HAYATTA BİZE VERİLENLER VEYA BİZİM ALDIKLARIMIZ

HAYATTA BİZE VERİLENLER VEYA BİZİM ALDIKLARIMIZ

Merhaba Sevgili oğlum,

Sana ilk mektubu yazdığım zaman sen 27 aylık bir çocuktun. Sana yazdığım mektubu gösterdiğim zaman sen, daha önce sana öğretildiği için sadece a ve o harflerini tanıyarak onları bana gösterebildin. Başka bir şeyden anlamadığını söyledin. Hayatta da aynen böyledir. İnsanın bildiği hayatta kendi kendine öğrendikleri, ailelerinin verdiği aile kültürü, okuldan aldıkları bilgi ve deneyim, çevreden ve arkadaşlarından fark ederek veya fark etmeden edindikleri alışkanlıklar, en önemlisi de senin iradenle hayatta karşılaşacağın olaylara karşı göstereceğin tepkiler senin ilerde kişiliğinin oluşmasına sebep olacaktır.

Sevgili oğlum,

Sen sınırlarını bildikçe ve bir kişilik oluşturdukça, çevrende hiç kimse sen istemedikçe yanlış düşünce ve görüşleri ile yanlış bilgilerini sana aşılayamayacaktır. Güçlü iradenle sen çevrenin sana aşılamak istediği ama senin inanmadığın davranış ve fikirlerini ret edersen, insanlar sana sen istemeden zorla hiçbir şey veremeyecektir.

Canım benim,

Tabii ki ilerleyen yaşlarında sana bazı şeyleri zorla vermek isteyen arkadaşların, belki de ailen ve öğretmenlerin  inançlarını, kendi doğru bildikleri ama senin doğru olarak algılamadığın hayat  felsefelerini,  davranış biçimlerini empoze etmeye (sana kabullendirmeye) bakacaklardır. Ama sen sana verilenleri çok güzel bir süzgeçten geçirerek doğru ve yanlışlarını ona göre biçimlendirirsen, zamanla göreceksin ki hayat sana ilerde “keşke..” diye pişman olmayacağın güzellikleri sunacaktır.

Sevgili oğlum,

Hayatta kendisine verilenleri süzgeçten geçiremeyerek, hemen kabul eden, okulda öğretilenlerin doğru mu yanlış mı olduğunu düşünmeden papağan gibi ezberleyen, takdirnamelerle, teşekkür belgeleri ile okul tamamlayan ama bunların doğru olup olmadığına hiç bakmadığı için hayatta bocalayan ve çok çalıştıkları halde hiçbir şey olamayan insanlara rastlayacaksın. O zaman bize verilenler ve bizim hayattan aldıklarımızın ne kadar önemli olduğunu ve bunları bir süzgeçten geçirmenin ne kadar önem arz ettiğini de o zaman anlayacaksın.

Sevgili oğlum,

Bir insan okula gider, bir aileden de eğitim alır. Eğer ailevi gelenekleri ve hayat tarzı ağır basarsa o zaman aile gelenekleri onun hayatında ağır basacak, okuldan öğrendikleri belki de okul tamamlandığı zaman unutulacaktır. Okuma yazma hariç. Çünkü insanın hayatında onu kuşatan çevrede aile, arkadaş, toplumun baskısının önemli yeri vardır. Hayatında denge kuramayan insanlar bunların en az birinin en baskın etkisi altında kalacaktır. Mesela hayatta çok zaman duyarız, “Ailesine ne kadar bağlı çocuk”,  veya “Okudu da adam oldu artık ailesini ve yaşadığı şehri beğenmez oldu” gibi. Bazen yaşlı kadınların küçükken sana karşı “Bunun böyle olduğuna bakma, bu zamanla büyür de seni ve beni beğenmez” dediklerine her zaman şahit oluruz. Bunlar insan hayatında olan etkin çevreye en güzel örnektir.

Sevgili Oğlum,

Yeryüzünde insanların amacı önce kendi kişiliklerini geliştirerek, güzel bir eğitim alarak sonra bir gruba, belli bir sosyal çevreye dahil olarak insanlara etki etmektir. Kimi insan ise sosyal olmayı ret ederek, bir işe ve aileye sahip olduktan sonra evi ve işi arasında sıkışıp kalan bir hayat sürerler. Şüphesiz ki, bir kısım insanlar hariç. Herkes kendi yaşadığı hayatın ideal bir hayat olduğuna inanır. Bir baba olarak ben de sana doğru bildiklerimi bu mektuplarla anlatacağım, sonra sen okuldan ve edineceğin çevreden, toplumdan alacağın etkileşimle kendi kişiliğini oluşturarak her şeyi güzel bir süzgeçten geçirerek hayatını şekillendireceksin. Bu aşamada hayatta vezir olmak da, rezil olmak da tabii ki senin elinde olan bir şey. Yeter ki, doğru bildiğin tavırları savunmaktan asla vazgeçme.

Sevgili oğlum,

Bazı insanlar başarısızlıklarının sebebini hiç kendi davranışlarında, tutumlarında ve sözlerinde aramazlar. Hata ya başkasında ya da kaderdedir, nasiptedir. Kaderimizi ve nasibimizin ne olduğunu öğrenmeden onu istismar edenlere şaşarım. Bu konu ayrı bir mektup konusu olacak kadar uzun. İlerde onu da anlatacağım sana. Şunu belirtmek isterim ki, kader vardır ve istismar edilmezse kader de hayatımızda önemli yere sahiptir.

Sevgili oğlum,

İnsanın önüne çıkan fırsatları değerlendirememesi, onun zararına olur. İnsan kendisine verilen güzel şeyleri alarak onlardan faydalanacak, kendisine zararlı olan şeyleri ise ret ederek onlardan uzak kalacak bir olgunluğa ve akıl seviyesine ulaşamamışsa o zaman o insanın akıl sağlığından şüphe etmek gerekir. Allah’ın verdiği en güzel nimet olan aklını güzel kullanamayanlar hayatta rahat olamayacakları gibi, sıkıntılar da her zaman onların peşini bırakmayacaktır. İnsan ve hayvan arasında en önemli farkın akıl ve düşüncelerin olduğunu sakın unutma. İnsan aklını kullandığı ve hayatını kolaylaştıracak düşüncelere sahip oldukça insandır.

Sevgili oğlum,

İnsanın hayatta başarılı olması için illa ki Üniversiteler tamamlaması gerekmez. Gerçi güzel bir eğitim ve çok iyi kitaplar okumak insanın faydasına olabilir ama iyiyi güzeli, kötü ve çirkinden  ayıramayan, hayat dengesini sağlayamayan insan tabii ki huzuru bulamayacaktır. Buna nazaran çok güzel okullar okumasa da iyiyi güzelden, kötü ve çirkini ayırarak, iyi ve güzel şeyleri seven insan her zaman hayatta başarılı olur bence. Sen de yaşın büyüdüğü zaman bunları bizzat yaşayarak göreceksin. Demek ki bizler önümüze sunulan fırsatların değerini anlamak, bize verilen güzel şeyleri almakta hızlı ve atak davranmalıyız.

Canım oğlum,

Bazı insanlar zanneder ki, güzel Üniversite tamamlayan insanlar, çok para kazanır. Bunu ne yazık ki çoğu insan düşünmekte. Üniversiteyi insanların hepsi çok para kazanmak için okumaz ki. Kimi insanların  Üniversite okumaktaki amacı insanlara faydalı olmaktır. Kimi insan çok zengin olur ama mutlu olmaz, kimi insan fakir olur ama mutlu olur, bahtiyar olur. Bu insanın yaşam amaçlarında gizlenmiştir. Buna hayat felsefesi deriz. Sen de hayat felsefeni o kadar dengede tut ki seni sadece sevgiler ve mutluluklar kucaklasın.

Canım oğlum,

Vermek ve almaktaki akıllı tutumlarımız, bizlerin hayattaki başarı ve mutluluklarımızı belirleyecekse, nereden ne alacağımızı, bizlere nelerin sunulduğunu çok iyi analiz etmek zorundayız. Ufacık dengesizlik belki de hayatımızda büyük depremlere yol açar. Bunu sakın unutma. Zamanı gelince “Babam böyle demişti ama…” demeyesin diye sana yazmaktan hiç geri kalmak istemem.

Canım oğlum,

Bunu ben oğluma ve ülkemizde bizleri baba, hoca, öğretmen görenlere yazıyorum. Biliyorum ki, bu mektupları daha çok baba ve dedeler de okuyacak ve “Keşke bizler de zamanında çocuklarımıza mektup yazsaydık” diyecekler. Ben onlar adına sana ve tüm Türk Gençlerine yazmaktayım. Umulur ki Atatürk’ün yolunda bir gençlik yetişmesine ön ayak olmuş oluruz.

Sevgili oğlum,

Sana hayatta büyük mutluluklar ve almasını ve vermesini veren bir bilincin sana bahşedilmesini temenni ederim.

Muhabbetle kucaklamaktayım seni. Baban.