İNCECİK

İNCECİK

Çok sevdiğim öğrencim, meslektaşım, emekli edebiyat öğretmeni anlatıyor:

“Liseye bir konuşmacı geldi. İzzet ikram gördü. Salona geçtik. Salonu öğrencilerimiz lebalep doldurmuşlardı. Kürsüye çıkan konuşmacı, dinleyicileri selamladıktan sonra konuşmasına Karac’oğlan’ın bir şiiriyle başladı.  

“İncecikten bir kar yağar

Tozar Elif Elif diye…” 

Burada durup salona bir soru yöneltti. Şiirde geçen inceciğin anlamını biliyor musunuz? Çoğunuz, “İnce ince” dersiniz değil mi? Bir öğrenci, “Evet!” dedi. Siz öyle bilirsiniz diye sürdürdü, konuşmasını. “Efendim dedi. Ben Kahramanmaraşlıyım. İlimizin köylerinden birinin adı “inceciktir. Üstelik İncecik Köyü’nün kadınlarının çoğunun adı da eliftir.

Karac’olan’ın yolu incecik köyüne düşer. Sohbet sırasında köyün adının İncecik, kadıların ekseriyetinin adının da elif olduğunu öğrenir ve köyden ayrılınca köye nazır bir tepeye oturup bağlaması eşliğinde bu şiiri söyler.”

O sırada yanımda oturan okul müdürümüz, “Ağabey dedi, sen biliyor muydun İncecik Köyünü?” “Yook dedim ilk defa duyuyorum.” Bu yanıtımdan memnun olmayan müdür bey, konferans boyunca ara ara bana baktı ama memnun olmadığı her halinden belli oluyordu. Belki de benim için edebiyat öğretmeni olmuş ama “İncecikten bir kar yağar “ şiirinin öyküsünü bile öğrenememiş. Bir de edebiyat öğretmeniyim diye geçiniyor diye mi düşündü acaba? (Sanki edebiyat öğretmenleri tüm şiirlerin yazılış öyküsünü bilmek zorundaymış gibi…)

Adam konferans vermeye değil, Kahramanmaraş’ın reklamını yapmaya gelmiş sanki. Ne imiş efendim? Kahramanmaraş’ta incecik diye bir köy varmış da Koskoca Karac’oğlan, o köye gitmiş ve köye izafeten şiir yazmış ta... Be hey gafil, ne köpürtüp duruyorsun “Güzeller durağı Tokat engürü” dizesi tüm kaynaklarda apaçık ortadayken biz, Tokatlı olarak gündeme getirip öğünüyor muyuz, senin gibi?   

Ondan sonra ne kadar kaynağa başvurduysam şiirle ilgili ne Kahramanmaraş, ne de İncecik Köyü’ne dair bir kayda rastladım. Konferans boyunca ne deyip ne koduğunu hiç anlayamadım. Çünkü kafam, sürekli müdür ve müdürün manidar bakışlarıyla meşguldü. 

Böylece adam, yalnız memleketinin reklamını yapmakla kalmadı. Müdürümle aramıza bir de nifak soktu, bilerek ya da bilmeyerek.” 

Dinledik. Gördüm ki sevgili öğrencim ve meslektaşım, emekli olmasına rağmen olayın etkisinden hâlâ kurtulamamış ve içine sindirememiş ki ilk fırsatta aynı olayı konu edip anlatarak rahatlamak istiyor.

Paylaşayım da rahatlamasına yardımcı olayım istedim.

Not: Kahramanmaraşlı Mahsuni Şerif de “incecikten bir kar yağar /  Fakirlerin üstüne” diye bir şiir yazdı ama ne incecikten, ne de Kahramanmaraş’tan söz etti. Konuşmacının iddiası kafadan atma mıydı acaba?