ben yanıyorum sen üşüyorsun
ben yanıyorum sen üşüyorsun

ben adına koşuyorum,

sen adınla,

 yollarıma mayın döşüyorsun,

isminin her harfi bir felaket fünyesi,

ben yanıyorum, sen üşüyorsun. . .

önce bir bir arşınlanan toprak,

dağ deniz ve gök mahzun,

uzun, ağır tempoda adımlarım!

sana koşarken ben, sen yoksun. . .

hece hece adından,

 öpüyor dudak darbelerim,

üç hecede hemen tükeniyorsun.

göğün iliklerinden boşanıyor ümit dileklerim!

titreyerek tutunuyorum adına,

sığınağım oluyorsun. . .

gülerek uzatıyorum sana gelen yolları,

bilerek tükense de hecelerim, olsun.

her titreyişte dökülsün ne çıkar

 bizi yazdığım kelimeler!

seninle başladı, öyle son bulsun. . .

sonra yeniden, ben adına koşuyorum,

sen adınla yollarıma mayın döşüyorsun,

isminin her harfi bir felaket fünyesi,

 

ben yanıyorum, sen üşüyorsun. . .



Adresini çoktan unuttum,

Sana  gelen sevdanın,

Yazdım  mektuplarda,

Sana  dair,

Bir şey yok. . .

Gittin  ya,

Götürdün  kendinle,

Gidecek  olanları!

Şimdi,

Mevsimsonu  

 Hayal  kırıklıklarımda,

İzin  çok. . .

 

Sulara  bırakıyorum,

Sana  dair tüm şiirleri,

Kağıttan  gemi olsunlar,

 Hayali  balıklara. . .

Bu, kendi  hazin öykümün,

Türküsü  büsbütün!

Yalnız  bırakıldım,

Kalabalıklara. . .

 

Ne  yaptıysam!

Mutluluk  bulmadı seni,

Dilimin  ucunda kaldı,

Haykırışlarım. . .

Kendi göğümün bulutlarında,

Derin  derin!

İç  çektim,

Hüzün  sakladı yönelişlerim. . .

 

İnadın ,

Vurgundu  uslanışlarım,

İnadına  sessiz,

Evvel  seni kaybettim,

Sonra

 Her şeyimi . . .

En  temiz kalan yanını,

Sakladığım  yaşlarım,

Bir  bir,

Döküldü  nefesimle,

Bu  imfaz değil mi?. . .

 

Kendime  soğuyorum,

Her  ümit dilenişimde,

Kendime  kırılıyor,

İçimin  aynası. . .

Güneşin ,vurduğu

Ayak izinde!

Şimdi  senden kalan,

Aşk  kırıntılarının pası. . . 



       SONRA GÖĞE SALSAM BÜTÜN MARTILARI

 

Bir  gölgenin ardından,

 Koşma k gibi,

Biraz hülya,

Biraz  gerçek,

Sorgu  sağnağı

Olur musun, yüreğimin!?. . .

Yoksa ,

 Dudaklarındaki  sözcükler,

 Beni  küllere gömecek!

Kült yangını,

 Deva bilmez sevdiceğim. . .

 

Kurşuni bakışlarla,

 Delerde  geçer,

 Gözlerinin  mermisi,

Çift bozan çiçeği,

 Şimdi  ellerin. . .

Sakladım sevdamı,

 Bir  başka pazara,

 Belki  pazartesi!

Sancıdı,

 Göğsümde  rol alan hayallerim. . .

 

Bıçağın,

 Kör  tarafına geldi,

 Ümidimi  kesmem,

Leylakların tomurcuklarında,

 Açan  pişmanlık. . .

Hapsine sardı,

 Beni gözlerin,

 Nasıl firar etsem!

İnfaz ediyorum kendimi

 Bir  anlık. . .

 

Şimdi ,

 Kıyı  dar,

 Hava  dar,

 Geniş  olan,

 Tek  yürek odam,

Sızılar içimdeki,

 Yürek  sızıntıları!. . .

Nefes alsam,

 Soluklansam ,

 Seni  ansam,

 Sana  yansam!

Sonra,

 Göğe  salsam!

 Bütün  martıları!. . .

 

       (( ŞAİR ) ( SİMİN ))






      SIRA DIŞI SENFONİ

 

Yangınım yankı bulurken duvarda,

Sicim sicim,

Gözlerimden  sırlarım dökülüyor

 Ellerinin  terine. . .

Minyatür kayaların üzerine yazılmış,

Hayali düşlerim,

Bir bir,

Dökülen  günahlarımın resmi,

Yüzünün  hüznünde. . .

 

Tınısına kaptırdım hayatın kendimi,

Akacağım okyanus yatağı,

Senin  gözlerin,

Öyle naif,

 Öyle  yumuşak,

Öyle  derin!

Dahaca,

Dönemem

 Ellerinin  buğusuna,

Dahaca!

Soluk  yakalayamam aşktan. . .

 

Derin yarıkların,

Dehlizlerinde  yüreğim!

İs ve sis bir arada!

Hülyasındayım  o şeyin. . .

 

Küpe olsun,

Bu  sıra dışı asalet,,

Sana sürülmüş yüreğime,

Sarf edecek tek şeyim,

Kalmadı  seyir defterimde. . .

 

Asılınca,

Bir  adi mahkûm hükmünde!

Şimdi hüküm,

Senin  duygukıran ellerinde. . .

 

          (( ŞAİR ) ( SİMİN )) 





        RUVEYDA

 

Adını ilk kez duydum, bir meleğin dilinden,

Nakış nakış dokundun, yüreğime ruveyda.

Tutabilmekti sade, arzuhalım elinden!

İzin ver gül tenine, dokunayım ruveyda.

 

İlk görüşte aşk değil, hiç yoktan sevdim seni,

Bu bendeki şans değil, kaderle bildim seni.

Canlı olmazsa dahi,  hayalde gördüm seni!

Mecnuna döndü gönlüm, sana yanar ruveyda.

 

Adını duymak yetti, sana meftun olmaya,

Gönül takatim yetmez, sensiz soluk almaya.

Bir haber ver geleyim, yoluna yol olmaya!

Zindana döndü sensiz, koca dünyam ruveyda.

 

Ulaşmak umuduyla, küle döndü bedenim,

Dayanamaz ölürsem, bil ki sensin nedenim

Ya öte yanda sensiz, ne yapar ne ederim!

Gel de şu aşığına, hayat sun be ruveyda.

 

İçimi haykırırken, titrer kalem elimde,

Adına denk kelime, yok biçare dilimde.

Sabır taşı misali, kalp taşırdım içimde!

Sensizliğin hüznüyle, paramparça ruveyda.

 

Gönlümdeki gökyüzü, dökerken gözyaşını,

Damlalar dört bir yana, çarpar deli başını.

Kaybetmek üzereyim, metanet savaşını!

Zaferim saçlarında, adın andım ruveyda.

 

Gel artık göster yüzün, kan damlıyor gözümden,

Sözlerim kifayetsiz, kelimeler özümden.

Benliğime söz verdim, vazgeçemem sözümden!!

Ölene dek kaderim, namusumsun ruveyda. . .

 

          (( ŞAİR ) ( SİMİN ))