Bir proje nasıl ortaya çıkıyor?
Bir proje nasıl ortaya çıkıyor?

“Normalde bu proje hiç olmazdı... Bu proje hiç gerçekleşmezdi, gerçekleşmeyecek çok zor olan bir iş başarıldı burada. Ki bu da kısa bir sürede aslında başarıldı.”

 

Başkan Eroğlu, niyesini anlattı

 

Tokat Belediye Başkanı Av. Eyüp Eroğlu ile bir söyleşimiz oldu. Bir buçuk saatlik zaman diliminde, belediye projelerini, imar konusunu, kamuoyuna yansımış olan, eleştirel yaklaşımda bulunulan meseleleri sorduk. Bir projeyi ortaya koyup, yapmaya başlayıp da bitene dek ve hatta bittikten sonrasında da geçen zaman diliminde her türlü sözün, övgünün, yerginin, karalamanın, aklamanın yapılabileceğinden hareketle sorularımız oldu. Her fırsatta vurguladığımız gibi, basın sorabiliyor olmasıyla güçlü kılınır, hürce yazabiliyor olmasıyla makbul sayılır. Bu inançla 90 dakikayı değerlendirdik. İçeriğini, sorularımızı gazetemizde okuyabileceksiniz. 

            İşte o söyleşimiz.

            *Sayın Başkan, Tokat Gazetemizin talebi doğrultusunda Tokat’ımıza, belediyeye dair her konuyu, siyaseti sorabileceğimiz bir ortamı bize sağladınız. Ve bu ortam Tokat için mega proje dediğimiz Meydan Projesi’ne başlanıldığı bir günün sonrasına nasip oldu. Tokat’ta Meydan Projesi geçmişi on yılı aşkın zamana dayanan  bir projeydi ve şimdi kazma vuruldu. İnsanımız başladı ise biter noktasına geldi.

            -Başlamak bitirmenin yarısıdır diye güzel bir söz vardır…

*İnsanımız genelinde başlama anına odaklanıyor. Ancak gerisinde başlamaya dek geçen bir süre var. Ve bu süre her tür sözün, övgünün, yerginin, karalamanın da olabileceği bir süre. Belediye Başkanlığınız sürecinde 2 yılı aşkın bir zamanı geride bıraktınız. İşte bir Meydan projesi başladı. Sizce bu süre bu projenin başlayabilmesi için gerekli bir süre miydi? Bu süreç yaşanacak mıydı? Her halükarda yaşanacak bir süreç miydi? Yoksa bu sürenin bu zamana dek uzamasında eksik yön mü var? Siyaseten mi eksiklik var? Belediyenin kurumsal yazışmalarında mı bir eksik var? Veyahut da yeterince gücün olmadığı bir ortam mı var?

-Normalde bu proje hiç olmazdı... Bu proje hiç gerçekleşmezdi, gerçekleşmeyecek çok zor olan bir iş başarıldı burada. Ki bu da kısa bir sürede aslında başarıldı. Niye diyeceksiniz. Sonuçta orada 90’a yakın insanın bulunduğu, dükkanların olduğu bir yer var. Şimdi siz onlara bunu kabul ettirmeden, razı etmeden yapabilmeniz mümkün mü? Değil. Yani mülkiyet kutsaldır. Zorla da siz insanların malını kamulaştırma yapamazsınız. Yapsanız dahi, hadi zorladınız ve yaptınız, 90 tane dükkanın kamulaştırma bedeli en az 70-80 milyon liraya yakın. Ki Tokat Belediyesinin bütçesi 110 milyon civarında. Bizim böyle bir işe başladığımızda bir defa bütçemizi kamulaştırma anlamında buraya aktarmamız gerekiyor. Bu noktada önce esnafı razı etmek lazım. Esnafı razı ettikten sonra bizim de razı olacağımız boyuta getirdikten sonra bu işin aşamaları vardı. En büyük aşama şuydu, bu projenin en önemli ayağı cadde üzerindeki rantı yüksek dükkanların bir şekilde oradan razılıkla, ya da bir şekilde parası ödenerek çözümü gerekiyordu. Biz de bu noktada önce orayla başladık, esnaflarla görüştük. Oradaki esnaflara bir teklifte bulunduk. Onlara dedik ki, “hiçbir yerle girişimde bulunmadan doğrudan size bir sualimiz olacak, sizi şuanda kız öğrenci pansiyonunun olduğu bir yerde alan var, o alana götürdüğümüzde burayı kabul eder misiniz? Eğer kabul ederseniz biz orayla ilgili işlemlere başlayacağız.” Ve bu noktada esnaflarımızın hemen hemen tamamına yakını, bunu açık yüreklilikle söylüyorum, dediler ki “tamam, bizi buraya taşırsanız, bunu kabul ederiz.” Biz onlardan aldığımız bu cevabı görünce hemen işin diğer boyutlarına koyulmaya başladık. İlk etapta dedik ki bu Tokat’ın her kesimi kapsayan bir projesi olsun. Tokat’ın Güdümlü Projesi olsun dedik. Bakanlık tarafından onay verilen bir proje olsun istedik. OKA aracılığıyla Tokat Valiliğimiz, Özel İdaremiz, Ticaret ve Sanayi Odamız ve Tokat Belediyemiz ortak hareket ediyoruz. Onlarla istişare yaptık ve Sayın Valimiz, İl Genel Meclisi Başkanımız ve Ticaret Odası Başkanımızla antakt kaldık, OKA Projesi olsun dedik. Hemen akabinde Samsun’daki OKA yetkililerini çağırdık. Onlar da baktılar, gördüler, güdümlü proje olabilir, bizce sıkıntısı yok, protokol yapabiliriz dediler. Ve biz esnafımızı da işin içine dahil etmek suretiyle bir protokol yaptık. Ve o arada da esnafımız da bir dernek kurdu, Meydan Esnafının Yaşatılması, Geliştirilmesi ve Güzelleştirilmesi Derneği adı altında. Ve işler böylece başladı.

Ve sonra dedik ki, bizim bu işi çözmemiz için ne gerekiyor. Bir, burası Anıtlar Kurulu’na ait bir yer, oradan izin gerekiyor. İki, esnafın razı olması gerekiyor, esnaflarla toplantı yapılması gerekiyor. Üç, pansiyon alanı dediğimiz o alanın Belediyemize kazandırılması gerekiyor. Ve bu üç boyutu biz çözdüğümüzde işi belli bir noktaya getiriyoruz. Ve hemen pansiyonun yeri ile alakalı işlem başlattık. Ve baktık ki buranın tapusu Maliyeye ait. Hazine arazisi. Hazineye gittik, ifadesi aynen şöyleydi: “Burası bizim mülkiyetimizde ama biz burayı Milli Eğitim Müdürlüğümüze tahsis etmişiz. Siz bir şekilde Milli Eğitimi razı etmeniz lazım, ondan sonra da buranın parasının ödenmesi lazım.” Ve hemen ardından orada şöyle bir durum ortaya çıktı, olacak ya bu iş, şartlar hep üst üste geldi, Allah bir şeyi nasip ediyorsa bir şekilde beraberinde güzellikler de oluşturuyor, o arada malumunuz Tokat Devlet Hastanesi’nin olduğu yer Özel İdaremize aitti, Özel İdaremiz herhangi bir para karşılığı olmaksızın Hazineye verip, hastane yapılmasını sağlamıştı. Oradan da belli bir meblağ (-rakamı yanlış vermek istemem-) bir alacağı doğmuş İl Özel İdarenin. Ve onlar da bir arazi takasına girmişler. Yani Maliye doğrudan para vermiyor, o meblağ karşılığında arsa vermek istiyor. Biz de bunu görünce bize bir fırsat doğdu dedik, bu bir OKA projesi, o alacağa karşılık bu arsayı takasta kullanalım, İl Özel İdaresi’ne pansiyon arsasını Maliye versin, biz sonradan Özel İdare’den alırız dedik bu arsayı. Ve hemen sağ olsunlar, ben buradan kendisine teşekkür ediyorum İl Genel Meclisi Başkanımız Adem Dizer beye, sayın Valimize, çok olumlu davrandılar. İl Genel Meclisi’nde bir gündem maddesinde buranın takasta kullanılması için karar aldılar. Ve karara dayanarak hemen yazışmalar başladı. Dedik ki, burası da takasta kullanılacaktır ve buranın da bu meblağ içerisinde değerlendirilmesi gerekir. Maliyeye yazımızı gönderdik. Hemen Maliye yazışmalarını yaptı, değerlendirmelerini yaptı ve 17 milyon TL bir bedel biçti oradaki araziye, alacaktan düşmek için. Ve bu evraklar tamamlandıktan sonra biz yazımızı İl Özel İdaresi ve Valilik aracılığıyla Maliye Bakanlığı’na yazdık. Özetle, 20 küsur taşınmazın değeri alacağı karşıladığı, bunun için takasın yapılmasını istedik. Tabi yazı gitti, birkaç ay sürdü ve bir cevap geldi. Bizim 20 arsadan 18 tanesi kabul edildi, 2 arsa kabul edilmedi. Üzüldük. Moralimiz bozuldu. Sonra yazıyı irdeledik, arsaların Milli Eğitime tahsisli olmasından ötürü Milli Eğitim Bakanlığından onay olmadıkça tahsisi gerçekleştiremediklerini gördük. Hemen biz de bunun akabinde Milli Eğitimle görüşmelere başladık. Biz Milli Eğitim Müdürlüğü ile görüşüp, Müdürlüğün olumlu görüşünü dosyaya koymuştuk ama Milli Eğitim Müdürlüğünün bu görüşünü Maliye Bakanlığı kabul etmedi ve Milli Eğitim Bakanlığı düzeyinde muvafakat istedi. Ve biz hemen doğruca Milli Eğitim Bakanlığı’na gittik. 3-4 kez gittim geldim. O arada işte seçim dönemi vardı, Haziran seçimleri, ardından arafta kalan bir dönem ve 3-5 aylık dönemde bürokrasinin işleyişi hepimizce malum. İşlemleri yürütemiyoruz, ilerletemiyoruz. Yusuf Tekin müsteşarımız Tokat’ta da görev yapmıştı, yakınen tanıdığımız bir isimdi, Onunla teşviki mesai yapa yapa en sonunda Milli Eğitim Bakanlığımızı, Tokat Anadolu Lisesi’nin olduğu yerin hemen karşısında arazisi bize ait olan ama üst yapısı başkasına ait olan 6 atlı yurda razı ettik. Ki bu yurt 2 milyon kadar arsa değeri, 1,5 milyon kadar da inşaat değeri olan 3,5 milyonluk bir yurt… Oraya razı ettik. En sonunda Milli Eğitim Bakanlığı muvafakati verdi. Tekrardan Maliyeye yazı yazdık. O arada Bakan değişikliği oldu, Naci bey geldi. Bu sefer önce Maliye Bakanlığı müsteşarına gittik, Müsteşar bey dosyayı aldı, inceleyeyim dedik. Bir aylık süre geçti, Müsteşar bey bu konuyu Bakan’a iletmemiz lazım dedi. Ve sonrasında doğruca Bakana gittik, sağ olsun Vekillerimiz Bakan’a durumu anlattılar. Ve Bakan bey de gayet sıcak yaklaştı, takas işleminin onayını bize verdi. Ve böylece takasla İl Özel İdareye geçmiş oldu. Sonrasında bu sefer diğer işlemler başladı ve İl Özel İdare’den Belediyeye almamız lazım. Yazışmalarımızı yaptık, bizde sizinle takas yapalım dedik. Tokat Belediyemize ait 7-8 tane arsamızı biz İl Özel İdaremize verdik. Özel İdaremiz de kendine ait alanı bize verdi. İşlemi sonlandırdık.

Tabi diğer tarafta Anıtlar Kurulu… Anıtlar Kurulu diyor ki, bütün işlerinizi tamamlayın, gelin. Gittik, en az birkaç ay, birkaç toplantı yaptık. Evrakları getirdik, götürdük, şurası şöyle olsun, burası olmadı, alçaltmanız lazım… Velhasıl Anıtlar Kurulu da belli bir karar verdi. İşin o boyutu da bitmiş oldu.

Şöyle bir geriye bakıyorum, Milli Eğitim Müdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı, Tokat Defterdarlığı, Maliye Bakanlığı, diğer taraftan Özel İdaremiz, OKA, Kalkınma Bakanlığı, Anıtlar Kurulu gibi 8-9 tane kurumu ilgilendiren bir boyut vardı. 8-9 tane kurumun her şeye tamam demesiyle geçilen bir safha. O kadar zor, o kadar pamuk ipliğine bağlıydı ki bir yerde kopsa daha düzeltmek mümkün değildi. Şükür Allah’a biz bütün bu anlatılan süreci 18-19 ayda yaşadık ve 2 yıla yakın süreçte devam ettirdik. Ve şükür Allah’a bütün işlemlerin bitmesi, izinlerin alınması ile en son biz de kazmayı vurduk, kepçeyi koyduk ve çalışmayı başlattık.

Tabi bu arada da Yeşilırmak İlkokulunun olduğu yeri de caminin etrafını açma adına orayı da yıktık. Orayı yıkarken de Milli Eğitim Müdürlüğüne okul sözü verdik. Okul yapacağımız yeri de belirledik hemen Gülbahar Hatun ortaokulunun yanında bir alan, o alanda şuanda her türlü resmi işlemimiz bitti. Okul yapımıyla ilgili protokol yaptık ve 2017-2018 eğitim öğretim yılına yetiştireceğiz. Onlar da birkaç haftaya boşaltacaklar ve orayı da yıkacağız. Altını oto park, üstünü meydan yapacağız.

            Yani özetle, sizin de başta vurguladığınız gibi, hep sabırla giden, konuşa konuşa giden bir çalışmaydı. Esnaflarımızın mülkiyet hakkı vardı. Santim santim konuştuk. Yer yer, bölge bölge konuştuk. Mağduriyet olmaması gerekiyor. Bulvara cepheli dükkanların sahipleriyle konuştuk, yeni yerde ön cepheler 15-20 santim daha küçük olacak diye konuştuk, ön cephedeki kayıp için arkaya doğru 7-8 metre verdik. Yani önden daraltırken arkaya doğru fazladan yerler verdik. 40’ar metrekarelik yerler 50-52 metre kareye çıktı. Bodrumu olmayan yerler bodruma kavuştu. Tabi cazip haklar da verip esnafımızı razı ettik. Bütün bunları yaparken özellikle Meydan’da oluşacak dükkanlardan bir tane dahi belediyemize kalmayacak, hepsi vatandaşa gidecek. Biz burada asla kâr amacı gütmüyoruz. Sadece burada bize kalacak olan pansiyonun oraya yapılacak iş merkezinin üst katındaki ofisler. Bunun haricinde tüm yapımı, imalatı ve masrafları Belediyeden çıkacak. Bizim amacımız şehrimizin güzelleşmesi. Tokat için önemli, milli bir proje gördük. Bazen hiçbir şeyi gözümüz görmedi, üçe beşe bakmadık, yeter ki bu proje olsun, fedakârlığı bizler yapalım dedik. Aman esnafımıza zararı olmasın dedik. İnanıyorum ki dükkanlar yapıldığında 1 lira olan dükkanlar 3-4 liraya çıkacak. Çünkü güzel bir çarşı olacak. Tarihi, kültürel ve turizm anlamında güzel bir yer olacak. Esnafımız da daha farklı konsepte ticaret yapacaklar. Tokat’ın dışa açılan güzel bir penceresi olacağını düşünüyorum o çarşının.

 

Yarın: Projeler için OLUR veren bir makamdasınız. Bu süreçte OLMAMALI; OLMAZ diyenler olabiliyor. Siz, OLUR verene kadar ki süreçte, OLMAMALI; OLMAZ diyenlerle istişareniz oluyor mu? Bu istişare nasıl oluyor? Bir Kent Konseyi var, Sivil İnisiyatifler var, Belediye Meclisi var, bu Mecliste diğer partilerin temsilcileri var. Onlarla diyaloglarınız nasıl? Bir tartışma ortamı oluşuyor mu?

 

(Devam edecek)