TOKAT GAZETESİ

KENDİNİ TANIMADAN BAŞKALARINI TANIMAK

KENDİNİ TANIMADAN BAŞKALARINI TANIMAK

                …Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek;…

“…bir yandan Türk vatandaşlarının ve Türk toplumunun refah ve mutluluğunu artırmak; öte yandan milli birlik ve bütünlük içinde iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınmayı desteklemek ve hızlandırmak ve nihayet Türk Milletini çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı, seçkin bir ortağı yapmaktır.”

                Türk Milli Eğitiminin temel amaçları arasında geçen bu cümlelerin ve kavramların tek tek değerlendirilmesi, bunların altının doldurulması ile amaç tanımlanmış olacaktır. Ortak kültürü tanımadan, bu kültürle donanmadan hedeflenen nesiller yetişmeyecektir.
               
                AB projeleri kapsamında yıllardır Avrupa Birliği ülkelerine idarecilerimizi, öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi götürmekteyiz. Yine o ülkelerden konukları ağırlamaktayız. Son derece de verimli olduğu kanaatindeyiz. Kültürler arası iletişimde vizyon kazandığımız, kendimizi farklı kültürlere tanıttığımız da bir gerçek ancak bir konu var ki beni hem düşündürüyor, hem de derinlemesine üzüyor.  Neden AB ülkeleriyle iletişimimiz varken Türk Dünyası ile herhangi bir projemiz yok? Kıbrıs’a bile öğretmen, öğrenci gönderemememizin vicdani rahatsızlığını benden başka hisseden yok mu? Azerbaycan çok mu uzak? Kültürü, inancı, hayalleri, planları bizimle tamamen ilgisiz mi? Kardeş ülke diye her beyanatımıza sıkıştırdığımız, başımız dara düştüğünde bizim için canını vereceğinden emin olduğumuz; acısını acımız, sevincini sevincimiz bildiğimiz soydaşlarımızla paylaşacak hiçbir şeyimiz yok mu?
                Bir proje yapıp Bakü ile iletişime geçelim, eğitim alanında alışverişte bulunalım, milli birlikteliğimizi söylem boyutundan eylem boyutuna taşıyalım diye harekete geçtim. Azerbaycan milletvekilleri, aydınları, devlet adamları ile fikir alışverişinde bulundum. Onlar bütün alt yapı çalışmalarını hazırladılar. Ben de Milli Eğitim Bakanlığımızla iletişim kurdum ve yol göstermelerini istedim. Aldığım cevaplar soğuk ve ümitsizdi. Bakanlığımızın bu konuyla ilgili herhangi bir çalışması ve planı yok, dediler. Neden AB var da Azerbaycan yok, diye sordum. AB ödenek veriyor da ondan, dediler. Peki lüzumlu lüzumsuz her şeye bütçe ayırabiliyorken böyle bir hayati konuya bütçe ayrılamaz mı? Dediler ki bu konu hiç gündeme gelmedi. Eğer dikkatler çekilirse gündem oluşturulabilir.

                Akraba topluluklarla eğitim-işbirliği anlaşmaları yapılmalıdır. AB ortak fonu gibi TD (Türk Dünyası) ortak fonu oluşturulmalı ve bu fondan finanse edilerek eğitim-kültür çalışmaları desteklenmelidir. Özellikle öğrenci ve öğretmenler arasında ilişkiler geliştirilmeli, karşılıklı ziyaretler gerçekleştirilmelidir. Türkiye’den bir öğrencinin Azerbaycan’dan alacağı çok önemli vizyon kazanımları olabileceği gibi Azerbaycan Türk’ü her öğrencinin de Türkiye’den kazanacağı çok şeyler olacaktır. 2023 vizyonu diye yol haritası çizen ve küresel bir aktör olmayı hedefleyen Türkiye için bölgesel bir güç olmak ve güç birlikteliği içinde hareket etmek vazgeçilmez bir gerekliliktir.

                Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, TİKA, TÜRKSOY gibi etkin kuruluşların bu meseleyi ciddiye almalarını umuyorum.

YORUMLAR

    Bu yazıya henüz yorum eklenmedi.

Köşe Yazısını Yorumla

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *


Tartışma Başlat