LEVENT YAZICI UNUTULUR MU?

LEVENT YAZICI UNUTULUR MU?

Mustafa Uçurum

Yazı arşivime şöyle bir göz attım da Milli Eğitim Müdürümüz Levent Yazıcı ile ilgili yirmi dört yazı yazmışım. Başka konularda yazarken değinilerimi saymadım bile. Yazıların genel konusu “kitap-okumak- kültür-sanat” üzerine idi. Bunu şunun için söylüyorum; Levent Hocamız Tokat’ta iken de kıymetini bilenlerdendik. Tokat’tan ayrılırken arkasından süslü cümleler kuranlardan olmadık şükür. Bunu edebiyat dünyası için de yapanlardanım. Bir değer gördüğüm yazan yaşarken değerinin bilinmesi için cümleler kuruyorum. Sonradan ne kadar söz söylesek çok da tesiri olmuyor.

“İz bırakmak” deyimini tam anlamıyla yerine getirerek hak ettiği bir göreve geldi Levent Yazıcı Hocamız. Kısa süreli de olsa bir İstanbul deneyimi vardı, şimdi tam anlamıyla içindeki bitmek bilmez enerjisi ile İstanbul’da yapacak çalışmalarını.

Tokat’ta okuma kültürünün mimarıdır Levent Hocamız. Sadece “Herkes kitap okusun.” diyerek bir kenara çekilenlerden olmadı hiç. Bütün yoğunluğuna rağmen okumayı da ihmal etmeyerek çalışmalarını yaptı. İlkokul öğrencilerinden tutun da idarecilere kadar okullarda herkesin ilk gündemi hep kitap oldu. Okullu okulsuz herkes kitap okudu Tokat’ta.

Sıradan bir idarecilik değildi Levent Yazıcı’da gördüğümüz.  Abartısız söylüyorum; Tokat için ikinci bir Recep Yazıcıoğlu oldu Levent Hocamız. Sabah 7’de de gördük onu okulların bahçesinde, akşamın bir vakti de. Okulun açık kalan ışığından tutun da yıpranmış bayrağına, açık kalan musluğuna kadar her şeyden haberdar olan bir idareci idi. Okul inşaatlarının ilerlemesi de onun gündemindeydi, tamirat işlerinin nasıl gittiğini de bizzat takip ederdi. Nasıl ki Recep Yazıcıoğlu’nu Valilik binasında bulmak mümkün değildi; aynı şekilde Levent Yazıcı’yı da odasında bulmak çok kolay değildi. İlçe, köy, kasaba ya da herhangi bir okulun programında karşınıza çıkabilirdi.

Kendisinden istenen herhangi bir şeye karşı istekte bulunanın bile umutsuz olduğu bir anda çözüm yollarını da bulan bir Levent Yazıcı’yı tanımış oldu Tokat.

Neredeyse bütün kültür-sanat içerikli programları birlikte yaptık Levent Hocamız ile. Sahne çevresinde Ali Bal Hocam ile benim olmam gerekirken, kendisinin protokoldeki yerinde keyifle programı izlemesi düşünülürken bizi bir an olsun yalnız bırakmadan yürütürdü program akışını. Bütün programlarda aynıydı durum.  Böyle olması mı gerekir? Bunun cevabını da başka illerde görev yapan arkadaşlar milli eğitim müdürlerini gözlerinin önüne getirip cevaplayabilirler.

İz bırakarak şehrimizden ayrılıyor Levent Yazıcı. Tek arzumuz; onunla birlikte şehrimizde başlayan güzelliklerin devamının sağlanması. Önemli olan da budur zaten. Bizler bu şehirde onun adını yaşatmak istiyorsak ondan aldığımız tüm güzel yanları yaşatmalıyız.

Elbette; yan gelip yatmayı seven, yine mi proje diyen, kitaplardan gına geldi diyen güruh belki rahat bir nefes alır Levent Yazıcı’nın gidişiyle ama işini doğru yapamamanın huzursuzluğu onları rahat bırakır mı bunu da düşünmek gerek.

Levent Yazıcı adının anıldığı her ortamda söyleyecek söz bulamayıp da aynaya bakmadan asılsız isnatlarla, yapılan tüm çalışmalara bir kulp takmaya çalışanlar için de bir sevinç kaynağı olabilir bu ayrılık. Hem de sosyal medyada yapmacık veda cümleleri eşliğinde yaparlar bunu. Böylelerine de alışıyor insan.

İstanbul Milli Eğitim çok şanslı. Enerjisini şehrin tümünde hissettiren bir il müdürü ile çalışmanın coşkusunu ve mutluluğunu yaşayacak İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde görev yapan herkes. Yeter ki çalışmaktan, görevden kaçan tipler olmasınlar. Kendileriyle birlikte koşacak bir Milli Eğitim Müdürü gönderiyoruz biz Tokat’tan İstanbul’a.

“Levent Yazıcı unutulur mu?” diye sormuştum başlıkta. Bu millet kendine hizmet edeni, kendi gibi olanı unutmaz. Dün Recep Yazıcıoğlu nasıl unutulmadıysa bugün de Levent Yazıcı unutulmayacaktır. 

Değerli Hocam Levent Yazıcı’ya Rabbimden kolaylık diliyorum. Hayırlı uğurlu olsun yeni görevi, başarıları daim olsun.