Seyfettin Karakuş ile röportaj

Genç Şairlerimizden Gaziantep Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğrencisi Seyfettin Karakuş: “ Şiir bir olayın en kestirme yolunu bulup, duygu yoğunluğunun içinde estetik kaygıları da katıp okuyucuya en güzel şekilde sunulmasıdır”

SORU: Hoş geldiniz. Bize kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

SEYFETTİN KARAKUŞ:  Merhaba. Öncelikle bana bu imkanı sunduğu için Tokat Gazetesine ve Tokat Gazetesinin çok değerli Yazarı Turan Yalçın hocama teşekkür ediyorum. Ben Seyfettin karakuş 05.03.1995 Tarihinde Batman merkeze bağlı Recepler köyünde doğdum. İlk ve orta öğretimi kendimi köyüm olan Recepler köyünde, Liseyi Batman lisesinde okudum 2014 yılında Gaziantep üniversitesi Arkeoloji Bölümünü kazandım. Halen Arkeoloji bölümünde öğrenim hayatıma devam ediyorum.

SORU: Yazmaya başlama hikayenizi kısaca anlatır mısınız?

SEYFETTİN KARAKUŞ: Yazmaya başlama serüvenim Lise 3 sınıfta başladı. Önce küçük sözleri mi yazmaya başladım, daha sonra Yerel ve Ulusal gazeteleri, dergileri okumaya başladım. Gazetedeki bazı yazarları kendime model aldım. Ve onların hayatlarını anlatan kitapları okudum. Bu şekilde devam eden okuma ve yazma sevdam daha sonra Şiirler ile devam etti ve yazdığım Şiirleri toplayarak kitaplaştırdım.

SORU: Bir Şair olarak Şiiri nasıl anlatırsınız. Yani sizin için şiir nedir?

SEYFETTİN KARAKUŞ: Şiir ani gelişen yaşanmış duyguların mürekkep aracılığıyla kendini ifade etmek, o andaki duygularını okuyucular ile paylaşma sanatıdır.

Şiire anlam katan duygu ve estetiğin birlikte verilebilmesidir, duygu ve estetik ten herhangi birinin eksik verildiği bir şiir okuyucu tarafından beğenilmesi zorlaşır.

Şiir yazmak zordur. Şiir bir olayın en kestirme yolunu bulup, duygu yoğunluğunun içinde estetik kaygıları da katıp okuyucuya en güzel şekilde sunulmasıdır. Şiirde her kelimeyi tartarak, her bir sözcüğün okuyucuda farklı duygu yaratacağını hesap ederek yazmalısınız. Şiir okuyucularla buluştuğunda artık o şiir sizin değil sizi okuyan okuyucuya ait olur.

SORU: Neden Arkeoloji, Neden Gaziantep bu bölümü yazmadan önce ve şuan düşüncelerinizin arasındaki duygularınızda değişiklik var mı?

SEYFETTİN KARAKUŞ: Güzel sorunuzdan dolayı Teşekkür ediyorum.

Benim Arkeoloji ve Tarihe karşı ilgim ortaokul sıralarında başladı. Daha sonra bu ilgim lisede sevgiye dönüştü. Bu yüzden Arkeoloji okumak istedim. Gaziantep şehrini tercih etmemin nedeni Gaziantep’e olan sevgimden kaynaklandı. Sevdiğim şehirde sevdiğim bölümü kazanmak buda benim başka için mutluluk kaynağı oldu.         Birde eski ile şimdi arasında duygularımda farklılıklar var. Bu bazı yönleri ile iyi, bazı yönleri ile duygularıma kötü şekilde yansıdı.

SORU: İlk kitabı çıkarma hikâyenizi kısaca açıklar mısınız?

SEYFETTİN KARAKUŞ: İlk kitabı çıkarma hikâyem küçük bir Şiirle başladı. Daha sonra Üstad NECİP FAZIL KISAKÜREK VE AHMET ARİFİN Şiirleri ile Şiire sevdalandım. Kendi duygularımı şiire yansıtabileceğimi düşünerek yazmaya devam ettim. Topladığım Şiirleri Dostlarımın tavsiyesi ile kitaplaştırmaya karar verdim.

SORU: Çok okuyorsunuz. Ama okumadan kitap yazan bir hayli insan var bunlar hakkında ne düşünüyorsunuz.

SEYFETTİN KARAKUŞ: Hocam ben Şiiri bir ışık olarak görüyorum. Şairde aydınlıktır.

Kitap okumadan yazan arkadaşlarıma saygı duyuyorum. Ama şunu belirtmek isterim. Şair ışıktır toplum ise karanlıktadır. Kitap okumadan yazan yazarlarımız toplumu o karanlığın içindeki karanlıktan kurtaramadığı gibi kendi de karanlıkta kaybolur, düşer, çarpılır, kırar, kırılır. Ama gerçekten kitap okumaya âşık olan yazarlar bir meşale gibidir. Hem kendi önünü aydınlatır. Hem de toplumun önünü aydınlatır.

SORU: Değerlerimizden az mı faydalanıyoruz. Neden az faydalanıyoruz. Eğer değerlerimize sahip çıkarsak ne gibi sonuçlar alırız. Genç tecrübelerden faydalanmamız gerekir mi?

SEYFETTİN KARAKUŞ: Evet gerçekten en büyük eksikliklerimizden biri değerlerimize sahip çıkmamamızdır. Bu sadece bizim ülke ile sınırlı değil, bütün orta doğunun en büyük sıkıntılarından biridir. Geçmişini bilmeyen, araştırmayan geleceğini anlayamaz inşa edemez.

Eğer değerlerimize sahip çıkarsak geçmişimizin hangi konularda önde olduğunu, hangi konularda geri de olduğu bilip ona göre kendini geliştirme imkânı bizlere sağlar.

Genç demek: enerji demektir, güç demektir, hareket demektir, yenilik demektir, üretim demektir, enerjinin, gücün, hareketin, yeniliğin, üretimin olmadığı yerde tembelleşme başlar, bağımlılık başlar, tüketim başlar, yok oluş başlar. Gençlere sahip çıkmayan hiçbir toplum ayakta durmamıştır. Eğer biz ülkemizin gelişmesini ve büyümesini istiyorsak gençlerimizden faydalanmamız lazım.

 

SORU: Üniversite öğrencilerinin sorunları nelerdir. Bu sorunlar nasıl aşılır.

SEYFETTİN KARAKUŞ:  1)Üniversite öğrencilerinin en büyük sorunu Gelecek kaygısıdır. Eğer üniversite biterse ben ne yaparım, nerde olacağım, nasıl geçineceğim, Nasıl bir hayatım olacak kaygısıdır

2) Özgüven ve cesaret eksikliği. Tabi ki bununda sebepleri vardır. Ama en önemli sorun üniversite deki öğrenci haklarının kısırlığı, öğrencinin haklarını bilmemesidir.

3) Alışamama sorunu. Bu da çok önemli bir sorundur. Örneğin Ailesinden, köyünden, Kültüründen, Çevresinden ayrılan öğrenci tamamen Üniversitede farklı bir arkadaşlık ortamı, ayrı bir kültür, kalabalık insan yığını karşısında üniversiteden, okuduğu şehirden soğuyabilir.

Veya İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerden gelen öğrencilerden küçük şehrin kültüründen, arkadaşlık çevresinden, şehrin imkânlarının kısıtlı olmasında şikâyet edebilir.

SORU: Edebiyat ve geleceğe dönük hedefleriniz nelerdir?

SEYFETTİN KARAKUŞ: Edebiyat ve geleceğe dönük en büyük hedefim vatanıma ve ülkeme faydalı ve toplumuma ışık olabilecek, meşale olabilecek bir birey olmaktır. En büyük değerlerimizden biri olan edebiyat binasına bende bir tuğla taşıyabilirsem bu benim için en büyük mutluluk olur

Arkeoloji de başarabileceğim bütün başarıları başardıktan sonra. Hak, Hukuk çizgisinde Toplumsal huzuru ve barışı temin etmek için Avukat olmak istiyorum.

SORU: Hayatta başarı için sizce gençlerin ne yapması lazım.

SEYFETTİN KARAKUŞ: Aslında ben bunu daha önce belirtmiştim. Ama biraz genişleteyim hocam

1)Bir gencin öncelikle hedefi, vizyonu ve ilkeleri olması lazım bu hedefine ulaşmak için çok çalışmalı ve çok okumalıdır

2) Genç kendine güvenmeli ve kendini başaracağına inandırmalı ve kararlılıkla yoluna devam etmeli.

3) Genç eleştirilerle, kıskançlıklarla karşılaşacağını, engellere takılacağını bilmeli, ama bu engeller onun azmini kararlılığını daha çok artırmalı ve hedefine doğru yürümeye devam etmelidir.

4) Genç kiminle dost, kiminle ayrılması gerektiğini bilmeli ve ona göre hareket etmelidir,

SORU: Yazar ve Arkeoloji okumak isteyenlere tavsiyeleriniz nelerdir

SEYFETTİN KARAKUŞ: Öncelikle yazar olmak isteyen arkadaşlar niye yazar olmak istediklerini iyi bilmeleri lazım. Yazarlık Unvanı çok ağır ve sorumluk isteyen bir unvandır. Sadece elime kalemi alıp bir şeyler karalamakla yazar olmaz. Yazar toplumun dertleri ile dertlenen, toplum ağladığını kendisi de ağlayan, bir eksiklik gördü mü bunu cesaretli, kararlı ve mütevazı bir şekilde yazmak, toplumun içinde bulundu hastalığa karşı bir tedavi ve reçete sunabilen kişidir. Eğer yanlış bir teşhis,  tedavi ve reçete verirse toplumu öldürebileceğini bilmeli. Ve buna göre kararını vermeli.

Yazar ayrıca sabırlı kişidir. Yazar sabretmeyi bilmelidir. Eleştirilecek, en yakınları tarafından kabul edilmeyecek, bazı dostluklarını kaybedebilir.

Bu yazarlığın olumlu bir yanı yok mu diyenleriniz vardır. Yazarlık öncelikle ölümsüzlüktür. İnsan ebediyete göç etse bile kaliteli ve faydalı bir eser yazdığı için onun ismi yeryüzünde anılacak ve yüreklerde yaşayacaktır.

SORU: Okuyucularımız ile paylaşacağınız eserleriniz var mı, çıkacak eserleriniz ile ilgili küçük tüyolar alabilir miyiz?

SEYFETTİN KARAKUŞ: Tabi ki Benim 15 gün sonra MAVİ DÜŞLER isimli Şiir kitabım siz değerli okuyucularla buluşacaktır. 

HÜZÜN YAĞIYOR BAŞKENTİME adlı Romanım da yaklaşık 2 ay sonra siz değerli okuyucularla buluşacak

Ayrıca TÜRKÇE-KÜRTÇE SÖZLÜK, yeni bir ŞİİR KİTABI ile daha siz okuyucuların karşısında olacağım.