ALİCENGİZ OYUNLARI

-ELEŞTİRİ KIYMETTİR-

 

Toplumda tahammülsüzlük almış yürümüş.

Birine “Gözünde çöpün var, desen; “Sen kendi gözündeki merteği görmüyor musun?” Diye homurdanıyor.

Deveye neren eğri demişler, deve cevap vermiş: nerem doğru ki?

Kıymetini bildiğiniz, değer verdiğiniz insanları, kişileri ve kurumları eleştirirsiniz.

Değer vermediğiniz, üzerinde durulmasına bile lüzum görmediğiniz ne kişiyi, ne kurumu, ne de fikri tartışma konusu edersiniz. Muhatap almazsınız. Sıradan insanlar, sıradan kurumlar, sıradan fikirler tartışmaya bile değmez.

Bu tür konularda, ne kalem oynatasınız gelir, ne fikrini ortaya koyasınız gelir ne de o konuya ilgi duyasınız.

Şüphesiz her insan, her fikir, her kurum önemsenmelidir.

Bu sütunlardan zaman zaman yaptığım eleştiriler, aslında kurum, kuruluş, fikirlere ve siyasi anlayışlara değer verdiğimizdendir.

Haydar Baş’ın bilmem ne partisini niçin muhatap almıyoruz?

Ya da Abdullatif Şener’in partisi hakkında neden fikir beyan etmiyoruz? Sahi Hüsamettin Cindoruk’un Partisinin üzerine bir tek laf etiğimizi gördünüz mü? İnanın ismini dahi hatırlamıyorum… Türkiye’de 52 tane siyasi parti var. Bunların birçoğunun adını bile bilmiyorum.

Bilmek de istemem.

Bu ülkede iktidara talip, üç parti var.

CHP, MHP ve AKP bir ülkenin bekasıyla oynayan BDP.

Elbet de biz bu dört partinin üzerinde fikir beyan edeceğiz. Bu dört partinin söylemleri üzerinde duracağız. Söylemlerinin toplumdaki yansımalarını nakledeceğiz. Bunun dışındaki partiler üzerine yazı yazsanız ne olacak, yazmasınız ne olacak? Kendi kendisini bitirmiş Saadet Partisi hakkında ne yazalım?

Bazı dostlar, CHP ve MHP hakkında eleştiri yaptığımıza alınmışlar…

Kimse alınmasın…

Bakın geçen yazımda da beyan ettim.

Yine edeyim:

Siyasetin tabanındaki Alicengiz Oyunları olmasa, bu ülke de kurtulur, millet de…

Şimdi bu sözü hangi zihniyetten geri çevirebiliriz?

2011 seçim sürecine girildi.

Ülkenin dört bir tarafında siyasi alicengiz oyunları çoktan başladı. İktidar partisine mensup milletvekili aday adayları arasında bile saman altından su yürütülüyor. Yıllardır gerçek değerlerin, değerlerin hasıraltı edilerek, alicengiz oyunları oynanarak, önleri kesilmedi mi? Bu seçimde de aynısı olacak.

Siyaset, aslında bir sosyal cambazlık sanatı değil mi?

Bu siyasi cambazlığı kim daha iyi oynarsa, kazanan o oluyor.

Bu düşünceleri ne CHP, ne MHP ne de AKP’li dostlar reddetsin.

Eleştiriye kulak verenler, yükselmesini bilirler. Eleştiriye kulak tıkayanlar yerinde sayarlar.

Bu sebeple siyasileri eleştiriyoruz.

MHP içinde de, CHP içinde de, AKP içinde de sevdiğimiz ve kıramayacağımız binlerce dostumuz, arkadaşımız var.

Hangi anlayışta olursa olsun; siyasi partilerin hiç birinin özde “Vatanı Satmak, Hainlik Yapmak, Hırsızlık Yapmak” için iktidara talip olduklarını, ya da iktidarı sürdürdüklerini zannetmiyorum. Fakat hangi parti iktidara gelirse gelsin; hemen iktidarın sırtına yapışan keneler oluşuyor. Asıl olan bu kenelerin farkına varmaktır. Önemli olan da; ülkenin, sosyal, kültürel, siyasal ve özellikle ekonomik verilerini emen bu keneleri bertaraf etmektir. Tavan ne kadar coşku, heyecan, aşk ve şevkle dolu olsa da; tabandaki kalabalık arasında bu keneler kolay kolay fark edilmiyor.

Şu günlerde yeni siyasi keneler, alicengiz oyunları tezgâhlamakla meşgul. Bu keneler, nereden türedi demeyiniz… Biz ürettik… Sistem üretti.

Ne kadar az kanımızı emdirirsek o kadar kârdır.

Sürçü lisan ettik isek, affola!

                                                                                                                      Mehmet Emin ULU