TOKAT GAZETESİ

TABİAT VE BİZ

TABİAT VE BİZ

 

Siz hiç yeni ıslanmış ağaç dalı gördünüz mü? Pencereden bakınca çınar, erik, aşılanmamış dut ağaçlarının yapraklarından soyunmuş canlı dalları, yeşil yapraklı zamanlarındaki kadar güzeldi.

                Geceden beri sürekli yağan yağmur, kurumuş gibi duran dallara sanki yeni bir canlılık vermişti. Yağmurdan mı nedendir bilinmez, birbirine girmiş gibi sarmaş dolaş dallarda hiçbir kuş görünmüyor.

                Çiseleme devam ederken hava biraz yükseldi. Önce bir serçe kondu çınarın dalına. Peşinden bir, bir daha derken serçeler işgal ediverdi çınarı. Yükseklerde, daha yükseklerde bir sığırcık sürüsü koptu. Bu yana doğru süzülüyorlardı ama tenezzül etmediler, ağaçlarımıza konmaya. Göründükleri gibi kayboldular gözlerden…

                Ağaç demek, kuş demek, tabiat demektir. Tabiat demek, aynı zamanda yeşil demektir. Bakınız Faruk Nafiz Çamlıbel ne demiş yeşil için:

 

“Yeşilde ne arar da bulamaz insanoğlu

Yeşil bu, gök dolu, umman dolu...

Bir ucu gözlerinde bir ucu engindedir

Meyve veren ağaçlar bu çini rengindedir

Bu çini rengindedir bahar, çiçek, kır, orman

Bana Tanrım görünür yeşil dediğim zaman…”

 

Açık hava ve tabiat yalnız Faruk Nafiz’in mi konusudur?

                Nazım Hikmet ceza evinde iken ilk kez güneşe, yani tabiata çıkışındaki duygularını şu dizelerle anlatır:

 

"Bugün pazar...

Bugün, beni ilk defa

Güneşe çıkardılar.

Ve ben, ömrümde ilk defa

Gökyüzünün

Bu kadar benden uzak,

Bu kadar mavi,

Bu kadar geniş olduğuna şaşarak,

Kımıldamadan durdum

Sonra, saygıyla toprağa oturdum,

Dayadım sırtımı duvara.

Bu anda;

Ne düşmek dalgalara,

Bu anda;

Ne kavga, ne hürriyet, ne karım.

Toprak,

Güneş ve

Ben...

Bahtiyarım…

                On beş sene kadar oturduğumuz apartmanda yeşile ve doğaya hasret kalmıştık. Şimdiki evimizde penceremizi açınca ilk defa dal, yaprak ve çimenlerle karşılaşıyoruz. Bu görünüşü sitemize sağlayan komşularımızdan başta gani gani rahmetler dilediğim Osman Keskin öğretmen ve ömürleri uzun olası İhsan Pezüklü, Ömer Özkan ve emeği geçen herkese içtenlikle teşekkür eder, hatıraları önünde saygıyla eğilirim…"

YORUMLAR

    Bu yazıya henüz yorum eklenmedi.

Köşe Yazısını Yorumla

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *


Tartışma Başlat