BAŞIBOŞ
BAŞIBOŞ

Ali Sabak…

 

“Kalbinin söylediklerini kelimeler  ifade edemiyor mu?

                O halde kelimelerin ifade ettiğini neden kalbine hapsedesin?”

 

 

1)BAŞIBOŞ

Gidiyorsun işte…

Gitmeler hiç bu kadar acımasız olmamıştı, git hadi…

Senden bana kalan,

Bitmekte inat eden bir gece,

Ardından kuytu bir sessizlik…

Yok aslında sensizlik…

Gidiyorsun işte…

Mesafeler anlamsız, zamansa yaşlanmış gözlerinde..

Uzak değilim sana ama,

Yollarla kavgalıyım…

Kaldırımlarsa küs bana neden..?

Bak!...

Sana susamış haykırıyor işte bu beden…

“Gece yarısı dışarı çıkma” derdi annem…

Ama şimdi o da yok yanımda…

Sen gibi, biz gibi, hayallerimiz gibi…

 

 

Gidiyorsun işte…

Ve ne yazık ki gitmelerinle mutlusun bu defa…

Karanlık bağrına basıyor sanki seni...

Soğuksa, geceye aldırmadan esir almış ellerini…

Gidiyorsun işte…

Var olan tüm beddualarımı heybene koyarak uzaklaşıyorsun…

Uzak denilen yerlere gittin şuan…

Ama ben gitme diyemedim ya sana o an…

İçimde kaldı gitmelerin…

Terk etmelerin…

Belki duyamazsın şimdi beni, içimdekileri…

Ve sana son sözüm:

“Solun açık olsun” sevgili…

 

 

 

 

 

 

 

2)SENDEN KALAN

Gittin ya…

Gözlerim kara bulutlar gibi şuan…

Gözyaşlarım,

Merhem oluyor sanki kuruyan bedenime…

Kalbim,

Kapandı mezar misali üzerine dualarım atılarak…

Katilin olmuşum meğer ,

Kalbimden kovduğum için seni…

Uğrama bu kalbe bir daha sakın!..

Düşünme bile…

Sen de bilirsin ya…

Bir mezar iki ölüyü kabul etmez asla!...

“Acaba” deyip de yaklaşma,

Boşver bu katili…

İhtimallere de aldırma,

Bırak sakinleştirsinler seni…

Ben keşkelere küfrediyor olacağım,

Seninle tanıştığımız sokakta…

Ve hep yakın olacağım sana,

Sen bana uzak da olsan tuzak da…

 

 

 

3)GEL

Yaz yağmuru gibiydin be sevgili…

Nisandan kalma, soğuk,

Ama özleten bir yağmur…

Bulutlarım,

Yağdırmak için savaşıyorken gökyüzümde…

Gökkuşağım,

Sinsice yakalıyor senden kopmak istemeyen inci tanelerini…

Sahi!...

Ben miydim sana,

Düşmanca davranan ayrılık yanlısı güneş..?

Yoksa mevsimlerime mi bu isyanın…

Gel hadi…

Gel de selam getir yıldızlarımdan güneşime inat…

Bulutlarıma aldırma çık gel,

Aylarım seni kaybetmeden…

Tozu dumana kat gel…

Yeri göğü inlet,

Yıldırımlarıma sımsıkı sarılarak gel…

Düşünme sadece gel…

Hesapta olmayan ayrılıklarımızı,

Çamurunda kaybederek gel…

Yaralarımı gözyaşımla temizlemekten bıktım artık!..

Gel…

 4)KİMBİLİR?

Kimbilir...?

Ne gözler savaş açmıştır birbirine,

Güzelliğine daha yakından bakabilmek için…

Ne kulaklar uzamıştır olduğu yerden uzaklara,

Nefes alışını duyabilmek için…

Ne bedenler can pazarına düşmüştür,

Canan’ı ararken ölü bedenler sokağında…

Ne umutlar bırakıp gitti hayalinin yolunda,

Canan diye sayıklarken yolcusunu…

Ne feryatlar koptu dillerde,

Sevdiğini söyleyememenin verdiği ıslak hüzünle…

Ve kimbilir ne kalpler esir etmiştir seni,

Anahtarı bilinmeyen duygu zindanlarına…

Ya kelimeler..?

Ne kelimeler bitip tükendi gözlerinin derinliğinde;

Noktaya hasret,

Cümleye küs,

Ve aradığı teşbihe hiç ulaşamayacak bir şekilde…

 

 

 

 

 

5)BAZEN

Bazen nasılsın demelerimde gizliydi,

“Ben çok kötüyüm sana ihtiyacım” var itirafları…

Bazense susmalarımda anlattım seni,

Bana ben katan inci siyah gözlerini…

Her an ezberimdesin…

Ve gördüğüm her şey,

Sen olup canlanıyor zihnimde…

Hani yanımdayken biranda çekip gidişlerin yok mu..?

Ateşten kaçan ve çaresizce sönen kıvılcım misali,

Alıp götürüyor benden yaşama sevincimi,

Senle dolup taşan o büyülü hislerimi…

6)BİR SUAL

Bakma bana öyle kanayan gözlerinle…

Kaderim değilsin ki ölümüme sebep olasın…

Bundan böyle,

Kalbinin düşman hattına asker olurum sadece…

Gözlerine savaş açar,

Belki de dudaklarında can veririm…

Sınırına bu kadar yaklaşmış,

Ve mayınlarına kucak açmışken;

Sen!..

Vatanım olur musun..?

 

7)S(b)EN

Sen…

Yazın kavurucu sıcağında,

Hayallerimi serinleten esrarengiz o su…

Sen…

Zifiri karanlık gecelerde,

Kalbime kurulmuş tatlı bir pusu…

Sen…

Dondurucu kış mevsiminde,

Ruhumu ısıtan nazlı bir ateş…

Sen…

Nisanın kirli sabahında,

Dünyama gülümseyen cesur bir güneş..

Ben…

Sevginle filizlenen,

O utangaç fidanın tohumu…

Ben…

İçinde sadece sen geçen,

Noktasız cümlelerin yorumu…

 

 

 

 

 

8)YOLCU

Bir yolcu düşün sevgilim,

Bileti ben gemisi sen…

Bir gemiye bin sevgilim,

Kaptanı ben denizi sen…

Bir denize açıl sevgilim,

Mavisi ben dalgası sen…

Bir dalgaya çarp sevgilim,

Rüzgarı ben sahili sen…

Bir sahile çık sevgilim,

Kumu ben yeşili sen…

Bir yeşil ek sevgilim,

Tohumu ben çiçeği sen…

Bir çiçeği kokla sevgilim,

Dikeni ben gülü sen…

Bir gülü sev sevgilim,

Koparanı ben acıyanı sen…

Bir acı hisset sevgilim,

Feryadı ben ölümü sen…

Bir ölüme koş sevgilim,

Tabutu sen yolcusu ben…

 

 

 

 9)BİR GEMİ

Acıyı gözyaşımla harmanladım bugün,

Başkaldırarak sensizliğe…

Gülüşümü satılığa çıkardım sensiz,

Arabesk kokan sokaklarda…

Değeriyse bir avuç hüzün…

Sözlerin yalanlar denizinde şuan,

Seninle beraber kurtarılmayı bekliyor…

Bir gemi…

Ruhumdan kaçan,

Sana hasret,

Gururu ruhuma boşaltan aciz bir gemi…

Kurtarıcın olacakmış heyhaaat!..

Umrumda kiralık bir yerin bile yok artık,

Gemiye inat…

Kurtul hadi, kurtul yalanlarından,

Kurtul da kabuk tutan yaramı bir kez daha kanat!..

Alışkınsın çünkü sen eskilere,

Bana durmadan seni hatırlatan siyah-beyaz gemilere…

Hatırla sevgili,

Hatırla birinde ne de güzel teslim olmuştuk,

Bizi sırılsıklam edercesine ağlayan göklere…

 

 

10)İSTİARE

Büyüsüdür saçlarının,

Çiçekleri, iksirinde boğulmak için sıraya koyan…

Işığıdır gözlerinin,

Yıldızlara utangaçlığını veren…

Gökyüzü,

İstiare istiyor bedeninden…

Ay,

Gülüşünü içmiş geçiyor kendinden…

Toprak güneşe hasret,

Güneşse sana…

Sen güzelliğinle sarhoş,

 Koşuyorken bana…

Durma sakın!

Ya zaman da arzuluysa sana..?

11)UĞRUNA

Sen aşk ile kokarken,

Seni koklayamamak ne acı…

Oysa gözlerinde yaşlanmak,

Dudaklarında ölmek istedim…

Kalbime ektiğin gülücükler,

Meyve vermeye başladı…

Oradan kovulmak da olsa ucunda,

Koparıp vermek istedim…

12)İHTİMALLER

“Acaba” ile başlayan cümlelerimde sevdim seni,

Keşkelere sığınarak…

Aslalara boyun eğdim hep seni özlerken,

Belkiler imdadıma koştu…

Tereddüt etmedi gözlerim seni ararken,

Başka gözlerle yakınlaşmaya…

Yoksun işte,

Uğramıyorsun kirlettiğin bu şehre…

İhtimaller saldırıyor her taraftan ruhuma,

Bir daha gelmeyeceğini bildiklerinden…

Oysa…

Oysalarsa dilime yaklaşamıyor,

Aslalar dilimi hapsettiklerinden…

 13)ESKİDEN…

Eskimiştik hayallerde, mutluluk kokan,

Geçmişe ait resimler gibi…

Bi görünüp bi kaçıyor hatıralar ezberimle dalga geçerek…

Nerde şimdi o vazgeçilmez anlar..?

Sen masumu oynuyorken şuanda,

Ben haklı katil olmaktan gurur duyuyorum…

Sen kiralık bir sevgili arıyorken aynada,

Ben yalnızlığımla devleşiyorum…

Ve her gece hayalini içip güzelleşiyorum…

 

14)PARDON BAYAN…

Sihirliydi gülüşlerin,

Gözlerinse nehir misali saf ve derin…

Ne kadar güzel olduklarını bilmezdim meleklerin,

Seninle tanışana kadarmış meğer…

Aynaları peşinde koşturan güzelliğin,

Aynanın ta kendisi değil miydi zaten..?

Ya şimdi…

Ruhun kaçmaya çalışıyor bedeninden…

Bıkmış artık,

Sevgi tanımayan yalancı güzelliğinden…

Kulakların sağır olmuştur mutlaka,

“Güzelliğin beş para etmez,

Bu bendeki aşk olmasa” sözlerinden…

Pardon bayan…

Son baştan çıkarma tarihi geçecek güzelliğinin bilesin…

Sendeki bu havayla,

Ateş, toprak ve su acır kendi haline…

“Beni senden daha çok seven de çıkar” demişsin…

Başım sevgim üstüne…

 

 

 

15)AYIN HİKAYESİ

Gece sen kokmakta yine,

Karanlıksa koklamakta yıldızlarla beraber…

Ay gölgene aşık,

Bulutları istemiyor gökyüzünde…

Gözlerindeki ışığa kilitlenmiş,

Güneşle yüzleşmek istiyor kendince…

Yıldızlar kokundan keyif çatarken,

Ay gecenin bitmesine isyan ediyor…

Gece karanlığa muhtaç,

Karanlıksa güneşin egemenliğinde…

Hasretinle yanan güneş,

Ayın hıçkırıklarını duyar mı sence..?

Ah bir bitmese bu gece…

Anlatabilse derdini,

Ay, güneşe…

Bir bilse güneş,

Anlasa gecenin ay için kıymetini…

Anlasa seni geceleri heyecanla seyrettiğini…

Gölgene aşık, bulutları istemediğini…

Bir bilseydi zalim güneş…

Duyabilseydi bunları aydan…

Doğduktan sonra,

Bir daha batar mıydı sanki batıdan..?

16)CANAN

Ve usulca fısıldadı gökler,

Toprağın kulağına: “Canannnn”…

Düşmeye başladı sonra incilerin sağanak sağanak…

Güneşten korkmam da,

Ya hemen geçip gitmek isterse zaman…

Ya hissedemezsem benliğimde ıslatışlarını…

Ya toplayamazsam incilerini,

Bozuk şemsiyemi tersine tutarak…

Nesin sen canan..?

Toprağa bir müjde mi..?

Yoksa hasretinle günlerini sayan,

Bu hastaya bir hediye mi..?

Ve aradan geçti birçok vahlarla aman…

 “Toprağa da ne güzel yakıştı” diyor,

Çamura saplanıp yeşilliğe aldanan…

Olsun be canan…

Var sen toprağa kat soğuklarını…

Bulutlara hediye et haykırışlarını…

Ben nasıl olsa hasta bir yolcuyum…

Ruh çıkınca bedenden uçmaz mı bulutlara..?

Beden zaten toprağa emanet olmayacak mı zamanla..?

Olsun be canan…

Ben yine sana ölüyorum unutma!...

17)RÜYAMIN UYKUSU

Rüyamın uykusundayım,

Siyah-beyaz filmlerin beyazı gibi masum…

Uyanmaya alışık,

Ezberinle hep kavgalıyım…

Bir ses…

Uyanmamı isteyen sahte bir nefes…

Biliyorum sen de istemezsin elveda dememi…

O halde beni uykundan mahrum etmeyi kes!..

Rüyam…

Yıllardır hayallerime olmazı katan yaram…

Uykunu hayallerime tercih ettim hep,

Mutlu ol diye…

Uykundan kovma diye…

Rüyam…

Mutluluğa dem vurup acıyı kasteden manam…

Uykundan atma gözlerimin rengini,

Çıkarıp da satma gülüşlerimi…

Ben hayal kurmamaya bile razıyım…

Yeter ki sen,

Uykuna getiriyim deme terk edişlerimi…

 

 

 

18)PİNOKYO

Özlüyorum bazen olanları…

Doğru olmadığını bildiğim halde inandığım,

O masum yalanları…

Ne de güzel söz veriyordun yarınlara,

Gözlerimin derinlerine inerek…

Ne de güzel sayıyordun senaryoları,

Kahramanken, figüranlığa düştüğüm o anları…

Pinokyo bile emekliğe ayrılmış,

Hayretle bakıyor sana, yalanlarına…

Pinokyo bile pes etmiş yalanlarından,

Sen bi yerlerini uzatmaya devam haldesin…

19)KEŞKE

Keşke…

Keşke gözlerinden dökülen yaş olsaydım,

Teninde kururdum hiç olmazsa…

Keşke…

Keşke içindeki ses olsaydım,

Kalbine yakın hissederdim belki…

Keşke…

Keşke dudaklarından saçılan gülücük olsaydım,

Az da olsa hayata tutunurdum seninle…

Oysa kanadı kırık bir kuşum şimdi,

Uçamasak da gelir miydin acaba benimle..?

20)SERİ-…

Bir seri katilmişsin meğer,

Acımasız ve gururlu…

Bir kalp alıcıymışsın yazık…

Ben sana,

İsteyerek emanet etmiştim oysa…

Anladım…

Bir ben değilmişim izlerini taşıyan…

Bir ben değilmişim bıraktığın o izlere aşık…

Bir ben değilmişim meğer,

Ağlayan…

Kiminde parmak izin kalmış,

Kiminde dudak…

Kimi bakışlarınla yaralanmış,

Kanıyor köşe bucak…

Boşver…

Kime her ne yaptıysan,

Boşver oluruna bırak…

Bir seri aşığa dönüşme asla,

Böyle de iyiyim ben,

Sen yalnızca her zaman ki işine bak…

 

 

 

21)İÇİMDEN GEÇECEKLER

Kalemimi bir ürperiş sarmış bu akşam…

Kağıdım telaşlı…

Kelimelerden yoksun satırların,

Boynu bükük hilal misali…

Bozuk ezberim de seni tekrar ediyor hay aksi!..

Tesisat dağınık yazamıyorum…

İçimde birikenler var sana karşı,

Gözlerine karşı…

Ne kadar arzulasam da,

“Geçin artık” diyemiyorum…

Biliyorum…

Sevdaya dönüşecek bir gün o hisler…

Ben şimdi tümseklere takılıp,

Kalamıyorum…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

22)SICAK

İhtiyaçlarıma sen katıp,

Öyle karşılıyorum akşamın yalancı serinliğinde…

Verdiğim sözlerin yazında kavruluyorum şuan,

Sonbahar yağmurları yine gecikecek anlaşılan…

Oysa senin soğuklarına güveniyordum ben,

Mevsimlerin lanet okuduğu bu kasabada…

Olmuyor, yapılmıyor bu kirli sıcaklıkta…

Havanın bu asi düşmanlığı kime..?

Mevsimler neden bu kadar acımasız..?

Sıcak,

Neden bu mevsim daha da sıcak..?

Sorularım var sana sevgili, sorularım…

Onlar bile,

Onlar bile bu mevsim çok sıcak…

Ben razıyım bu kavurucu  sıcağa…

Razıyım mevsimlerin abartı düşmanlığına…

Sadece bir cevabın için,

Katlanırım hayatın tüm zorluklarına…

Sorum çok sıcak bunaltmaz umarım seni…

Yanlış yapmaktan da korkma hadi,

Bir kerecik olsun “özledim” der misin bana..?

 

 

23)ALIŞ-VERİŞ

Senin gibilerinin biriktiği bir açık arttırmada,

Satmaya çalış hadi masumiyetini…

Gerçekliğinden ödün vermediğin o kıymetlini…

Bağır bakalım…

Bağır da öğrenelim demi ilk fiyatını…

Son mu demeliydim yoksa salonda kimse kalmayınca!..

Belki de değiştirmeli bu alışverişin ismini,

Zarar ettiğini düşünen,

Bazı masum yürekler…

Ama nerden bilecek ki onlar da gerçek niyetini…

Gözlerinden okunmayan bir masumiyet hiç,

Para eder mi..?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

24)HEPSİ SENİN İÇİN

Kim takar ki özgürlüğü,

Gözlerinin kölesi olmak varken…

Ve kim ister ki boşvermişliği,

Yaralı kalbinin sorumluluğunu zorlanmadan taşırken…

“Yazım ol” desen…

Kışa hazırlık yapmaya başlarım haziranın ilk günü…

Mevsimlerini bana adayacağını,

Ümit ederek…

“Derdime derman ol” desen…

Derdin olurum ilkin,

Zorluk çıkarmam kurtulmalarına…

Peki ya,

“Senin için ölürüm” desem

Cennette kaçar mısın bana..?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

25)NEHİR

Damlaya damlaya nehir olmuş gözyaşlarım,

Geçmek isteyip de,

Ortasında vazgeçip boğulmak istediğin…

Kirpiklerim de aç kapa arttırıyor akıntımın şiddetini,

Niyetine sevinip destek olmak için…

Bak, sana ağlıyorum yine…

Gözyaşlarım senin için katlanıyor bu kadar zahmete…

Duy, seni seviyorum hala,

Seni istiyorum , anla…

Bil…

Uğruna gözlerime de acımam ama,

Kaynağına hasret bir nehir kurumaz mı zamanla..?

26)SEN YOLUNA BEN YOLUNA

Vedalara pek aldırmam ben,

Alışığım çünkü haykırışlara, bazense susuşlara…

Heybeme de gülüşünden koymayı unutmuşum bu defa,

İmkansız, ayrılamayız asla…

Gökler hayretle bakıyor,

Sana, bana, her zaman ki olanlara…

Ayrılıklar hiç bu kadar küçülmemişti sanki umrumda…

Gitmek mi istiyorsun yine..?

O zaman hoşça git diyeyim sana…

Ne de olsa sen yoluna ben yoluna…

 27)ÖLMEK GİBİDİR AŞK

Ölmek gibidir aşk…

Nefesin kesilir ilkin…

Alamazsın bir daha kelebeklerin çiçeklerden çaldığı kokuyu…

Ve sağır olursun herşeye biranda…

Duyamazsın arkandan koşturan ecelin ayak seslerini…

Ölmek gibidir aşk…

Bilemezsin..

Hissedemezsin yârin uzak diyarlardaki gülüşünü…

Kandıramazsın kendini bekliyor ihtimalleriyle…

Ve bekleyemezsin bir de ihtimallerin gerçekleşince…

Ölmek gibidir aşk…

Beklediğin yaşatamasa da bu duyguyu sana…

Sen başlamaya hazır ol,

Beklemediğin zaten yanı başında…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

28)SEVMELER

Çok acele olmalı benim sevmelerim…

Şeytan bile şaşı kalmalı…

Karışmamalı…

Gözlerden başlamalı önce…

Ve kalbime de uğrayıp ta ciğerlerime kadar akmalı…

Sımsıkı sarmalı bedenimi…

Heyecanlandırmalı…

Titretmeli sancılarıyla sen kokan ellerimi…

Yayılmalı ruhuma vicdanıma bir bir…

Bir daha da bırakmamalı…

Bırakmamalı ki biraz ağır olsun vazgeçmelerim…

Leyla bile Mecnuna kucak açmalı…

Bir daha kaçmamalı…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

29)HEDİYE

Sana bir hediye yolluyorum kalbimin derinliklerinden…

Çam sakızı aşık armağanı sevgimi…

Gözyaşlarımla paketledim hıçkırıklarımın eşliğinde…

Ve bir annenin sadakatin e sıkıştırdım…

Yıpranmadan sana ulaşması için…

İstiyorsan kabul et hediyemi ve karşılık ver…

İstemezsen bir çobana ver…

Geri gönder…

30)ALFABE

Biz seninle eksik bir alfabenin,

Birbirini tamamlayan iki harfi gibiyiz…

Sevdiğini başkasının yakınında görmek istemeyen

Kıskanç iki sevgili gibi biraz da…

Sen yabancı harflerin gelmesine karşı çıkadur…

Ben tamamların eksik yanımızı…

Yarım kalan sözcüklere de aldırma hiç…

Benim için herşeyin anlamı sensin nasıl olsa…

 

 

 

 

 

 

31)FENOMEN

Duygularını zamana bırakmalı insan…

Zamandan çalmamalı…

Ve bir düşünceye sığdırmalı onları gizliden…

Gerektiğinde dilini muhtaç edip söyleyebilmeli…

Bazen de daha söylemeden hissettirmeli insan düşüncelerini…

Sen aklımdan geçenleri çözen bir fenomen say kendini…

Bense duygu dolu bir düşünce…

Hadi artık okusana beni!...

32)TANIŞMA

Hep tek taraflı mı olmalı tutulmalar…

Aşık olmalar…

Oysa doğanın bir kanunu var Mem u Zin’ den Kalan:

Karşılıklı olmalı kalbi yanmalar…

Yandığımız gibi, yaktığımız gibi…

Sen benim için yanmaya devam et…

Ben küllerimle uzaktan seyrederim…

Rüzgar dağıtmadan önce beni bir de itirafım var sana:

Seninle yanıştığıma memnun oldum…

 

 

 

 

 

33)ŞAŞKINLIK

 Beni öyle bir şaşırt ki,

 Hayretlerim dile gelsin…

Anlatsın seni, gözlerini…

Ve beni bir sev ki,

Şaşkınlığım dize gelsin…

Kutlasın seni, sevmelerini…

34)YALNIZLIK

Bu gece yalnızlar adasına demirledim fırtınaların ortasında…

İsmine yalnızlar adası denilmiş belki ama,

Ben burda yalnızım hala…

Kuş uçmaz yar geçmez bir yer burası…

Sen geçsen ya bir defa,

Varsın kuşlar uçmasın bir daha…

Sen sevsen ya son defa,

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Pişmanım ayrılıktan…

Terkedilmiş aklımda tahammül edemiyorum sensizliğe…

Sen o hülyalı ayrılıkların nezaretinde okşarken nedenini,

İhanetinden korkuyor, inciniyorum ben…

Uğruna çıkarım uçurumlara,

Kalbimden taşınma lütfen…