YOĞUN BAKIM

YOĞUN BAKIM

Yaşam bir süreçtir. Normal yaşamın dışına çıkan bireylere yapılan özel hizmetin adıdır yoğun bakım. Genellikle evde, hastanede ki bireyler kendi ihtiyaçlarını ve tedavilerini yapamadıklarından, bir uzman tarafından yapılan özel hizmettir yoğun bakım.

                Annem Şehzade Erkan 1934 doğumlu, seksen dört yaşında . Aslına bakılırsa doksanı da geçkindir. Eski  yaşam koşullarında çocuk doğar belirli bir yaşa gelince (Yedi-Sekiz )yaşlarında bu artık ölmez nüfusa yazdıralım derlermiş. Annem tahmini doksanın üzerindedir . 26-09-2018 sabahı yatağında bir kuru nefes alıp veriyor. Acilen hastaneye kaldırdım. Acilde gerekli muayene tahlil ve filmleri çekildi. Karar, solunum yetmezliğinden yoğun bakıma yatırıldı.

                Hastayı görmemiz belirli bir saat diliminde internet aracılığıyla aşağıdaki bir odadan görüntülenir. Bir de hasta yakınlarından sadece  bir tanesi görüş için içeriye beş dakikalığına alınır. Başka görüş şansın olmaz. Bizler gibi bir çok hasta yakınları her gün aynı saatte kapının önüne gelir hastasını merak edip sorar. Doktor her hasta yakınına gerekli bilgileri aktarır. Umut sanki doktordadır.                           

                Hasta yakınlarının hal ve hareketlerinden, davranışlarından duygu seli akar. Sohbetlerine kulak verirsin; "Daha dün birlikteydik. Konuştuk sohbet ettik, yemek yedik''   Güzel anılarını karşılıklı tesellide anlatarak bulurlar. Yakınlarının ve çok sevdikleri arkadaşlarının yüzlerinde kızarıklık, sesinde titrek, çatlak ses dikkatten kaçmaz . İyi olup çıkmasını iyi dilek ve dualarla dört gözle bekler dururlar. Kalp öyle hızlı atar ki sesini iki adım öteden duyarsın. Dokunsan baruta ateş değmiş gibi patlayacaklar. Beyin durmuş, alından hafif bir sızı gelir burun direğini sızlatır. Nasıl olur bilinmez ağlamak istemesen de kendini sıkı tutsan da gözlerinden yaşlar kendiliğinden  kayıverir yanaklarına doğru. Canından bir parça yatmakta sen hiç bir şey yapamıyorsun. Aklına ilk gelen şey hastam yoğun bakımdan çıkamazsa, ölürse! Bu korku daha da tedirgin bir hal alıyor kişinin davranışlarında. Ölümle ayrılmak ne kadar zor geliyor insana...

                İnsan yaşamına hastane bir umut olur, yaşama tutunacak yer olur. Umutlu, umutsuz bekleyen hasta yakınlarının duygu yükünü taşıyamayacak kadar, ayaklarında derman kalmaz. Nefes alamaz kimsesiz, sessiz, insan kalabalığı içinde çaresiz, yalnızdır. Elinden tutacak bir el, başını koyup ağlayacak bir omuz arar ama nafile bulamaz. Hastane duygu selinin getirdiği, denizdir. Hastasını getirip çaresizce bakanlar, iyi olup çiçekleri elinde gidenler, ameliyathane önünde yerinde duramayanlar, ölüsünü alırken yüksek sesle ağlayıp sızlayanlar. Ne ararsan mutlaka birden fazlasına rastlarsınız. Bir de çaresizce ölümünü bekleyen hasta yakınları. En ağır ve zor bölümde buradadır.  Ölümle yaşam arası bir çizgi. Nasıl anlatırsanız öyle anlatın buyurun.  Bugün karşılaştığınız hasta yakınını yarın göremeye bilirsin. Yoğun bakımdan çıkıp servise yatmıştır veya da ölmüştür.

                Hayat kime nerede ve nasıl bir sürprizle karşımıza çıkacaktır bilinmez. Hayata dişiyle tırnağıyla tutunanların mücadelesi bir başka oluyor. Bazıları hastalıkla dans eder gibi oyun oynayanlarda var. Ölen kişiyi ziyarete giden kişi, tek birey olmasına rağmen, iki kişilik duygu rolünü oynar. Kendi düşünür, kendisi karar verir, kendisi konuşur . Mezardaki duyuyormuş gibi olsa da duyan sadece kendisidir. Keşke insanlar yaşarken kırmadan dökmeden, incitmeden yaşamanın yollarını bulabilseler. İnsanlar birbirlerini o kadar anlasalar, anlaşsalar, sevip saysalar ki öldükten sonra bile başkaları o sevginin hikayesini  yazsalar.

                Biz biliyoruz ki  hayatta yaşadığımız geçmişte  hayal ve görüntülü resimden başka bir olay değildir. Gördüklerin akıl, bellek denen filim şeridinde kalıyor. Zamanla silinse de bir kısmı belleğin derinliklerinde duruyor. Hastaneye yatan hasta tedavi görüp bir süre sonra çıkacaktır. Ameliyat olan hasta ameliyattan sonra taburcu olacaktır. Yoğun bakımda yatan hastanın umutlarının bir çoğunu yitirmiştir. Yakınlarının ne kadar umutla dua etseler de işi artık Allah'a kalmıştır. İşte burada duygulu anlar başlar, elde olmadan inci taneleri gibi göz yaşları yanaklardan akar. Burun direklerinde sızı, gönülde sevgi, dudaklar da dua, gözde yaş eksik olmaz.

                Yoğun bakımda yatan hasta yakınlarının duygularını anlatmaya kelimeler yetmez. Dil söyleyemez, kalem yazmaz. Yaşanan o duygular tarif edilemez yaşanır. Akılda kalır bir ömür boyu unutulamaz.

                Süleyman Erkan 02-10-2018 Tokat