TOKAT GAZETESİ

4. OKUMA SEVGİSİ VE OKUL BAŞARISI

Üçümüz kahvaltı masasına dönüşen dikdörtgen şeklindeki toplantı masasına oturduk. Domates, salatalık peynir, zeytin, reçel gibi hazır kahvaltı ürünlerinden almışlardı. Bende de sıcak simit vardı. Hep beraber kahvaltı yaparken konuyu konuşmaya başla der gibi Umutcan’a baktım. Umutcan bakışımdan ne demek istediğimi hemen anlayınca konuşmaya başladı:

“Abi bundan önceki buluşmamızda bana verdiğiniz “Aşkperest “ kitabını severek okudum. Gerçek aşın ne demek olduğunu anladım. Daha önce kitaplarını okuduğum Adem Özbay gerçekten güzel bir kitap ortaya çıkarmış. Allah aşkını gerçek manada yaşayan insanın ne kadar huzur bulacağını bu kitapla daha iyi anlıyoruz. Bu kitabı Alihan da okudu. Zaten bir çırpıda okunacak kadar akıcı yazılmış.”

Umutcan bunu söylerken ben Alihan’a baktım.  Ben bakınca Alihan ‘da konu hakkında fikirlerini söyleme gereği duydu. Aramızda bakışlarımızla sözsüz bir iletişim oluşmuştu. Kim kime bakarsa  “hadi sen de  konu hakkında düşüncelerini anlat” anlamı taşıyordu.

Alihan İzmir’de yetişmiş olmasının kibarlığı ve sessizliği ile:

“ Abi Umutcan’a verdiğiniz tüm kitapları bende okudum. Hatta ben de O’na okuduğum kitapları veririm. O da okur. Bizim aynı eve çıkmamızın sebebi, öyle eften püften sohbetler ederek zamanı geçirmekten çok birbirimizi geliştirmekten geçiyor. Mesela benim kız arkadaşım olsa O’nun gelişmesini isterim. O’nu sizinle tanıştırmaktan çekinmem ama çok insan bundan çekinir yani. Çünkü gelişimi önemsemeyen kız arkadaşının gelişimini de önemsemez.  “Aşkperest” i okurken gerçek aşkı Allah aşkında ve insanların birbirine  “Yaratılanı hoş gördüm yaratandan ötürü” misali gerçek aşkı da anlatıyor. Şunu anladım ki Allah aşkı Allah’a teslim olmak,  kul aşkı da “beraber gelişmek” ve “hayatı beraber kucaklamak” olarak anlatıyor. Abi bu güzel kitaplar ile siz bizi hem güzel bir kitaplığa kavuşturacaksınız, hem de bizlere bilgi, tecrübe ve sevginizle yaşama sevinci vereceksiniz. Galiba hayatı sadece okuldan değil, sizden de öğreneceğiz.

Bunun üzerine konuşmaya  müdahale etme gereği duyarak, Alihan’ın öğrenme isteği dolu  beyaz  tenli  yüzüne bakarak:

“Okulda meslek, hayatın içinde bilgi ve sevgi dolu insanlardan da hayat öğrenilir Kardeşlerim.  Ama gençlerin yüzde 99 u sadece okuldan ders yani meslek öğreniyor ve hayatı öğrenemedikleri için da hayata atıldıkları zaman bocalıyorlar.” 

İkisi de hem ben dinliyor hem de bizim için muhteşem sayılan bu kahvaltı sofrasında kahvaltı ediyorlardı. Ben evde kahvaltı etmiş olmama rağmen bu iki halis niyetli genç için biraz daha kahvaltı yapıyordum. Paylaşma güzel şeydi. Yiyeceklerimizi, bilgimizi, sevgimizi düşüncelerimizi duygularımızı…

Umutcan ve Alihan hem kahvaltı ediyor hem de bana “anlat abi”  diye bakıyorlardı:

“Dil yalan söyler ama vücut yalan söylemez kardeşler, sizin vücut diliniz o kadar samimi ki bana  “ biz seni kendimize abi değil adeta kardeş seçtik” diyor çocuklar.”

İkisi de birden gülümsediler. Bende onlara bakarak gülümsedim. Samimi   duygular insanı böyle gülümsetiyordu. Sözüme devam ettim.

“Çocuklar, değerli  kardeşlerim, bugün konumuz   “ kitap  okumak  ve okul hayatı”. Bu yüzden sizleri yakından ilgilendiren bir konu. Kitap okumak bize hayatta çok şey katar.  Ders kitabı okumak bize meslek sahibi yapar sadece. Çok genç ile tanışıyorum ki, onlara gelişimin önemini anlatmaya çalışınca    ‘bize ders kitabı yeter, hocalarımız yeter, okul dışında kitap okumak ve yeni insanlarla tanışmaya gerek yok” diye düşünüyorlar. Sizce doğru mu ?”

Umutcan çayından bir yudum aldı, bir parça da kaşar peyniri  attı ağzına.  Yediklerini hazmettikten sonra:

“Abi, kendileri okumayı sevmeyen, problemli bir ailede yetişmişlerse, ailesi ona sadece okul başarısının önemli olduğunu vurgulamış ve çevrelerinde de okuyan, bireysel gelişimi önemseyen insanlarla da tanıştırmamışsa kendi açısından olaya bakışı doğru diyebiliriz.  Ama artık Üniversite okumaya gelmiş, ailesinden uzak yaşayan insanların hayatı da öğrenmesi lazım. Hayatı en kolay öğrenmek için okumak ve gözlem yapmak en kolay yol. Her zaman sizin gibi insanları aydınlatan  “bilge abi” bulmaları da zor. Bulsalar da anlamaları da zor. Ancak benim ve Alihan gibi öğrenen ve daha da öğrenmek isteyen insanlar bunun farkına varabilir” dedi.

Ben bu güzel cevap karşısında sustum. Çayımdan bir yudum aldım. Bir parça peynir attım ağzıma. Alihan’a baktım. O da çayını yudumluyordu:

“Ders kitapları okumak sizin de dediğiniz gibi insanı meslek sahibi yapar. Genel kültüre dayalı kitaplar ise insana hayatı öğretir, insanlar ile daha kolay iletişim kurmalarını sağlar, hitabeti gelişen insan muhatabını etkileyerek O’nun hem kendine hem de topluma faydalı insan olmasını sağlayabilir” dedi.

 

YORUMLAR

    Bu yazıya henüz yorum eklenmedi.

Köşe Yazısını Yorumla

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.İşaretli alanların doldurulması zorunludur. *


Tartışma Başlat