KIZ VE ERKEK ÇOCUK

KIZ VE ERKEK ÇOCUK

Her iki çocuğumuz ailenin aynı değerde meyveleridir. Buna rağmen hala birini diğerine tercih eden insanlarımız var. Bu davranış acuzeliktir. Eskiden ataerkil (pederşahi) ailelerde kız çocukları evlenip evden uzaklaşırken erkek çocuklar evde kalıp gelin, torunlarla beraber otururlardı. İşte kızların gidip erkeklerin evde kalması nedeniyle ailenin devamını sağlamak için erkek çocuk beklentisi olurdu. Hatta erkek çocuk olmayınca eşini boşayanlar, kuma getirenler bile görülürdü. Bu durum ise ailede huzursuzluk yaratırdı doğal olarak. Depresyonlar yaşanırdı. Arkadaşım Mahmut Gürer’in evine ilk gittiğimde kaç çocuğunuz var diye sordum. “Sekiz çocuğum var” dedi. Hayretle maşallah dedim. Benim hayretimi görünce damat ve gelinleri de saydığını söyledi. Elini öpmek istedim bu lafın üzerine. Bu durumda damadımızı oğlumuz, gelinimizi de kızımız sayarsak her halükarda ikisi de var demektir. Bugün artık pederşahi aile öldü. Kız olsun erkek olsun evlendiği gün aileden ayrılıp herkes kendi yuvasını kuruyor. Beraber yaşama olanağı artık bitti. Baba – anne olduğu gibi çocuklar da asude bir hayat yaşamak istiyor. Doğrusu da budur aslında.

Bir ailede erkek çocuklar anneye daha yakın olurlar. Anneleri onlar için daha cömert ve iyimserdir. Babalarına söylemedikleri problemlerini anneleri ile rahatça paylaşırlar. Kız çocuklar daha çok babacı olsalar da onlar da anneye daha yakındırlar. Annenin ömürlük sohbet arkadaşı yoldaşı olurlar. Halk arasında kızlarını çok seven annelerin “ellere kız olası bana gelin olası yavrum” şeklinde insanı duygulandıran bir söylemi vardır bu nedenle. Anne bu şekilde kızına “tek sen başkalarının kızı benim ise gelinim olaydın da yanımda duraydın” demektedir. Buna rağmen annenin kalbi çocuklarının tümü için atar.

Erkek olsun kız olsun birisine pozitif ayrımcılık tanımak yanlıştır. Her ikisi de ailenin bir ferdi olarak eşit haklara sahiptir. Birine daha çok değer vermek diğerini mutsuz eder. Çocuklar arasındaki dayanışmayı zayıflatır. Okul ve iş hayatındaki başarılarını olumsuz etkiler.

Çocuklarımız yaşamları boyunca bizi utandıracak, üzecek yanlışlar yapabilirler. Bu durumda başkalarının dışladığı gibi biz de onları dışlayamayız. Yaptıkları hatalarda bizim de rolümüz olabilir. Onlarla yapacağımız tartışmalarda birbirimize taş atmak yerine taş taş üstüne koymaya çalışmalıyız. Uygulayacağımız şiddette kazanan olamaz. Çocuğumuzu anlamaya çalışmalıyız. Bu şekilde onlardan saygı ve sevgi görürüz. Aksi durumda çocuğumuzu kaybettiğimiz gibi bundan sonraki yaşamını da olumsuz etkilemiş oluruz.

Yukarıdaki durumu okulların disiplin kurullarına benzetebiliriz. Gaddar bir disiplin kurulu suç işleyen bir öğrenciyi okuldan atarak işin kolayına kaçar. Çocuğun hayatını karartır. Toplumun başına bela kılar. Halbuki küçük bir ceza ile okulda kalmasını sağlarsak onu topluma yararlı bir insan olarak yollayabiliriz.

Saygılarımla.   

31. 10. 2018

Mehmet Tapar

Emekli Öğretmen