TOKAT GAZETESİ

AKLIN BİLİMLE ÖRTÜŞÜP, ZAMANLA YARIŞTIĞI DÜŞÜNCE SİSTEMİ UFKUN ÖTESİNİ GÖREBİLMEK

AKLIN BİLİMLE ÖRTÜŞÜP, ZAMANLA YARIŞTIĞI DÜŞÜNCE SİSTEMİ UFKUN ÖTESİNİ GÖREBİLMEK Yüz yıla yaklaşan bir zaman diliminde söylenmiş özlü sözün deyimsel kısaltılmışı ufkun ötesini görebilmek… Aslı “Ufku değil ufkun ötesini görme mücadelesi verin.” söylemidir. Bu toprakların ve cumhuriyetimizin bizlere sunduğu onlarca güzellikleri yaşayan, yaşarken bu güzelliklerle beslenen genç evlatlar! Yetişkinler! Erişkinler! Sosyal, ulusal kültürel ve kutsal değerlerimizin devamlılığı, Yüce Türk Milletinin bekası için bu özlü sözün bilimsel mealini anlayarak, özümseyerek, canlı heyecanlı ve diri tutmak zorunda olduğumuzu asla unutmamalıyız. “Ufku değil ufkun ötesini görme mücadelesi verin.” Bu sözler bir asır önce söylenmiş olsa da her dönem ihtiyaç duyduğumuz uyarıcı, yol gösterici sezgiler bütünüdür. Çok iyi okumak lazım. Eşsiz öngörüler, tavsiye ve tembihlerle günübirlik söylenmiş sıradan bir sözler dizisi değildir bu sözler, eylemler. Onlarca yıl sonrayı görebilen, zamanın akışı içerisinde günlere atfen olabilecekleri yer, zaman hatta kişiler de dâhil toplumu olabileceklerden haberdar eden bir insanın –ERKEN UYARI SİSTEMİ- değerindeki seçkin sözlerdir. Bu veciz sözler söyleniş amaçlarıyla, gösterdiği hedeflerle, anlam ve mealleriyle aklın bilimle örtüşmesindeki temel koordinatlardır. Milletler zaman içerisinde güçlü liderler çıkarırlar. Bu güç potansiyeli fıtri özelliklerin de desteğiyle aklın bilimsel ışığında etkin ve yetkin bir iradeyle donanımlı, tarihe mal olmuş liderlerin doğuşunu tetikler. Mustafa Kemal Atatürk de böyle bir doğuşun lideri, ilahi gücün Yüce Türk Milletine armağanıdır. Ne mutlu bizlere ki; Bu güçlü irade zamanın çok zor şartları içerisinde imandan imkân yaratırken yüz yıl önceden ufkun ötesini görebilmiş siyasal, toplumsal, kişisel, ekonomik ve askeri açılardan oluşacak olumlu, olumsuz eylem ve söylemlerin habercisi, uyarıcısı olmuştur. Ve o Mustafa Kemal, “Ufku değil ufkun ötesini görme mücadelesi verin.” Derken verilecek mücadelenin kodlarını, şifre ve koordinatlarını da vermiştir. Ve bu öngörü ve söylemlerini de tarihi bir eser olan NUTUK’la milletine duyurmuştur. NUTUK: Atatürk tarafından 36,5 saatte yani altı günde okunan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda öncesi ve sonrası yaşanan dramatik olduğu kadar da destansı hikâyelerin belgeleriyle anlattığı eser… İnkılâp tarihimizin birinci elden en değerli kaynağı. Çünkü eserin sahibi, tarihi olaylarıyla doğrudan doğruya o tarihi yapan ve yazandır. Nutuk Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün milletine, şehit ve gazilerine verdiği hesaptır. Geçmiş bir devrin hikayesi değil, yakın tarihimizin ibret dolu tecrübelerle milli varlığımızın bugününe, yarınlarına ışık tutan insanlığı uyaran sezgiler, duyuş ve düşünüşler bütünüdür. En büyük hizmet ve gayretle elde edilen rütbe ve nişanlarını söküp atmaktan çekinmeyen bir vatan sevdalısının dünyaya ders veren bir seslenişidir NUTUK… Bu yüzdendir ki Nutuk, onu özümseyerek okuyana-ufkun ötesini görebilmenin- sistemdeki şifrelerini vermektedir.Adına Atatürkçü Düşünce denilen bu sistem bugün dünya devletlerinin bir çoğununda tercihlerindendir. Norveç; Dünyanın damı. Buzullarla iç içe yaşayan bir kuzey ülkesi. Güneş bile cömert değil orada. Kuzey ışıklarının renkli görüntüleriyle avunan falezler, fiyortlar ülkesi. “Zorluklar karşısında Atatürk gibi düşün” söz dizelerini atasözüne dönüştürerek genç kuşaklarına öğütlüyorsa; Çin, tüm okullarında Atatürk’ün tüm özelliklerini müfredatlarına almış okutuyorlarsa; Japon halkı ve gençliği onu tanımak, eserlerini incelemek için akın akın ülkemize geliyorsa; Otuz küsur ülkede de Atatürk’ün anıtı bulunuyorsa; bu devasa güzelliği, onur ve gurur abidesinin aydınlık fikir ve düşüncelerini bizler neden anlamakta zorlanıyor ve ya kavram kargaşası yaşıyoruz anlamak mümkün değil. Oysa Atatürkçü düşünce barıştır, insanlıktır, aklın zaferidir, sevgidir, hoşgörüdür, bilimselliktir ve çağdaşlıktır. Onun her söylemi, her öngörüsü asla ve asla hedefini şaşırmamıştır. “Verdiğim kararların hiç birinde isabetsizlik görmedim.” Sözleri güçlü görüşü, akılcı düşünceleriyle örtüşürken olabilecekleri sezebilme fıtratını da daima tetiklemiştir. Atatürk gibi düşünmek akla, bilime, milli bilince ve tarihe hizmet eden vatan sevdalılarının yetişmesi demektir. Şu bir gerçek ki Türk Milleti, Türk Gençliği sınırları içinde ve dışında dahili ve harici bedhahlarla mücadelede olup bitenlere bakıp her gün bölgemizde olup biten acı olayları değerlendirdikçe Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlü kurgusunun Atatürk gibi düşünmekle daha güçlenerek büyüyeceğine inancı sonsuzdur. Bu inanç gençliğe hitap ile ölümsüzlük kazanırken bu söylevdeki her kelimenin, her cümlenin tüm zamanlara yansıyan bir ERKEN UYARI SİSTEMİ olduğunu hiçbir zaman aklından çıkarmamalıdır. Zira bir başka Türkiye’nin olmadığı zor ve acımasız bir zaman diliminde bu düşünce sistemine uymak zorundayız. Buna mecburuz. Teknolojinin ve bilimin anlık değiştiği günümüzde ufkun ötesini görebilme zamanıdır artık. “Muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur.” Sözleri ışığında aklımızı bilimle örtüştürürken zamanla da yarışan atılımlara girmek zorundayız. Sonuç olarak bu devasa düşünce sistemi sebep ve sonuçlarıyla dünyanın en büyük emperyalist güçlerine karşı Kurtuluş Savaşı kazanmıştır. Bu savaşın sonuçları ve Cumhuriyete kavuşum onun liderliğinde, ortak akıl ve onun gibi düşünenlerin eseri ve zaferi olarak tarihteki yerini almış ise başka söze hacet var mı? Bundan böyle aklın bilimle örtüşüp, zamanla yarıştığı bir Türkiye olarak evrensel başarılarla dolu bir geleceğe yelken açmak tek dileğimdir. Esen Kalın.

YORUMLAR

    Bu yazıya henüz yorum eklenmedi.

Köşe Yazısını Yorumla

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *


Tartışma Başlat