FES BAŞIMA

Osmanlının başına kim nasıl ve ne zaman fesi giydirdi. Merak ettim nedir bu günümüze kadar gelen fes sevdası. 600 Yıllık Osmanlı Devletinin son döneminde fes kullanıldı. Fesin asıl hikâyesi püs külünde saklıdır. Osmanlıya fesin geldiği yer Fas değildir, Tunus tur. Fesin ilk üretildiği yer, Fas’ın  Fes  şehridir. Fes tepesi düz,genellikle kırmızı, püsküllü, silindirik bir başlıktır. 

     Başta Osmanlı İmparatorluğu olmak üzere birçok Müslüman ve Arap ülkelerinde kullanılıyordu. Fesin yaygın olarak kırmızı rengini kızılcık boyasından alır. Buna rağmen her renkte, desende fes üretilir.

      Padişah II. Mahmut zamanında giyim konusunda yenilik yapar. 1826 Yılında sarık ve cübbe yasaklanır. II. Mahmut döneminde devlet memurları ilk kez fes, pantolon ve çeker giyme zorunluluğu getirildi.  II. Mahmut yeniçeriliği kaldırınca, yeniçeri izlerini silip, unutturmaya çalışma gayreti içine girdi. Yeni çeri mezar taşlarını bile yok ettirdi. Seferde olan kaptan-ı derya Koca Hüsrev Paşa Tunus'tan alınan fesi gemide ki askerlerine giydirdi. İstanbul da tayfasıyla II. Mahmut'un huzuruna fesle çıktı.

   II. Mahmut '' Sarığı mızı çıkartmalıyız '' dediğinde halkta bir hoşnutsuzluk olmuştu. Ahali tepki koyup direnme hareketleri göstermiştir.     '' Bu ecnebi  başlığını kabul etmeyiz! Fes gâvur icadıdır. Kahrolsun fes! '' Fes takmayı ahali o dönemde ret etmiştir. II. Mahmut fesin ;'' dinen caiz olduğunu'' belirten fetvalar  yayınlamak zorunda kalmıştır. 1832 Yılında bir genelge yayınladı. Tüm ordu mensuplarının fes giymeleri  zorunlu hale getirildi. Sonra ki yıllarda Sultan Abdülmecit, bütün memurlarına şalvar çıkartıp pantolon giydirdi. Pantolon Hristiyan azizi olan Pantaleon'den gelir.  Aziz Pantaleone üçüncü yüzyılın sonlarında yaşamış, 303. yılında Roma İmparatoru Diocletion tarafından başı kesilerek öldürülmüştür. Din adamı, fizikçi ve saray hekimidir. Hekimlerin pirlerinden biri sayılır. Öldükten sonra Venedik'in baş azizi olarak kabul edilmiştir. Pantalone belki de ismi bir giysiye verilerek şereflendirilen yegâne azizdir. ( Pan= tamamıyle, leon= aslan)

           Şapkayı, Türkiye’ye ilk getiren beyaz Ruslardır.  1900'lü yıllarda İstiklal caddesinde  şapkacı dükkanı açarak, yaptıkları şapkaları azınlıklara satmaya başladılar. İlk şapka takan Türkler, Avrupa da ki jön Türkler olmuştur.  1923 yılında, şapkayı batılı giyim tarzını yurt dışında ilk uygulayan, İnönü ailesi oldu.  İsmet İnönü Lozan'a üzerindeki  askeri üniformayı çıkararak Fransa'dan getirilen frankla katıldı. 

         Fes çeşitleri; zuhat, Aziziye, sıfır, mecidiye, hamiyeye diye çeşitleri vardır.  Fesin mahrem tarihi: Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı, yobaz kesimin öteden beri sembolü festir. Atatürk düşmanı düşüncede olana sorarsanız ''şapka'' ecnebi/ Hristiyan başlığıdır. Fes ise Müslüman/ Osmanlı başlığıdır, diyerek gururlananlar vardır. Fesli görünen insanlara Osmanlı, Müslüman diye sevinirler. Fesin Müslümanlıkla hiç bir alakası yoktur. Fesi ilk kullanan da üretip satanlarda Müslümanlar değildir. 

            Fes bir orta çağ Bizans-Yunan başlığıdır. Yeniçağda  Avrupa İskoç başlığı olarak kullanılırdı. Fes bizi dinle kandırılmış sembollerdendir.  İngiliz emperyalizminin Osmanlıyı daha çok sömürmek için, Osmanlıya pazarladığı bir ihraç malından başka bir şey değildir. Fes Osmanlının haşmetli dönemlerini anlatmaz. Batı karşısında her bakımdan geri kalıp, emperyalizme sömürüldüğü dönemi çağrıştırır.  Atatürk; kılık, kıyafet devrimini yaptığı 1925 yılının 27 Ağustosun da  İnebolu'da yaptığı konuşmada fes   din ve iman sembolü sananlara şöyle seslenmiştir. 

              '' Bunu (şapkayı) caiz değil diyenler vardır. Onlara diyelim ki çok bilisizsiniz, dünyadan habersizsiniz. Ve onlara sormak isterim. Yunan başlığı olan fesi giymek caiz olur da şapkayı giymek neden olmaz? Yine onlara ve bütün millete hatırlatmak isterim ki Bizans papazlarının ve Yahudi hahamlarının özel kılığı olan cübbeyi ne vakit, ne için ve nasıl giydiler.  ''  Mustafa Kemal Atatürk. Türk ocağında yaptığı konuşma. Mustafa Kemal kalpak, şapka takardı.

         Fas'ta ki Fes Şehrinin,  fes hikâyesi.

 

                               SÜLEYMAN ERKAN 26-102018 TOKAT