Türkiye'nin tek hela müzesi olacak
Türkiye'nin tek hela müzesi olacak

Foto altı: 934 yılında yayımlanan bir dergide Tokat'ta Selçuklu döneminde yapılan kanalizasyonların içinden çift atlı bir arabanın serbestçe gidebileceği şeklinde bir ifade yer alıyor

 

Tarihi Sulusokak'ta bulunan, 14'üncü yüzyıldan kaldığı öngörülen ve halk arasında "Sık dişini helası" olarak adlandırılan yapının restorasyon çalışmaları başladı. Sık dişini helası Türkiye'de bir örneği daha bulunmayan umumi bir yapı ve bu yönüyle müze haline getirilen tek hela olacak.

            Tokat Belediyesince yapılan çalışmalar doğrultusunda Sık dişini helası yaklaşık bir hafta önce onarıma alındı. Çalışmaları yerinde inceleyen Belediye Başkanı Eyüp Eroğlu alınan izinler doğrultusunda kazı çalışmalarını başlattıklarını ifade ederek şunları söyledi: "Burada 1 buçuk 2 metreye yakın bir kot farkının olduğunu görüyoruz. Demek ki şehrin daha önceki kotları buradaymış. Zamanla yağmur sel ya da toprak dolmasıyla beraber günümüzde 2 metreye yakın bir kot farkı oluşumunu gözlemledik. Bu mekanın 13'üncü yüzyılda yapıldığını ön görüyoruz. Burası zaman zaman insanların hamam olarak kullandığı, zaman zaman umumi ihtiyaçlarını giderdiği bir mekan olarak kullanılmış. Düşünün o dönemlerde 12 tane han varmış, ticaret hanlarıymış bu hanlar. Birçok insan kalırmış, gelirmiş ihtiyacını burada giderirmiş. Ecdat o kadar teferruatlı bir şekilde düşünmüş ki insanlar ihtiyaçlarını bile giderebileceği böyle mekanlar oluşturmuş. Umumi anlamda her insanın ihtiyacına cevap veren böyle başka bir yere Türkiye'nin başka bir yerinde şuana kadar rastlamadık. Onun için de buranın kendi yüzyılı içerisinde bir ilk olma özelliği var" diye konuştu.

            Restorasyon çalışmalarının 7-8 ay içerisinde biteceğini belirten Eroğlu, "Hem içerde hem dışarıda yapılacak işleri epey fazla. Bu tip tarihi mekanların restorasyonları biraz uzun sürüyor. Aslına uygun olması gerekiyor. Yapılan her işlemde Anıtlar kuruluyla istişare içerisinde olunması lazım. Bu çalışmaları eş zamanlı şekilde yürütüyoruz. İnşallah bu yıl sonuna kadar ya da yıl sonundan birkaç ay sonra buranın açılışını yapar tokat2ın turizmine burayı kazandırmış oluruz" dedi.

KÜLTÜR YOLU PROJESİ

            Eroğlu, Tokat'ın turizmi için yapılan çalışmalar kapsamında Kültür Yolu oluşturmayı planladıklarını aktararak, şunları kaydetti: Tane tane baktığımızda eserler ortada ama bir bütün halinde baktığımızda bu eserleri bir araya getirmediğimizi gözlemliyoruz. Taşhan'dan itibaren giriyorsunuz yanında hemen Gök Medrese var, biraz ilerliyorsunuz Halit Sokağı var ama Halit Sokak çok kopuk bu mekanlardan. Sonra belirli bir mesafe ilerliyorsunuz hemen başlıyor Sık Dişini Helası, yanında Ulu Cami, Takyeciler Cami, Çift Arastalı Bedesten, Sulu Han, Deveciler Hanı, az ilerisinde ki birçok aslanlı han gibi birçok mekan parça parça ortaya çıkmış. Bunları bütünlemek lazım. Bizim bir kültür yolu projemiz var. Bu kültür yolumuzun başlangıcını Meydan'dan başlatıyoruz. Ve Tokat'a gelen turistleri önce Meydan Camisiyle tanıştırıp ardından Gök Mederese'ye Taşhan'a, Kuyumcular Çarşısından itibaren Yazmacılar Hanına, Pervana Hamamını göstermeyi ve ondan sonraki alanlarda da sokak sağlıklaştırmaları yapmayı düşünüyoruz. Orada daha önceki yıllarda yapılan sokak sağlıklaştırmalarının şuanda ne yazık ki kifayet etmediğini görüyoruz. Gerek zemin çalışması gerek ışıklandırma gerek cephe giydirmeleriyle beraber yapılması ve birçok binaya fonksiyon verilmesiyle birlikte insanları oradan Sulusokak'a ulaştırmayı düşünüyoruz. Sulusokak'ta da bir meydan düzenlemesi yapacağız. İnsanların fotoğraf çektirebileceği, dinlenebileceği, oturabileceği bir mekan olsun istiyoruz. Bu konuyla alakalı trafiği de acaba bir arka sokaktan mı versek diye de çalışmalarımız var.

            Buradaki çalışmalardan sonra da Ulu Caminin yanından itibaren kaleye bir yol açalım istiyoruz. Kalede oluşturulacak seyir terasında Tokat'ın bu tarihi mekanında insanlar temaşa etsinler istiyoruz. Bu bahsettiğimiz yerlerden itibaren oluşturacağımız Kültür Yolu Tokat'ın turizmine önemli katkı sağlayacaktır diye düşünüyorum.

"YAŞI 50'YE YAKIN OLANLAR BİLİR BURAYI"

            Tokat'ın Yerel Tarihçisi Belediye Meclis Üyesi Hasan Erdem ise Sık dişini helası ile ilgili şu bilgileri verdi: "İsmi Halk arasında Sık Dişini Helası olarak geçiyor. Buna dair bir kayıt aramasına girdiğimizde 1960 yılında Tokat'ı ziyaret eden Dr. Süheyl Ünver Hocanın Tokat defterinde bir ifade var 'Ali Tusi Helası' olarak nitelemiş o dönemde burada yaptığı incelemede. Hatta küçük bir de çizimini yapmış, yapılan bir su yapısı olduğunu hayretle ifade ediyor. Ama kotlar kapalı olduğundan dolayı zemin kapalıydı. Yaşı 50'ye yakın olanlar bilir buranın faaliyette olduğunu. En son 30 yıl öncesine kadar burası umumi hela olarak işlevselliğini yürütüyor. Ama daha geçmişine ait kayıtları incelemek adına müracaatımızla birlikte Anıtlar Yüksel Kurulundan alınan izinle Tokat ili Müze Müdürlüğünün sanat tarihçisi ve arkeologlarının kontrolünde bir temizlik ve kazı çalışması protokolü imzalandı. Yaklaşık bir haftadır da faaliyete başladık. Sol taraf kotu indirildi, aynı kot sağda da var, iki kapısı var binanın. Osmanlı döneminde 1400- 1500 yılları olarak nitelendiriliyordu daha önce. Yalnız şuanda ulaştığımız kot seviyesi, buluntular ve su şebekelerine baktığımız zaman 13-14 yüzyıllara kadar inebileceğini de öngörmekteyiz"

"AVRUPA PİSLİK İÇİNDEYKEN ECDAT BU ANITSAL YAPIYI YAPMIŞ"

            O bölgenin 12 ticari hana sahip olan bir bölge olduğunu aktaran Erdem, "Yani İstanbul nüfusu o dönemlerde 40-50 bin iken 90 bin iken, Tokat'ın nüfusu 40 bin 50 bin iken 15 bin nüfus yarıya yakın bir nüfus barındırıyor o dönemki ticari aktivite ve bu şehrin tarihi özelliğinden dolayı. Böyle bir ihtiyaç görmüş ecdat ve anıtsal bir yapı yapmış. Bunun da bir örneği yok. Daha sonraki yüzyıllara kadar hatta 1800-1900'lü yıllara kadar Avrupa pislik içerisinde kanalizasyonla boğuşurken ki medeniyetin beşiği saydığımız Paris, Londra gibi yerlerde, hatta topuklu ayakkabının da kanalizasyon şebekelerinden kaldırımlara, sokaklara taşan pisliklere basmamak adına icat edildiği bir medeniyete karşın ecdadımız 700 yıl önce temizliğe verdiği önemi ve bu ihtiyacın da doğal bir ihtiyaç olduğu görülerek böyle anıtsal bir yapıyla taçlandırmış. Bunun da bir eşi yok. Yapacağımız kazı neticesinde çıkan kotlarla birlikte projelendirmesi yapılacak. O projelendirme doğrultusunda Anıtlar yüksek Kurulu ve Kültür Bakanlığıyla istişare doğrultusunda buraya işlevsellik kazandırılacağını düşünüyoruz" diye konuştu.

            Sık Dişini Helasının yapısı hakkında bilgi veren Erdem, "Yapıya baktığımıza Selçuklu dönemi kanalizasyon izleri mevcut. Daha sonraki yüzyıllarda kullanılan 4 tane taş su şebekesi var. Bunlar da orijinal yapının bir parçası ama şuandaki intibamız bir taraf hela bölgesi, bir taraf da abdesthane bölgesi olarak kullanıldığını düşünüyoruz. Ama yaklaşık yarım metre daha bir kot düşecek kazıyla birlikte her şey o zaman neticeye çıkacak" dedi.

 

            Halk arasında Sık Dişini Helası olarak kullanılmasının nedenlerini anlatan Erdem, şöyle devam etti: "Nüfus yoğunluğu, buradaki ticari merkezlerin yoğunluğu, ticari bedestenler gibi birçok ticari hanın bulunması özellikle Avrupa'dan veya Ortadoğu'dan gelen ecnebi nüfusun burada günlük bulunması ve imparatorluk coğrafyası içerisindeki ticari anlamda faaliyet gösteren tacirlerin de buraya sık sık uğraması bir nüfus yoğunluğu meydana getiriyor. Yoğunluk olduğundan dolayı burada ihtiyaç gidermede oluşan yoğunluk ve izdihamdan dolayı halk arasında Sık Dişini Helası olarak kullanıldığı kanaati oluşuyor"