TOKAT GAZETESİ

SABAH SABAH

SABAH SABAH Vakit geldi. Yatsam mı yatmasam mı kararsızlığındayken uyandım ki yataktaymışım. “Uyku yarı ölümdür” diyenler haklıymış. Saate baktım, seçemedim. Lambayı yakıp eşimi rahatsız etmemek için yan odaya geçtim. Saat tam 05 45 idi. Hemen yürüyüşe başladım. Grip, nezle gibi kış hastalıklarına yakalanmamak için sabah sporunu evde yapıyorum. Sabah ezanı, saat 06.42’de okundu. Dün 06.40’ta okunmuştu. Demek ki bu gün, günler iki dakika uzamış. Saba makamında okunan sabah ezanı, insanı uhrevi dünyalara taşıyor. İki gün önce yoğun kar yağmıştı. Kaldırımlar temizlenmiş ama kalan parçacıklar eriyince suları, cam gibi kaldırıma yayılarak akşam serinliğinde incecik buz tabakası oluşturmuş. Buz ayakkabın ne kadar dişli olursa olsun hesapsız basarsan ayakkabının dişleriyle beraber seni alıp götürüyor. Öğretmenevinden gelirken bu yaşımda düşüp bir yerimi kırmamak için gıdım gıdım yürürken gençler rüzgâr gibi geçiyorlardı, yanımdan yöremden. Hatta o buzlu kaldırımda zevk için kayanlar bile vardı. İmrenerek bakarken onlara, “Hey gidi gençlik” dedim. Acaba gençliğimde ben de aynı coşkuyu yaşamış mıydım? Nerdeee, o yıllarda ne böyle kaldırımlar vardı, ne de bu olanaklar… Sporumu bitirdikten sonra karaladığım bu satırlarla cümleye günaydınlar der, öğrencilerin derslerinde başarılar, yetişkinlerin işlerinde kolaylıklar dilerim…

YORUMLAR

    Bu yazıya henüz yorum eklenmedi.

Köşe Yazısını Yorumla

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *


Tartışma Başlat