TOKAT GAZETESİ

ISSIK GÖL

ISSIK GÖL

                Issık göl, son yıllarda rüyalarımı süsleyen, dünya gözüyle görmek, dokunmak, ıslanmak ve dahi dağlar ortasındaki kar suyu destekli bu Türk gölüne ulaşmak istiyorum.

                Suyun güzelliği, gönül ile bütünleştiğinde zamana ve asra gülümseyen durgun ve sessiz suların dalgalarıyla sohbet etmeliyim.

 Doğa güzelliği yerli yerinde duruyorken, yeşilin ve mavinin tüm tonlarının her mevsimdeki mükemmel duruşunu şair ve yazar yüreğimle, gözlerimle inceleyip kelime kelime yazmalıyım.

                Etrafı koca dağlarla çevrili bu gölün çevresinde neler olduğunu, yerleşim yerlerinde kimler ve nasıl yaşıyorlar merakı, heyecanıyla ıssık gölüne elimi uzatmalıyım.

                Kısa bir araştırmadan sonra;

Issık Göl, Peru-Bolivya sınırındaki Titicaca’nın ardından dünya üzerindeki en büyük ikinci Dağ Gölü olarak kayıtlara geçtiğini,  Hazar Denizinden sonra en büyük ikinci tuzlu göl olduğunu, tüm dünya gölleri arasında onuncu büyüklüğe sahip, dünyadaki tüm denizlere en uzak noktada olduğunu öğreniyorum.

                Yine, 1600 metre rakımda, Tanrı Dağları tarafından kuşatıldığı bilgileri akıyor arşivime. Dağların ortasına, kış mevsiminde aylarca kalın buz tabakası altında kalmasına rağmen suyunun donmadığını da biliyorum. Bu nedenle; ''ısı, sıcak'' anlamına gelen Issık olarak ad aldığını da.

 

“...Bu sırada o mavi göl muazzam kayalar kaosunun ve kar yığınlarının arasından gökyüzünü inceliyor, suyun karanlık derinliklerini kucaklıyor ve canlı bir vücut gibi yumuşak, güzel ve yavaş hareketli dalgalarından oluşan kaslarını şişiriyordu. Amaçsız doğan ve ölen dalgalardı bunlar. Sanki gecenin karanlığı bastırınca patlak verecek bir fırtınayı karşılamak için göl bütün kuvvetini toplamakta, enerji biriktirmekteydi...” Cengiz Aytmatov, Issık Göl’ünü, böyle anlatmış.

https://onurataoglu.blogspot.com/2015/01/krgzistan-issk-gol-tanrnn yeryuzundeki.html

 

                Bu yıl doğumunun 90.yılı olan Türk dünyasının da en ünlü yazarlarından biri Cengiz Aytmatov Issık Gölünü güzel anlatıyor. Bizim yazdıklarımız;  okuduklarımız ve birkaç günlük gördüklerimiz, dokunduklarımız ve yaşadıklarımızın kelimelere aktarımı diyelim.

                Issık Göl’ü ile ilgili yazımızın birden çok nedeni var. Bunlardan bir tanesi yurt dışında tatil planı yapanlar için Kardeş ülke Kırgızistan’ı düşünebilirler. 

 

                Bizim birkaç günlük ziyaretimizde doyamadığımız Issık Göl sahillerinde unutulmaz bir tatil yapar, eş, dost ve arkadaşlarınıza tavsiye edebilirsiniz. Kendinizi Akdeniz sahillerinde hissedeceksiniz diyen birçok ses duyduğumu rahatlıkla söyleyebilirim.

                01.10 2018 Pazartesi güne Bişkek’ten kahvaltı sonrası Issık bölgesine, Karakol şehrine hareket ediyoruz. Yol uzun. Kuzey ve Güney Aladağlar karşımızda, zirvesi bembeyaz ihtişamla bize gülümsüyor. Yaklaşık atmış kilometre sonra Balasagun’dayız. Tarihi bilgilerimizi hafif derinleştirdiğimizde şehri hatırlayacağız. Karahanlı’ların başkenti olan bu şehirde; Burana minaresi, bal bal’lar ve Müze’yi geziyoruz. Burası Kutatgu Biliğ kitabının yazarı Yusuf Has Hacip’n doğduğu yerdir.

                Yol üzerinde Cengiz Aytmatov adına Ruh Ordo Kültür Merkezinde mola veriyoruz. Issık Göl kenarında, 5 büyük dinin ibadet yerleri yapılmış. İsminden de anlaşılacağı üzere insanlığın hayatında olan 5 dine ait ibadet yerleri. Cengiz Aytmatov’un roman kahramanlarını temsili figürler var. Kanikey heykeli, Kurt türeyişini andıran figürler. Hayvan ve Bal bal lar var.

                Kısa bir gezintiden sonra koşar adımlarla Issık gölüne kavuşuyorum. Uzun uzun bakıyorum. Gökyüzü ile birleştiği kesitlere kadar uzanıyorum. Issık Gölü ve gökyüzü gözlerimin önünde yavaş yavaş birleşiyor. Oldum olası suyu seviyorum. Rüyalarıma giren bu gölün, durgun ve temiz sularıyla tenimi ıslatmam gerek. Birkaç resim aldıktan sonra, pantolonumun paça kısmını dizlerime kadar çekiyorum. Suya giriyorum. Ellerimi, yüzümü yıkıyorum. Kıyafetlerim yanımda olsa yüzmek için hazırım. Güzel dakikaları yaşamak için yıllarca çalışmalar yaptık. Gönül dünyamızın bütün derinliklerini, kültür ve sanatla besleyip, sevdamızı ilmek ilmek halı deseni gibi yüreğimize işledik.

                Atayurt’ta ve Anayurt’ta bize ait ne varsa karşılıksız sevdik.

(Devam edecek)

Osman BAŞ

YORUMLAR

    Bu yazıya henüz yorum eklenmedi.

Köşe Yazısını Yorumla

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *


Tartışma Başlat