ON KASIM ATATÜRK’Ü ANMA PROGRAMLARI

ON KASIM ATATÜRK’Ü ANMA PROGRAMLARI

 

CHP’den bir mesaj aldım.

                “10 Kasım Atatürk’ü Anma Programı için yarın 08.30’da partide olacağız. Katılımız için teşekkür ederiz.”

                “Ben de geleceğim” diyen eşimle anılan saatte partide buluştuk. Aşağı yukarı hepsi de tanıdığım kişiler, baylı bayanlı toplanmışlar. Yönetim değişmiş, yeni yöneticilerden tanıdıklarımı kutladım. Tanıdığım diğer kişilerle günaydınlaştık. Çaylarımızı içtikten sonra 08.40 gibi aşağı inmeye başladık. Çok basamaklı merdivenden inerken milletvekilimiz Sayın Kadim Durmaz’la karşılaştık kısa bir selamlaşmanın ardından o, koşar adım yukarı çıkarken, biz, düşmemek için pür dikkat iniyorduk.

                Zemin kata indik ki Kadim, önümüzde. Yukarıya ne ara çıkıp işini görüp bizi geçerek bizden önce zemin kata ne zaman indiğine şaşırdım. Aslında şaşırmamam gerekirdi. Çünkü stattaki sabah yürüyüşlerimizde O’na sevgili Hamdi Gündeş’ten başka eşlik edebilecek babayiğit yoktu ki...

                Milletvekilimizin önderliğinde gurupça tören alanında, öğrencilerin önündeki yerimizi aldık. Zamanı gelince sunucunun işaretiyle valilik, garnizon komutanlığı, Belediye ve CHP’nin çelenkleri sunuldu. Burada bir kez daha şaşırdım. Hadi, valilik, garnizon komutanlığı, belediye başkanlığı ilimizde birer taneee. Siyasi parti de mi bir taneydi ki yalnız CHP sundu çelengi?

                Zaten sunucu; sayın valim, sayın komutanım, sayın belediye başkanımın yanı sıra sayın milletvekilime hitabetti. Demek ki aramızda Sayın Kadim Durmaz’dan başka milletvekili de yokmuş. Oysaki 24 Haziran seçimlerinde Tokat’ın dört milletvekili gönderdiği söyleniyordu. Bunlardan birisi yanımızdaydı. Diğerlerini de aradı gözlerimiz.

                Saygı duruşunda çok duygulandım. Saati gelince bandonun ti sesine Kalenin sireni ve seyir halindeki araçların klakson sesleri karışınca Tokat Halkının tümünün saygı duruşunda olduğunu düşündüm. Seksen yıl sonraki azameti hayal edince gözlerim yaşardı.

                Sunucunun tören bitti anonsunun peşinden asıl anma programının 26 Haziran Atatürk Kültür Sarayında yapılacağını duyurunca “Oldu oldu, oraya da katılalım, bari” dedik.

                Salon, lebalep doluydu. Önden ikinci sıradaki boş yere iliştik. Program başladı. Yalnız, sunucu protokolle beraber Sayın Milletvekillerimize de seslendi. Bu hitapla salonu birden çok milletvekilimizin şereflendirdiğini de öğrenmiş olduk, böylece.

                Ben en çok vefa görüntülerinde duygulanırım. Atatürk’ün unutulmaya unutturulmaya çalışıldığı günümüzde bir salon dolusu insanların onu anmak için toplanması, okunan türkü ve şiirler onun çocukluğundan itibaren yaşam kesitlerini çağrıştırıyordu. Daracık Drama Köprüsü, soğuk bir tas su, çocukluk günlerine duyduğu özlemi, hele mermi taşıyan yiğit Elif’in Kocabaş’a yakarmaları, hepsi onun için vefa göstergeleri değil miydi?

                Koskoca üniversitemiz, o kadar liselerimiz dururken il çapındaki anma programının birer damlacık Vakıfbank Namık Kemal ortaokulu öğrencilerinin omuzlarına yüklenmesine bir kez daha şaşırdım. Ama gerek yöneticiler, gerek öğrenciler kendilerinden beklenenin fevkelanın fevkindeydiler. Görevlerini hakkıyla yaptılar doğrusu. Ortaokul deyip geçmemeli. Öğünmek gibi olmasın da bilen bilir. Zamanında Plevne Ortaokulu olarak ne başarılara imza atmıştık…

                Yani, sonuç olarak, bir on kasımı daha anlamına uygun olarak eksiğiyle gediğiyle yeniden yaşadık. Bu vesileyle ulu öndere gani gani rahmetler dilerken, büyük küçük emeği geçen herkesi içtenlikle kutlarım