OSMAN BOLULU’NUN ANISINA SAYGIYLA

OSMAN BOLULU’NUN ANISINA SAYGIYLA

Osman Bolulu’nun Köy Enstitülerden Biri kitabını okuyorum:

(Kitaptan özetleyerek küçük bir bölüm paylaşıyorum)

C’nin gözyaşları:

Yazar, Kızılay’da kendisini dikkatle süzen bir öğrencisiyle karşılaşır. Öğrenci, zamanında kandırıldığı için öğretmeni aleyhine ifade verdiği itirafıyla öğretmeninden özür diler. Öğretmen:

-Evladım, çocuklukta olur böyle yanılmalar. Şimdi neredesin?

-İstanbul’da …. Şirketinde mühendisim.

-Yaptığının ağırlını 15 yıl taşıyan insan kötü mü olur? Sen insanlaşmışsın. Gel bakalım, iki duble atalım da geçmişin güzelliklerinden konuşalım.

Yazar burada geriye döner. Bir sabah sıraya yığılan bir öğrenciyi omuzladığı gibi doktora götürmüş. Çocuğun açlıktan bayıldığı anlaşılmış.

Üç çocuk, dokuz kilometre uzaktan geliyorlarmış. Belki de aç geliyor aç gidiyorlar. Eşimle ben maaşımızdan ayrı ayda otuz altışar lira alıyoruz. Eşimle karar verdik. Ders ücretlerimizi lokantacıya versek çocuklara öğle yemeği verir mi acaba?

Gerçi lokantacı da kıt kanaat geçiniyor ama onlar da Alevi, lokantacı Hasan da. Onlar bilirler ezikliği, lokma paylaşmayı.

-Biraz da sevabın olsun Hasan, rıza lokması olacak şaka mı?

-Adın bizden değil ama tadın bizden diye böcü böcü gülerek kucaklıyor Hasan.

Erinçliyiz. Kimileri ne iyi öğretmenler deseler de karşılıksız vermeyi bilmeyen anlayış, merakta: “Niçin doyurur, elin çocuklarını bu iki öğretmen? O kadar varsıllarsa bu kuş uçmaz kervan geçmez kasabada işleri ne? O yoksunlu yaşamda birbirinden pay aşırmayı şahinlik sayanlara yadırgı düşüyoruz.

İşte Kızılay’da karşılaştığım mühendis öğrencim, Hasan’dan doyunan üç çocuğumuzdan biriymiş.

Sayfa:176-179