BAHARIN SONU

Günler sayılı, günler belli günler. Günlerin neleri getireceği, neleri götüreceği bellidir. Her canlının kendine göre bir özelliği olduğu gibi her mevsiminde kendine göre bir özelliği vardır. Hiçbir mevsim diğer mevsimin hakkına tenezzül etmez. Yaz sıcaklığını kaybetmeye başladığında sonbahar şahinleşir. Gökyüzündeki açıklığı önce beyaz sonra gri ve siyah kaplar. Suratını azdırır. Hafiften üflemeye, esmeye başlar. Sonra sonbahar yağmurları her tarafı kaplar. Yağmuruna bir de rüzgârı ortak eder. Sıcaklıktan bunalan bitkiler sevinir. Doya doya suyunu içmeye kalkar. Bilmezler ki sonun baharını yaşıyorlar. Bu mutlu günler yavaş yavaş üşütüp, çaresizce kış uykusuna daldırır.

Her güzel olayın sonu gibi bir sonraki bahara çiçeklerini açmak, meyvelerini vermek için kış uykusuna dalmaya hazırlanırlar. Yapraklarına su yollamayı bırakınca, yapraklar sararıp solar. Doğada bir renklenme başlar. Yeşili, sarısı, kırmızısı, kahverengisi ve bin bir tonuyla gözlere doyumsuz bir seyir zevki verir. Bu manzara karşısında insanlar hayranlıklarını ve duygularını gizleyemezler. Rüzgarın serinliğine eşlik eden güneş süzmeleri canlıların yaşamına mutluluk ve huzur olarak yansır. İnsan düşünmeden de edemez. Baharı özlemle beklerken yakıcı, kavurucu yaz sıcağının çetinliği nasıl geçecek derken yaz avuçlarımızın arasından nasıl gelip geçti. Elbette sonbaharın da kendine has güzellikleri vardır. Ölüme yaklaşan yaşlılara benzetirim sonbaharı. Ne kadar istemesek de gelir dikilir karşımıza.

Olsun her türlü yaşam koşuluna zamanla alışılır. Biz de güle oynaya sonbaharı yaşarız. Yaşarız üç ayı üç nefeste. O sararmış yaprakların arasında ömrümüzün bir bölümünü geçiririz. Hani özlemesek de sevmesek de şu kara kışı, istemeye istemeye yüksek sesle (Her mevsim gibi kış ayı da güzeldir.) deriz.

Ağaçlar yavaş yavaş uykuya geçerken karıncalar, arılar, böcekler, kuşlar ve insanlar bilir ki kara kış kapıdadır. Kış gelmeden önce tüm canlılar önlemlerini almışlardır. Yiyeceklerini hazırlamışlar, barınaklarını onarmışlardır. Ne de olsa çetin kışta aç, açıkta hiçbir canlı yaşamak istemez.

İnsanlar baharla birlikte kış hazırlıklarına başlamışlardır. Dut kurutmakta, kayısı reçeli yanı sıra kurusunu torbalara koymaktadırlar. Biberler kurutulmuş, patlıcanlar dilimlenmiş bazıları da dolmalık için iplere dizilmiştir. Domatesler güneşin alnında dilimlenip kurutulurken, bir yandan da erikler kurutuluyordu. Meyveler, sebzeler kışa nasıl hazırlanırsa özenle yapılır. Tarhana, kuşburnu, salça yapılıp cam şişelerde yerini alır. Bağbozumu zamanı üzümden pekmez, cevizli köme, pestil yapılır. Bazıları da üzüm suyundan sirke ve şarap vurmayı tercih ederler. Fasulye kurutulmalı, konservesi yapılmalıdır. Biber ve domates karışımı menemenlikte unutulmamalı. Elma kurutulmalı ki kışın zevkle yenilsin diye. Ayva reçeli, zoval (kiren-kızılcık) reçeli sabah kahvaltısında yerini alsın ki iyi beslenmemize yararı olsun. Sakın turşular unutulmasın. Turşular üzüm yaprağının yanına düzülmelidir. Kışın bulgur pilavının yanına turşu çeşitleri konulursa insanın iştahı daha da açılır. Üzüm yaprağından baklalı dolma, zeytinyağlı, etli sarma yapılıp üzerine salçalı soğanlı yağı dökülünce dikkat etmeniz gereken şey parmaklarınızı yememeniz.

Kadınların imece usulü yaptığı erişte, mantı ve çorbalık hamurlar için harç tutulur, pişirilip kesilir. Kışın yakacak odunun da hazırsa, yakarsın sobanı, demlersin çayını, demlenen çayı yudumlarken kuruttuğun erik, elma, kayısı, dutu atarsın ağzına.

Buyursun gelsin kış. Önemli olan evin içinde huzursuzluk olup da evi kışa çevirmesin. Dışarıdaki kış gelip geçicidir. Düşünene, birlikte çalışıp üretene, büyüğüne saygı küçüğüne sevgi ile davranana kış neyler ki? Sonbahar gelse de, kış olsa da birlik, beraberlik varsa yürekte her zaman bahar rüzgarı eser, çiçekleri açar.

18.09.2018

Süleyman Erkan

*Cevizli köme: Üzüm suyu unla kaynatılıp ipe dizilen ceviz içini kaynayan üzüm suyuna defalarca batırılarak yapılan bir kış yiyeceği.

*Zoval-kiren-kızılcık: Ormanda yetişen uzun, ince, kırmızı bir meyve.