MİLLET OLABİLMENİN OLMAZSA OLMAZLARI TABİAT VE KÜLTÜR ZENGİNLİKLERİ

MİLLET OLABİLMENİN OLMAZSA OLMAZLARI

TABİAT VE KÜLTÜR ZENGİNLİKLERİ

“Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür.” Bu özlü sözlerin üzerinden neredeyse bir asır geçti. Onun her söylevi ufkun ötesini hedeflemiş veciz sözlerdir. Belli ki o, büyük insan öngörüleriyle kültürün milletler üzerindeki önemini çoktan keşfetmişti.

İnsanlık tarihi ülke fertlerinin var olma ve yaşama çabaları ile süreklilik kazanmıştır. Bu çabalar sonucunda geçmişteki güzelliklerini ve kendine has özelliklerini geleceğe taşıyamayan milletler tarih sayfalarından silinmişler, geçmişini geleceğe köprü yapan milletler varlıklarını sürdürmüşlerdir.

 

Milletler büyük topluluklardır. Her birinin tarihine göz attığımızda bağımsız yaşamış olanların uzun bir geçmişi olduğunu ve bu tarihi geçmişlerini yüksek bir kültürle süslemiş olduklarını görürüz.

Dünyanın hiçbir yerinde bir milletin kültürü, diğerlerininkine benzemez. Her birinin kendi anlayış, görüş, düşünüş (vb.) sistemleri içerisinde ortak değerleri vardır.

Bunları edebiyat, dil, din, ırk, tarih, gülmece, ağlayış, düşünüş, özleyiş, (vb.) isimlendirebiliriz. Her biri ülke ve milletleri için kültürel farklılıkların vazgeçilmezleridir. Zira bu özellikler o milletin milli kültürünü oluştururken, o milletin başarılarını etkileyen, tetikleyen en önemli yapıcı ve onarıcı güç ve güçlerdir.

Böyle olunca da bir milleti yıkıp, yok etmenin en kısa yolu onların öz değerleri olan kültürlerini altüst edip bozmak, yozlaştırmaktır. Kültür emperyalizmi denilen bu sari hastalık, milli kültürün temeli olan anadili, dini, ırkı, örf adet ve geleneklerini zaman içerisinde kendince kullanarak tarihin akışını, tarihi değerleri, coğrafi konumları yalan ve talanla saptırıp her türlü inanç kirliliği ile toplumu karmaşaya sürükler ki, bir ülke için en büyük felaket değil de nedir?

Bizim kültürümüz Türk Kültürü dünyanın en zengin ve en eski kültürlerindendir. Köklü bir tarihi yapısı vardır. İşte bu yapının sağlam olması milletimizi dünya ulusları arasında canlı, heyecanlı ve ayakta tutmaktadır.  Onu korumak, kollamak, sahiplenmek zorunda olduğumuzu asla unutmamalıyız. Çünkü ulusların başarı ve üstünlüklerinde kültürel yapısı ve değerleri birinci derecede etkilidir.

Dünya tarihinde köklü bir geçmişi olan Türk ulusu her dönemini yüksek kültür düzeyleri ve üstün kültür değerleriyle süslemiş ve bunu nesillere gururla taşımıştır. Bu değerlerimiz zamanla zenginlik kaynaklarına dönüşmüş, insanımız akıl ile güçlerini çok iyi kullanarak yaratıcılık, beceri, emek ve estetik güzelliklerin ışığında sanatsal değerler ortaya çıkarmıştır.

Böylece emek ürünü kültürel değer olan zanaatlar doğmuştur. O, alın teridir, emektir, sabırdır, özveri ve ahlak güzelliğidir. Ve özünde Türk kültürünün tabanına oturtulmuş ana temadır zanaatlar. Ama ne acıdır ki bu güzellikler günümüz teknolojisine yenik düşmüşlerdir.

 

Ülkemiz doğudan batıya, kuzeyden, güneye farklı coğrafi ve kültürel güzelliklerin, yöresel özelliklerin çeşnileriyle doludur.

Mimarideki devasa yapılar, o yörelerde tüm inceliğiyle yıllara meydan okumaktadır.

Oyma ve kabartmalarıyla, renkli süslemeleriyle insana geçmişini özletirler hep. Oymalardaki efsanevi geometrik motifler Türk insanının duyuş, düşünüş yaşayış zevkinin en belirgin örnekleridir. Nakışlardaki renkler, çiçekler, dallar yapraklar sevgi ifadesinin bir başka anlatımıdır. Dokumacılıkta atılan her ilmek sevgiliye yollanılan anlamlı ifadeler değil midir?

Türk insanının doğasında var olan yapısal güzelliklere hayranlık, tabiata hayranlıkla da özdeşleşmiştir adeta.

Doğa güzelliklerimiz, Yüce Allah’ın ülkemize ve yaşayanlarına sunduğu en güzel zenginliğimiz ve kültür değerlerimizdir.

Bir günde dört mevsimi yaşayan bir başka ülke dünya coğrafyasında yok sanırım.

Ama ne acıdır ki hızlı kentleşme projeleri dâhilinde, siyasi popülizm hesaplarının kurbanı olan birçok değerlerimiz teknoloji canavarının da yanlış kullanımı sonucunda ve küreselleşme adı altında dilimiz, kutsal değerlerimiz, örf, adet ve geleneklerimiz acımasızca talan edilmektedir.

Bu acımasız zaman, yabancı söz dizeleriyle… insani ilişkileri bitiren televizyon dizileriyle…, ahlak kurallarını hiçe sayan eylem ve söylemleriyle ben merkezli bir yaşam sunarak insanımızın gönül bağlarını koparmış tüm yaşantılarını ipotek altına almıştır.

Modern kentler, çağdaş yaşamak hepimizin, her insanın hayali ve hedefidir. Lakin kültürümüz ve kültür değerlerimiz bir ülkenin kan damarlarıdır. Birinin hasar görmesi ana gövdeyi yıpratarak büyük yıkımlara neden olur ki, Tıp deyimiyle BY PASS bile çare olamaz.

Bunun içindir ki tez zamanda “ufkun ötesini görmek” zorundayız.

“…Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür. Kültür; okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden mana çıkarmak, ders almak, düşünmek, zekayı terbiye etmektir. Milli kültürümüzün her çığırda açılarak yükselmesini Türk Milletinin temel direği olarak kabul edeceğiz…!” sözlerini bu günlere özel taa… 1932 Kasımında söyleyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve onun dahiyane öngörülerine sıkıca sarılmaktan başka sansımız yok…!

Unutmayalım ki…! Başka Türkiye yok..!

Esen Kalın