KENDİ İŞİNİ KURMAK

KENDİ İŞİNİ KURMAK

Manevi torunum diyetisyen Ahsen iş yerinin açılışına davet etmişti. Mazeretimiz nedeniyle gidemeyip eşimle daha sonra gitmeye karar verdik. Aldığımız tarifle Delikkapı Camisi’nin olduğu sokaktaki iş yerini bulup ziyaretimizi yaptık. Dede diyerek sevgi ve saygıyla karşıladı.

Çalışma ofisi pırıl prıl, ferah, her taraf çiçeklerle süslenmişti. Makamının arka duvarında Atatürk resmi önünde de saat kulesi üzerinde Atamızın çalışmanın önemine değinen sözü yazılıydı: “Çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını aramayı ihtiyat edinmiş milletler, evvela haysiyetini, sonra hürriyetini ve daha sonra istiklallerini kaybetmeye mahkumdurlar.” Bu duygularla başladığı işinde torunumun büyük başarılar sağlayacağına inanıyorum.

Yurdumuzda gençlerimiz çoğunlukla devletten iş bekliyorlar. Üniversitelere devlet, ihtiyacından fazla öğrenci aldığına göre bazılarının kendi işini yaratması gerekir. Üniversiteyi bitirip kendi işini yapan çiftçilik bile yapsa aldığı kültür ve bilgiyle daha başarılı olur. Devletin verdiğinden daha fazla kazanır. Hem de ülkesinin gelişip büyümesine katkı sağlar. Bu yüzden girişimciliği desteklemeli bu konuya önem vermeliyiz. Yıllarca avare avare dolaşıp devletin gözüne bakma yerine edindiği mesleğiyle ilgili iş kurmak daha güzel değil mi? Devlet çocuklarımıza iş verirken yetenek isteyen meslekler dışında mülakatla işe almak yanlış. Mülakatta adamını bulan işe alınıyor. İşe giriş şartlarını taşıyan herkes KPSS sınavına göre yerleştirilmeli, başka bir kriter aranmamalı.. Böylece devletin işleri daha iyi yürür.

Devlet eline bakmayı beklemeyen torunum mesleği ile ilgili işini kurmuş. Davranışını ve medeni cesaretini ilgiyle izledim. İşinin her ne kadar sağlıkla ilgili olduğunu bilsek de kendisini bizleri aydınlatmasını istedim. Aşağıdaki açıklamayı yaptı:

“Danışanlarımıza sağlıklı beslenmeyi öğretiyoruz. Kilo vermek isteyenleri aç kalmadan zayıflatıyoruz. Kilo almak isteyenleri de sağlıklı besleyerek ideal kilolarına ulaştırıyoruz. Gebe kadınlar, bebekler, çocuklar ve ergenlik dönemindeki gençleri de sağlıklı beslenmeye alıştırıyoruz. Tabi ki sağlıklı beslenme tek başına olmuyor. Spor yapmayı da öneriyorum. Diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği gibi hastalıkları da sağlıklı beslenmeyle kontrol altına alıyoruz.”  Bu açıklamaları düşününce torunum hastanelerin işini azaltıyor. Sağlık konusunda devlete yardımcı oluyor. Devlet verdiği emeğin karşılığını böylece almış oluyor.

Manevi torun meselesine gelelim: Ev sahibimle altlı üstlü oturuyorduk. Oğlu Ankara’da Ticari İlimle okuyordu. Eşimle Ankara’ya gittiğimizde ona da uğradık. O da “Amca okulumuz bitti. Öğretmen olduk. Akşam beraber gidelim. Gitmeden önce anlaştığım kızla nikah yapacağız” dedi. Çocukların aileleri bu evliliğe karşı olduklarından, çocuklar kendi göbeklerini kendileri kesmek istemişler. Buna diyeceğim bir şey yok. Gençlik Parkı’ndaki nikahtan sonra Reşadiye’ye doğru yola çıktık. Görevlerini daha almamış olsalar da samanlık seyran gibiydi. Kendi gelinim gibi doğru bizim eve indik. Evde ikinci kızım olmuştu. Hem de öğretmen. Manevi kızımın bebekliğinde babası “kızımdan 50 lira başlık alacağım” demiş. İkinci kızım rahmetli babasının vasiyetini yerine getirmek için 50 lirayı da bana verdi. Ev sahibim evliliğe karşı olsa da akşam olmadan çocukları aldı. Bir de ev düğünü yaptı. İşte Ahsen manevi kızımın kızı. Manevi kızıma mutluluklarının devamını, torunuma da işinde başarılar dilerim.

 

    

 

Saygılarımla.   

10. 09. 2018

                                                                                 

 

Mehmet Tapar

Emekli Öğretmen