DOĞRULUK VE YALAN - YANLIŞ

Doğruluk adam olduğumuzu kanıksamanın gereğidir. İnsanlar arasında saygı ve sevgi doğrulukla bulunur ve doğru olmanın yolu da müspet ilim eğitimi ile sağlanır. Doğru ve yanlışı ancak kazanacağımız kültür ile ayırabiliriz. Ders kitaplarımız eğitim yaptığımız alanda bilgi kazandırır. Gerçek kültürümüzü ise günlük basını takip ederek ve kitap okuyarak kazanırız. Nefsimizi yenip yanlışları bulmanın yolu eğitimden geçer. Bilim ve teknolojinin hızla ilerlemesi yanında eğitim ve kültürümüzü sürekli kılmalıyız. Beşikten mezara kadar kesintisiz devam etmelidir.

                Ailemizden alacağımız terbiye de doğruları bulmamızda bize yardımcı olur. Yine de gerekli eğitimi alıp ailesinde de iyi bir terbiye almasına rağmen yalan yanlış yollara sapanları görürüz. Bunların istisna olduğunu düşünüyorum. Muhtemelen çıkarlarının ya da birilerinin zorlamasının rolü olmuştur. Bu kişiler genellikle vicdanlarına dayanamayıp doğru yola dönerler.

                Yalan yanlışla yaşayanlar insanlığın yüz karasıdır. Onlar için önemli olan çıkarlarıdır. Hatalarını örtmek, çıkarlarını savunmak için gına getiren savunmalar yaparlar. Sevgi, şefkat, hoşgörüleri hep yapmacıktır. Haksızlık karşısında susmak zor olmasına rağmen çekinmeden yalan yanlışla haksızlığı savunurlar. Yeter ki çıkarları zedelenmesin. Namuslu insanlar yalan yanlışla yaşayamazlar. Onlar ise çekinmeden, vicdan rahatsızlığı çekmeden rahatça yaşarlar. Yalanın en çirkini olan gözyaşına bile başvurmaktan sakınmazlar. Bunlar kültür noksanlığı yanında iyi bir aile terbiyesinden de yoksundurlar. Şirazlı Sadi “Ne kadar okursan oku, bilgine yakışır şekilde davranmıyorsan cahilsin demektir” sözüyle aldığı eğitimi çıkarı için göz ardı edenleri işaret ediyor. Bu kişiler hakikat altın olsa bile onu teneke yapmaktan kaçınmazlar. Çıkarı öyle gerektirirse ip diye yılana bile sarılırlar. Yalan yanlışın bir gün hakikatle aydınlatılacağını bilseler de günübirlik yaşamaya devam ederler. Bunların en önemli meziyetleri hep başkalarının kusurlarını araştırmaktır. Kendileri kusursuzdur. İnsanın kendi kusurunu görmesinin en büyük zafer olduğunu düşünmezler. Çıkarları olan kişileri övmek, yanlışlarını doğru göstermek onlar için olağandır. Çıkarları baltalandığı zaman ise yüz seksen derece dönerek dün savunduğu kişileri anında çamura batırıp çıkarmaktan hiç gocunmazlar. Bu durumu Balzac güzel ifade eder: “Felaketin iyi bir tarafı varsa, o da bize dostlarımızın kimler olduğunu göstermesidir.”

                Yalan yanlışla geçinenler insanlık için, ülke için büyük talihsizliktir. Bunlardan kurtulmanın yolu insanların eğitilip kültürlü kılınmasıdır.

Saygılarımla.

03.12.2018

Mehmet Tapar

Emekli Öğretmen