İNSAN OLMAK

İNSAN OLMAK

      Çok insana rastlıyoruz. Çocuklarının mühendis olması ile gurur duyarak, sanki marifetmiş gibi “benim oğlum sana şöyle yapar, benim kızım böyle yapar” gibi seviyesiz şakalar ile insanı bıktırıyorlar. Söylemeyen de tavırları ile ortaya koyuyor.

     Herkes şöyle veya böyle meslek sahibi oluyor. İster doktor olsun, ister çöpçü. Bu toplumun her meslekten insana ihtiyacı var. “Ben yoğunum, meşgulüm” havalarında olup da boş olan o kadar insan var ki çok zaman “evden çıkmamak “ noktasına geliyor insan.

      Son zamanlarda okuyan, yazan insanlarla alay eden, onları küçümseyen hatta” okumak ve yazmak boş iş “ diye alay edenlere “ sigara içmek ve boş konuşmak çok mu dolu iş” dediğimiz zaman sadece sinirleniveriyorlar. Altından kalkamayacağın bir cevapla muhatap olmak istemiyorsan Allah’ın ilk emri oku ve yazmayı yapmaya çalışanları küçümsememek lazım.

      Okullara yazarlar davet ediliyor. Basından izliyoruz. Faydalı olacak ve öğrencilere etki bırakacak insanlardan çok ünlü ve okul yönetiminin yakınlarından oluşan insanların davet edildiğine şahit oluyoruz. “Faydalı olandan çok ünlü “ olana bakmak ve  “ çok yönlü ve etkili olandan çok isim yapanları çağırmak” bilmem ne kadar faydalı.

       “İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır” demiş insanlığın lideri. Faydalı olamıyorsa veya faydası maddiyatla ölçülüyorsa mesleğinin duayeni olsa bile insan ne fayda? Gönüllere dokunamayan, hitap ettiği kitlenin ufkunu açamayan insan milyonlara hitap etse de, binlerce baskı yapsa da ne fayda?

       Genelde anne ve babalar çocuklarının okumamasından şikâyetçiler. Yakınlarında insanların okuyup yazması ile alay eden, kitabı çıktığı zaman da  “param yok”  diye alay eden, sonra o yazarın yanına gelip de başka yazarların kitaplarını aldığını söylemeyi marifet sanan sözde aydın insan çocuğunun okumamasından acaba ne kadar şikâyet etme hakkına sahiptir.

     Başkalarına  “boş insan” demeden önce insan kendinin ne kadar boş olduğuna bakmalı ve  “çocuğum okumuyor”  diye şikâyet etmeden önce de tanıdık yazar ve hatiplerden ne kadar faydalandıklarını, kitaplarını ne kadar alıp önce çocuklarına veya çevresine hediye ettiklerine baksınlar.

      Bir tane kitabını bile almadığın yazar akrabana gidip de sırıtarak “artık ünlü oldun” diyerek alay eden insan en büyük eğitimcinin çocuğu olsa ne yazar? Yazar da “sende cehaletinle ünlü olmuşsun” diye cevap verme hakkına sahip değil midir?  

      İnsan olmak burada önemli işte.

      Kimse fakir insana “niye kitap almıyorsun” demez. Hatta yayınevleri ve yazarlar özellikle fakir öğrencilere okumayı çok sevip de okumaya kitap bulamayanlara kitap hediye eder. Ama zengin ve geliri yüksek, eşi de çalışan adamın “ bana neye kitap hediye etmedin” demesine kızmak hakkı da var yayınevi ve yazarların. İnsan olmak burada da ortaya çıkıyor işte.

       Allah her insana yazar bir akraba, komşu veya iş arkadaşı nasip etmiyor.  Yani yazar akraba veya komşu, tanıdık Allah’ın o insana torpili ve insan da nankör olduğundan Allah’ın torpiline onunla alay ederek cevap veriyor ve sonradan beşerden torpil bekliyor. En büyük torpili de kendisinin kendisine yapacağını unutarak.

        “Sen de Kafadan Engellisin”  kitabımızda bunu anlatıyorum. Okumamakta inat edenler okuduktan sonra da teşekkür etmeyi ihmal etmiyorlar. Duymayana değil, anlamak istemeyene ne desek boş.

        Başta ne dedim.

         İnsan olmak, iyi insan olmak zor iş.