İKİNCİ “AHDE VEFA” KONSERİ

Eski öğrencilerimizden sevgili Birgül Mutlubaş’ın davetine uyarak tam saatinde Gazi Osman Paşa Lise’mize geldik. Salonun önünde sohbet eden bir gurubun içinden ayrılan sanatçımızla sarıldık. Ayaküstü kısa bir hal hatırdan sonra “Hocam, şöyle sahneye yakın uygun bir yere oturun da şarkılarımızı göz göze söyleyelim” tembihiyle henüz boş sayılan koltuklardan ikinci sıranın birinci ve ikinci koltuklarına kurulduk.

Kurulduk ama kurulmaz olaydık. Genelde buralarda ağır ağabeyler oturduklarından olmalı koltuklar çökmüş. Program bitene kadar diken üstünde gibiydik. O, ne kadar rahatsız koltuklardı Allahım! İyi ki mesleğim boyunca idareci midareci olmamışım. Mevki makam uğruna insanların nelere katlanmak zorunda kaldıklarını bu koltuklardan başka hiçbir şey anlatamaz.

Programı yılın öğretmeni seçilen genç meslektaşım sevgili Mahmut Hasgül sunuyordu. Birinci “Ahde Vefa” konserini de o sunmuştu. O zaman yer yer okuduğu şiirler, fon müziğinin gürültüsü yüzünden anlaşılmamıştı. Onu anımsattım. “Şiirin sözlerini duymak istiyoruz” dedim. “Hallettik, duyacaksınız” sözünü aldım.
            Yuvadan uçtuktan sonra Birgül’ümüz inanılmaz özveri ve gayretleriyle önemli aşamalar kaydetmiş. Şu anda üç korunun şefiymiş. “Dördüncüsü yolda” diyor. Aynı zamanda bir kanalda programları da devam ediyor. Şefliği öyle özümsemiş ki Birgül, bir salon dolusu dinleyicileri bir anda koro haline getirdi. Bir şarkının yarısını kendi söylediyse yarısını da bize söyletti.

Arada birer şarkıyla üç amatör sanatçı da omuz verdi, Birgül’e… onlar söylerken Birgül boş duramaz ki! Geri döndü, saz heyetini yönetiyor.

Mahmut Öğretmenin nefis sesiyle seslendirdiği vurgusu, tonlaması yerli yerindeki şiirleri kusursuzdu. Fon müziği sanki uzaktan uzağa duyulur gibiydi. Ve bu müzik, şiirlere derin duygular katıyordu.

Finalde sanatçının çağrısı üzerine öğretmenleri, arkadaşları, dinleyicilerden isteyenler, nerdeyse salonun yarısı sahnedeydik. İçlerinde en yaşlısı bendim galiba. Sahneye çıkarken ve tekrar inerken yardımcı olanlara en içten teşekkürlerim iletirim.

Bu yıl böyle oldu. Bakalım, -kısmet olursa- üçüncüsünde yerimden kalkabilecek miyim?

Sahnede bir kolumda Birgül, diğerinde sevgili meslektaşım Gülten Latifoğlu’nun destekleriyle “Çile bülbülüm, Eski dostlar” eserlerini seslendirdik. Finalin finalinde ise sahnedekilere ayağa kalkan salon ahalisinin de eşliğiyle İZMİR MARŞI’NI söyledik coşkuyla…

Bir konser de böyle bitti, coşkuyla… Seyircilerin gerçek beğenisine ilave, sanatçının sevinç ve sevgili Nuray Öcal’ın gurur gözyaşlarıyla…