aşk yok. İş ve aile yaşantısı da var. İşini önemse. İşini önemsemeyeni, ailesi de arkadaşları da önemsemez. Burada iş öğreniyorsun, ayağını denk al, aklını başına topla” der. Bu mesajı iyi alan insan da tedbirini ona göre alarak hayatta başarısını kendi tedbiri ve çalışması ile kendisi belirler çoğu zaman. Hayatın bize verdiği mesaj çok açık ve net. Bunu  iyi anlamanı dilerim.

Sevgili oğlum,

      Allah’ım,

Bu mektubun verdiği mesajı aldım. Okudum ve hayatımı anladım. Babam benim ve tüm gençlerin iyiliğini isteyen onları ve beni anlamaya çalışan insan. Babama inanıyorum ve seviyorum O’NUN mektubunu okudum ve anladım ve anlatacağım.” diye dua etmeni beklerim.

Ben de duana candan “amin” derim.