SEVGİLİ GÜNLÜK

Mustafa UÇURUM

 

            İşte böyle sevgili günlük, senin içine döke döke bütün dertleri seni de dert sahibi yaptım ya “aşk olsun bana.” “Yazmazsam deli olacaktım.” diyen Sait Faik’i sevmem için en önemli sebeplerden biridir bu sözü. İnsan deli olurcasına bir işi seviyorsa, bütün engelleri aşar, onun ne yapacağını tutturmak zordur. Tutkularına deli gibi sarılmalı insan. Sıradan sevgiler avutmaz bizi. Sevdası günübirlik değişenlerden olanlar ne kadar da talihsizdir değil mi sevgili günlük. Onların ne sevdası vardır başlarında esip duran, ne de tutunacak bir dalları vardır sendelediklerinde.

            Sen beni tanırsın sevgili günlük. Seninle tanışıklığımız ortaokul sıralarına kadar uzar. Ben tutkularımı öyle birkaç güneş batışıyla değiştirmem.  Tutulmam zordur ama tutuldum mu da beni koparmak zordur. Böyle olmalı insan. Yaz yağmuruna benzeyen ne varsa çabuk unutulur. Zaten biz toplum olarak unutkan bir milletiz. Unutuyoruz. Ne varsa unutuyoruz. İyilikleri de kötülükleri de. İşte tarihe bir not olsun diye ben sana içimi döküyorum.

            Memleketten notlar da düşüyorum senin sayfalarına sevgili günlük. Biliyorum senin bile aklın allak bullak oluyor. Bu ne hız böyle dediğini duyar gibiyim. Her gün yeni bir fırtınanın yol verdiği gemi gibiyiz. Sabah uyandığımızda “Acaba bu gün ne olacak?” dememize kalmadan fırtına patlamış oluyor.

            Şair diyor ya günlük; “Yalan da olsa seviyorum de.” diye. Sevginin yalanına bile hasret yaşıyoruz. İyi bir haber gelse de yalan olduğu sonradan çıksa, çıkana kadarki mutluluğa bile hasret yaşıyoruz.

            Bugünlerdeki güneş gibiyiz aslında. Yalancı bir güneş ama kısa süreli de olsa içimizi ısıtan bir güneş. Döne döne iyi haber arıyoruz. Bulsak sımsıkı tutunacağız. O bizi avutacak. Bir bayram sevinci içimize yayılsa ne güzel olur diye düşünüyoruz. Bu sevincimizi de söndürmeye çalışan felaket tellallarına inat mutlu olmak için sebepler arıyoruz. Geçen bayramı referandum sohbetlerine boğan bizler bu bayramda da bayramı karartmadan yaşamak için bayramın tadını çıkarmak için güzel haberler arıyoruz. 

            Şükür ki çocuklar için hâlâ bayram aynı tadında. Zaten bayram en çok da çocuklara yakışıyor. Elbette sınavlara hazırlanan çocuklar için o kadar şen bir bayram olmayabilir. Yedinci sınıf öğrencileri yoğun bir tempoyla hazırlandıkları sınavlarının mahkeme kararıyla durdurulduğunu öğrenince acaba aynı şevkle çalışabilecekler mi? Gel de şimdi suçlu arama. Bir öğrenci velisinin yaptığı itirazı değerlendiren mahkeme yürütmeyi durdurma kararını hemen verdi. Hem de binlerce öğrencinin içine düşeceği psikolojiyi düşünmeden. Onlar için önemli olan yürütmeyi durdurmak, iptal etmek. Yeter ki itiraz eden olsun.

            Ah sevgili günlük ah! Tamam, millet elbette hakkını arayacak. Öyle eskiden olduğu gibi ben yaptım oldu mantığı işleyemeyecek. Vatandaş bir arıza görünce itirazını yasal yollardan yapacak. Fakat bunu yaparken de kimleri etkilediğini düşünecek. Sayın veli, çocuğu sınava gireceği için adil bir yöntem olmamasından dolayı itiraz ediyor ama şunu da düşündü mü acaba? Küçücük çocukların hayatlarının tek sınava dayalı olması daha mı adil? Hak aramak iyi de işin suyunu çıkarmamak daha da iyi.

            İnsan sevince damarında hissederek sevgiyi duyacak ki sevgi anlamını kazansın. Sevgiyi dilinden kalbine düşürmek en büyük tutkudur sevgili günlük. Biz yine bir ırmak kıyısına, söğüt dallarının altının serinliğine, hafif bir rüzgâra, salınıp duran uçurtmaya, kalbe çarpan bir Müslüm Gürses şarkısına, cıvıldaşıp duran Berkay ve Rümeysa’nın koşuşturmasına, kalbimin son durağına, şiirlere ve dostlara sımsıkı sarılalım. Bizde tutku yaz güneşi gibidir. Bir kez doğmaya görsün, içimizi ısıtır da bayram yerine çevirir. İçimi içine dökmeme izin verdiğin için teşekkürler günlük.