Erdem Kaya ile röportaj

Tiyatro Öğretmeni ve Yazar erdem Kaya:” Tiyatronun bana kattığı en güzel şey, varlığımı hissetmemi sağladı. İnsanın istediği takdirde her alanda başarılı olabileceğini gösterdi.”

Erdem Kaya ile 2. Tokat Kitap Fuarında tanıştık ve sohbet ettik. O bize kitaplarını hediye etti. Bizde okuyarak görüşlerimizi sunduk. Bu güzel tanışmanın ardından bu güzel röportaj ile  Tokat halkı da O’nu tanısın istedik.

SORU- Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Erdem KAYA -1968 yılında Tokat Niksar Olukalan köyünde dünyaya geldim. Evli ve iki çocuk babasıyım. İlkokul mezunuyum. 1980 yıllarındaki siyasi çatışmalar yüzünden okuyamayan kurbanlardan biriside benim. Okuyamamış olmak hayatımda en büyük keşkesidir.

Uzun yıllar sivil toplum kuruluşlarında başkan, genel sekreter olarak yöneticilik yaptım. Gençlik kolları yönetimlerinde bulundum. 25 yıldır tiyatro ile ilgileniyor, oyun yazıyor, yönetiyor ve bu oyunlarda oyuncu olarak da yer alıyorum. 13. büyük olmak üzere yaklaşık 30 yakın oyunum sahnelendi.

SORU- Yazmaya başlama hikâyenizi anlatır mısınız ne zaman yazmaya başladınız? O zamandan bu yana duygularınız nasıl değişti?

E.KAYA-Klasik olacak belki ama bende birçok yazar gibi çocuk yaşta şiir,şarkı sözü ve çocuk aklımca film senaryosu yazmaya başladım.Yine çocuk aklımla dalga geçerler düşüncesi ile o dönem yazmış olduklarımın hepsini yırtıp attım. Ne kadar büyük bir hata olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Ailelerden ricam çocuklarının bu tarz çalışmalarına destek versin ve onları mutlaka cesaretlendirsinler. Benim ailemin o dönem yazdıklarımdan haberleri yoktu, çünkü benim bunu söyleyecek cesaretim de yoktuzaten,onun için hep yalnız kaldığımda birşeyler karalardım.Ne zaman ki köyümüzün tiyatro grubunu kurup onun için oyun yazmaya başladım,onlarda o zaman birşeyler yazdığımı öğrendiler.

Elbette yazmak, insana kendisini ifade edebilme cesareti veriyor. Duygularınızı, düşüncelerinizi, içinizden geçenleri kâğıda aktarmak ve başka insanlarla paylaşmak, çok özel bir duygu, onun içinde sanırım nefesim tükenene, gücüm yetene kadar yazmaya devam edeceğim.

SORU- Okuldan ziyade hayattan çokşey öğrendiğiniz belli, üniversite mezunu olmak mı yoksa hayat zamanlayaşayarak mı geliştiriyor insanı.

E KAYA-Belki o dönem terör yüzünden okuyamadığım içindir, okul benim için hep çok özel yerdedir.Yani pişmanlıklarımın başında gelir. Çünkü üniversite diplomamın olmaması hayatımda birçok fırsatı kaçırmama sebep olmuştur. Okumak çok özel, şu anda okuyan gençlerin bunu anlaması mümkün değil, ancak ilerleyen zamanlarda onlaralmış oldukları diplomanın ve eğitimin onlarda sunduğu fırsatlarla anlayacaklardır. Yalnız ben okuyup diplomaya sadece etiket için sahip olma taraftarı da değilim. Okula en doğru bilgiye en doğru yerde ulaşmak ve erişmek için gidilmelidir, bunları yapınca zaten alınan diploma en güzel ödül olacaktır. Okulda her şeyi öğretmiyorlar elbette hayat tecrübesi de yaşayarak oluşuyor.

Okuyamamış olmanın bahanesine sığınıp insanın kendi kabuğuna çekilmesinide doğru bulmuyorum. İnsanların kendisini geliştirebilmesi için bir sürü olanak var, bunları mutlaka değerlendirmelidir. İnsan yaradılışı gereği kendisini geliştirmeli ve aynı gelişimi çevresinde de etkili hale getirmelidir.

SORU- Tiyatro aşkınız nereden geliyor? Tiyatro size hayatta ne katıyor.

E.KAYA-Her çocuk gibi bende sinema filmlerindeki kahramanlara özenir, sinema çıkışlarında onların taklitlerini yapardım. TV o dönemde her evde yoktu ve sinema bizim en büyük eğlencemizdi. Yıllar sonra kendi köy derneğimizin tiyatro grubunu kurma görevini üstlenip,tiyatro ile tanışınca ve tiyatroyu anlamaya başlayıncabendeki sinema oyunculuğu merakı tiyatro akşına dönüştü ve bu aşk ile 25 yıldır sahnelerdeyim.

Seyirciyle buluşmak ve onlara, insanı insana, insanla,  insanca anlatmanın hazzını yaşamak bambaşka bir şey. Kelimelerle anlatılması mümkün değil. Tiyatro öğrencilerimi eğitirken kendimi de geliştirmemi sağlıyor. Tiyatronun bana kattığı en güzel şey, varlığımı hissetmemi sağladı. İnsanın istediği takdirde her alanda başarılı olabileceğini gösterdi.

SORU- İki kitap yayınladınız,  ilk kitabınızı nasıl yayınladınız. Kitap çıkarmak nasıl bir duygu? Kitaplarınızın konusunu anlatır mısınız?

E.KAYA-1.Kitabım “Tahta Araba” aslında tiyatro oyunu olarak yola çıkarak yazmaya başladığım bir eserdi, fakat öyle bir yol izledi ki sonunda kitap olarak siz okurlarımızın karşınıza çıktı.

”Hey Onbeşli” Tiyatro Hocalığını yaptığım ve aynı zamanda köşe yazarlığını sürdürdüğüm Tokat Gündem Gazetesinin imtiyaz sahibi Sayın Bayram GÜVERCİN Beyin katkıları ile ilk kitabımı çıkardım.

“Tahta Araba” Kitabım Genç bir adamın, zor bir çocukluk dönemi yaşamış olduğundan dolayı,geçmişinden kaçmasına rağmen, bir gün geçmişiyle yüzleşmek zorunda kalmasını, çocukluğunda yaşadığı sıkıntıları okura duygulu bir dille anlatmaktadır.

2.Kitabım “Sevgiye Ceza “ ise tamamen kitap düşüncesi ile kaleme aldım. Alevi Sünni aşkını anlatan eserimde tamamen tarafsız olmaya özen gösterip, bu konuyla ilgili duyduğumuz tanık olduğumuz yaşanmış olayları kitabımız kahramanlarına yükleyerek okurlara yaşanmış duyguları anlatmaya çalıştım. İlerde Tiyatro oyunu olarak sahnelemeyi ve bir sinema filmi olarak seyirciyle buluşturmayı düşünmekteyim.

 Kitabımın konusunda ki hassasiyet önceleri beni biraz ürkütse de, okurların kitabı okuduktan sonra ki yapmış olduğu olumlu yorum ve düşünceleridoğrultusunda ortaya güzel bir eser çıktığına inanıyorum,tabi ki her zaman olduğu gibi takdir halkımıza aittir.

SORU- Okumadan yazan çok, bu konuda ne anlatacaksınız?

E.KAYA:Maalesef ki hiç kitap okumayan ama kitap yazma cesaretinde bulunan dostlar var. İnanıyorumki onlarda yüreklerinden geçenleri kâğıda döküyordur.Benim düşünceme göre, eğer yazar okumuyorsa, yazmış olduğu eserde mutlaka birçok eksiklik olur. Yazmadan önce mutlaka okunması gerektiğine inananlardanım.

SORU- Kitap fuarlarına katılıyorsunuz, bu size ne kazandırıyor?  Fuarlar halka ne katkı sağlıyor?

E.KAYA:Fuarlarda birçok okurla birebir iletişime geçiyor, onların duygu düşüncelerini yüz yüze almış oluyoruz, buda biz yazarların kendisini daha iyi geliştirebilmesi için büyük bir fırsattır. Özellikle çocukların ve gençlerin yazarlarla birebir diyalog kurması hem biz yazarlar hem de onlar açısından son derece önemli, çünkü onları okuma konusunda yönlendirmek, örnek teşkil etmek biz yazarlar için bir sorumluluktur. Katılmış olduğum fuarlardan çok şey öğrendim, çok şey kazandım,birçok arkadaş ve dost edindim.

Fuar düzenlenen şehirler kültürel ve sosyal açıdan zenginleşir. Bu da o şehrin her alanda gelişimine katkı sunar. Okuma sayısı yükselir. O bölgenin gençlerinin ve çocuklarının ufuklarının genişlemesine vesile olur.

SORU- Gelişen birgenç ile gelişemeyen arasında ne fark var?

E.KAYA:Elbetteki kendisini geliştiren bir genç her alanda başarı sağlar ve yolunu nasıl çizebileceği konusunda irade sahibi olur. Doğruyu yanlışı ayırt edebilme yetisine sahip olur. İlerde çocuk sahibi olduğunda çocuklarını daha bilgili yetiştirecektir.

Kendisini geliştiremeyen bir genç ise monoton bir hayat sürer ve hayatın akışına bırakır kendisini. Sıkıntıya düştüğünde çıkar yol bulmakta güçlük çeker. Çocukları olduğunda çocuklarının geleceği hakkında bile karar vermekte güçlük çekecektir.

SORU- Hayatta başarılı olmak için neler yapmalı insan?

E.KAYA:Kesinlikle önce eğitim, öğretimini yapabildiği yere kadar yapmalıdır. Sosyal ve kültürel etkinliklere katılmalı bu alanlarda çalışmalar yapmalıdır. Ne istediğini bilmeli ve ilkeli olmalıdır.

SORU-Memleketiniz Tokat’a ne mesaj vermek istersiniz?

E.KAYA:Tarihi ve kültürel açıdan zengin, harika bir şehre sahibiz. Yalnız dışa açılım konusunda biraz sıkıntımız var gibi. Onun için sivil toplum kuruluşları ve Belediyemize çok büyük görevler düşmektedir. Yazarlarımız Tokat’ın tanıtımı konusunda daha etkin olmalıdır. Birbirimize sahip çıkarsak aşamayacağımız zorluk yoktur. Eğrisi doğrusuyla güzel bir Kitap Fuarı tertip edildi.  Bu konuda belediyemizi ve emeği geçen herkesi kutluyorum. Buna benzer çalışmaların artmasını diliyor herkese saygılar sunuyorum.

Çok sağ olun Erdem bey faydalı bilgilendirici ve güzel bir röportaj oldu.