SAMİ YAMAN

1964-65 öğretim yılında Gazi Osman Paşa Lisesi’nde edebiyat gurubu öğretmeni olarak göreve başladığım zaman Sami, öğrencilerimizdendi. Dersine girmedim ama sağ olsun dersine girmişim gibi saygı ve sevgisini hiç eksik etmedi. Şimdi ise o da benim gibi emekli edebiyat öğretmeni. Zaman zaman beraber bulunduğumuz sohbetlerde öyle tatlı anlatır ki her anlatımı, bir yazı konusudur. Dolayısıyla anlattıklarını konu alarak hayli yazdım.

Bu günkü konu, ev bahçesiydi. İbrahim Gürel:

-Müdürüm, Ferhat gibi taşı bile delersin bu gidişle.

-Onu da yaptım müdürüm sözleriyle giriş yaptı ve başladı anlatmaya:

                “Annem, küçük yıldızlıdır. Bizim köyün adı da Gürcü köy idi. Belediye olmak için köyümüzün nüfusu yetmedi. Küçük yıldızla birleştik. Gürcü’nün gür’ünü, küçük Yıldızın da Yıldızını alarak kasabaya Güryıldız adı verildi. Böylece annemin köyü ile bizim köy bir ad altında birleşerek Güryıldız Kasabası’nı oluşturdular.

                Annemden kalma ev bahçesinde uğraşıyordum. Torunum geldi. Kayaların arasındaki bir çiçeği işaretle:

-Dede, çiçeği koparabilir miyim?

-Tabii yavrum kopar, dedim ama kafamda bir şimşek çaktı. Çocuklar için neden küçük bir bahçe yapmayayım.

                Fırsat buldukça kayayı kırmaya çalışıyorum. Kaya kolay kırılıyor da altındaki kis yok mu kis! Kayadan çok o yordu beni. Ben onlarla uğraşırken dayı dediğim bir köylü geçiyordu, arkadaşıyla:

-Kolay gelsin yeğen. Ne yapıyorsun?

-Uğraşıyorum işte dayı. Boş duracağıma bir şeyler yapayım dedim.

-Oradan bi şey olmaz yeğen, emeğine yazık. Bir de öğretmensin. Diyerek uzaklaştılar. Giderken kendi aralarında konuşuyorlar.

-Deli vallahi deli, aklı olan taş ile kaya ile uğraşır mı?

                Onlar duymadığımı sanıyorlar ama ben hepsini duydum. (Bu da benden: yıllar önce Bekir Coşkun yazmıştı. “Köylüler yan yana konuşurken bile bağırırlar.” R.C.)

Toprak getirttim. Küçük bir bahçe yapıp çiçekleri ektim. Çiçekler büyüyünce dayım geçiyordu.

-Nasıl olmuş dayı?

-Eline sağlık yeğenim. Güzel olmuş. Cahdin elinden hiçbir şey kurtulamaz…”