TAŞHANDA DEVLET TİYATROSUNUN BİLETLERİ SATILIYORMUŞ

TAŞHANDA DEVLET TİYATROSUNUN BİLETLERİ SATILIYORMUŞ

 

Tiyatroyu, “insanı, insana insanla ve insanca anlatan güzel sanat dallardan biridir” diye tanımlamışlar. Tiyatro, bizi bize öğreten okullardan biridir. Anadolu’yu gezenler yer yer devasa tiyatro kalıntıları görmüşlerdir. Bunlar, Anadolu’da bizden önce yaşayanların uygarlık tanıklarıdır. Hani Karac’ooğlan “Sual edin bizden evvel gelene / Kim var imiş biz burada yoğ iken?” diyor ya, belki de bizden evvel yaşayanlar atmışlardır, Anadolu’da Avrupa Uygarlığının temelini.

         Zevkler ve renkler, tartışılmaz denir. Tiyatro mu konser mi deseler, tercihim kesinlikle tiyatrodur. Büyük kentte okumak başka oluyor. Gazi Eğitim Enstitüsü’nde yatılı okudum. Her türlü ihtiyacımızı devlet karşılıyordu. Kıt harçlığımla ya otobüs, ya da tiyatro bileti alıyordum. Konferanslar, çeşitli sergiler, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde oturum izlemeler zaten parasızdı. Yani bir bakıma öğrencinin yetişmesinde okul kadar çevre de etkilidir diyorum. Hani boğulursan da büyük denizde boğul dedikleri gibi, Okursan da büyük kentlerde okuyacaksın. Almus’da yüksek okul okusan nee, okumasan ne?

         Arkadaşım, Taş Han’da tiyatro biletleri satılıyor deyince nefes nefese yetiştim ki önden iki sıra protokole ayrılmış,  alt katta yer kalmamış. Balkondan iki bilet satılmış. Tabii sükût-ü hayale uğradım.  Arkama baka baka geri döndüm, bilet almadan.

         Bir defasında yine böyle olmuştu. İki bilet kendimize, bir bilet de arkadaşıma alıp balkona yerleşmiştik. Sahneyi görebilmek için ayağa kalkmak gerekiyor. Oyun başlayınca aşağı baktık ki, alt kat yarı yarıya boş. Balkon ahalisi olarak birer birer aşağı indik. Beğendiğimiz koltuklara kurulduk. Oysa tiyatro mabet gibidir. Oyun başlayınca telefon ve kapılar kapatılır, konuşulmaz. Biletli seyirci bile içeri alınmaz. Bir defasında Ankara’da eşimle geç kalmıştık da birinci perde bitinceye kadar dinlenme salonunda beklemiştik. Burada ise dediğim gibi balkondan aşağı taşınırken bir sorun yaşamadık.

         İnsanlara diyorum: Gelmeyecekseniz neden bilet alıyorsunuz? Sonra protokole ayrılan yer, tam doluyor mu acaba? Ayrıca görevlilerin tanıtımını anlayamıyorum. İyi tanıttılarsa biz niye duymadık? Tanıtamadılarsa biletler ne çabuk tükendi?

         Tiyatro salonunun doluluk oranı bir kentin kültür düzeyinin ölçüsüdür de aynı zamanda. Tiyatro sanatçılarının dolu salona oynayacak olmasına sevindim onlar adına. O kadar provadan sonra boş salon görmek daha başlamadan yorar herhalde oyuncuları ve yöneticileri. Dolu salon hem onları motive eder, hem de ilimize tekrar gelmek için yönetici ve oyuncuların karar almasını etkiler olumlu yönden.

         “Ben sarmadım, saran kollar öğünsün” denildiği gibi ben izleyemeyeceğim, izleme fırsatını bulanlar öğünsün…