Başkan’dan Hodri Meydan
Başkan’dan Hodri Meydan

“Ramazan ayında böyle bir iftira attılar ya Allah hepsinden sorsun. Öbür dünyada da bu dünyada da. Bu dünyada hukuki olarak mücadelemi vereceğim, öbür dünyada da bu iftiraları atanlardan, yazanlardan, yazdıranlardan Cenab-ı Allah nezdinde hepsinden hakkımı isteyeceğim.”

 

“Geldiğimizde imarla alakalı sorunlar yumağını kucağımızda bulduk.”

 

“Odalara, müteahhitlere de seslenmek isteriz, bu işleri yaparken hep beraber oturduk değerlendirdik. Hep beraber karar aldık, hepsinin bilgisi var. O zaman çıksın onlar da söylesin bu işin şahsi mi yoksa genel mi olduğunu.”

 

Tokat Belediye Başkanı Avukat Eyüp Eroğlu, gazetemiz Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Fatih Kılıç’ın sorularına yanıt verdi. İlk iki bölümünü verdiğimiz söyleşinin bugünkü üçüncü bölümünde, ‘şahsa yönelik imar rantı ve yolsuzluk” üzerine soruya yanıt verdi.

            Başkan Eroğlu’na yöneltilen sorular ve yanıtları şöyle devam etti:

 

* Sayın Başkan, belediye, imar rantı dendiğinde güncel bir konu var. Sabuncuoğlu arsası olarak gündeme geldi. Burada belediye meclisinin imar rantı, daha da ötesinde yolsuzluk yaptığı iddia edildi. Yol ve park alanlarının arsaya katıldığı belirtildi. Sabuncuoğlu soyadı ve onun siyasi kimliğinden de hareketle şahsa yönelik rant vurgusu öne çıktı. Şikayetçi oldunuz… Bu süreci kamuoyunun anlayabileceği şekilde anlatabilir misiniz?

 

-Şimdi öncelikle şunu söyleyeyim bizler bu şehrin idarecileri, yöneticileriyiz. Yaptığımız her işten dolayı da tabii ki eleştiriye maruz kalacağız. Her türlü konularla alakalı insanlar bize bir şeyler söyleyecek. Ama tüm bunlar belli bir sınır içerisinde olması lazım. Eğer belli bir sınırı geçtiği zaman, kişisel haklara, insana hakarete dayanan ya da yaralayan bir beyana vardığı zaman bizden kimse durmamızı beklemesin. Sonuçta biz eleştiriye açığız diye her zaman söyledik.

O zatı muhteremin neler yazdığına ben bakmadım da, bazen arkadaşlar söylüyor, kaale bile almadım. Ama tabi bu yazdığı yenilir yutulur bir şey değil. Bizler onurumuzla, gururumuzla yaşayan insanlarız. Bu toplumda yaşıyoruz hem bu dünyanın hem öbür dünyanın hakkını vermeyi kendimize vecibe edinmişiz. Ben hukukçuluğum boyunca, 12 yıla yakın zaman diliminde avukatlık yaptık, sonrasında 4 yıl İl Başkanlığı yaptım. Tüm bu süreçlerde her zaman hakkı üstün tutmaya, kul hakkı yememeye, insanların bize verdiği görevi layıkıyla yerine getirmeye gayret ettim. Çünkü ailemizden aldığımız terbiyemizle, dinimizin bize kıldığı vecibeleri kendi ölçümüzde yaşamaya çalışan bir insanız. Ne kadar yaşıyorum yaşamıyorum onu Allah bilir. Ama bir taraftan da bizler alnımızın akıyla dışarıda gezen insanlarız. Gururumuza, onurumuza, şerefimize her hangi bir şekilde leke olan, lekeleyecek bir hareketi gördüğümüzde inanın orada ben durmam, duramam. Bizler gerekli mücadelemizi verdik, duruşumuzu sergiledik. Ben şahsen gittim şikayetçi oldum Cumhuriyet Başsavcılığımıza. Ardından Ak Partili Meclis üyelerimiz de aynı şekilde şikayetçi oldu. Ayrıca ben 10 bin liralık manevi tazminat davamı da açtım. Ve ileriki süreçlerde yargı süreci başlayacak ve yargı süreci gerekli cevabı verecektir. Bize birisi bir şey yaptığı zaman gederiz ifademizi veririz, şikayetimizi yaparız, gerekli hukuki mücadelemizi yaparız, derdimizi de gider her yerde anlatırız. Bizim abdestimizden şüphemiz yok ki namazımızdan şüphemiz olsun. Şimdiye kadar hiçbir şekilde de şahsa özel bir işin içerisinde olmadım. 2 yılı aşkın zamandır belediye başkanlığı yapıyorum varsa böyle şahsa özel diyen işte Savcılık orada, mahkeme orada gidip şikayetçi olabilirler, mahkemeye verebilirler.

Tabi olayla alakalı birkaç şey daha söylemem lazım. Şimdi bu yazıyı yazan ya da bu yazı için kimler bilgi verdi bilemem, o bilgileri verene de buradan sesleniyorum. Eğer yüreği yetiyorsa gitsin Cumhuriyet Savcısına bizi şikayet etsin. Yani sadece mahkemeye dava açmakla kalmasın, gitsin Cumhuriyet Savcılığına da şikayet etsin, burada kişisel bir şeyler yapılmıştır, burada yollar parklar bir şekilde mahkeme kararına rağmen özel verilmiştir, gitsin söylesin. Ben de burada hodri meydan diyorum, eğer yüreği yetiyorsa bunu da yapsın kimse bunlar, bilemem, ben ortaya konuşuyorum. Birileri bu işi planladı ki o zatı muhterem bunları yazdı. Yani kafadan bu yazı yazılmaz, adam başka şehirde yaşıyor, Tokat’ı bilmez, Tokat’a gelmez, bu şahsa bu bilgileri kim vermiştir, nasıl vermiştir onu bilmem.

Başka bir şey söyleyeyim, bundan birkaç ay önce aynı şahıs ya da şahıslar, kimse bunlar beni bir başka yere de şikayet etmişler. Bir dosya yapıp götürmüşler. Beni çağırdılar. Gittik, görüştük, anlattık derdimizi, “biz öyle bilmiyorduk dediler, genel bir şeymiş dediler.” ve teşekkür ettiler. Bunu da özellikle buradan söylemek isterim.

Konuya gelecek olursak… 2014’te göreve geldim. 2014’ten önce burayla ilgili açılan davalar, yapılan işlemler, revizyonlar, bir sürü bir şeyler yapılmış. 2014’ten sonra burayla alakalı hiçbir şekilde biz ne imar planını değiştirdik, ne bir mahkeme kararının aleyhine hareket ettik ne de farklı bir şey yaptık, hiçbir şey yapmadık. Göreve geldiğimde burayla alakalı süreç neyse ondan sonra da oranın imar hakkı neyse biz onu verdik.

Burada başka bir şey daha ifade edeceğim, o da şu. Şimdi bakın 2013 yılında Tokat Belediyesi bir imar revizyon çalışması yapmış. Biliyorsunuz imar planları o şehrin geleceğine yön veren planlar. Bu planlar zaman geçtikçe ihtiyaca cevap vermez, belediyeler üç beş yılda bir revizyonlar yaparlar, imar planında değişiklikler yaparlar. Tokat Belediyemiz de geçmiş yıllardan beri çok kez revizyonlar yapmış. En son 2013 yılında revizyon yapılmış ve bu revizyon yapılırken o yerle alakalı da revizyon yapılmış. Bu revizyon bahsedilen sivil toplum kuruluşunun başkanı tarafından mahkemeye verilmiş. Burada yapılan parklar, yollarla ilgili, katlarla ilgili her şeyi dava konusu etmiş. Mahkemeye 2015 yılında dava açmış. (Not: Başkan Eroğlu burada Esas No: 2015/416, Karar No: 2016/97 sayılı İdare Mahkemesi kararında Davanın özetini okudu.) Tokat Belediye Meclisi’nin 11.04.2013 tarih ve 49 sayılı kararının iptalini istemiş. Ondan sonra tabi mahkeme incelemeler yapıyor, imar planlarının kentsel gelişmenin ihtiyaçlarını karşılayacak ve doğal ve milli kaynakları koruyacak şekilde yönlendirilmesi ve bu amaçlarla sınırlamalar getirilmesinin kamu yararını sağlamaya yönelik olduğunu belirtiyor. Mahkeme bir sürü inceleme yapmış. Demiş ki, “Tokat Belediye Meclisi’nin 11.04.2013 (-tarihin altını bir daha çiziyorum, bizim görevden önceki değişiklik-) tarih ve 49 sayılı kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır, açıklanan nedenlerle davanın reddine, Danıştay’a temyiz yolu açık olmak üzere 29.02.2016 tarihinde oy birliği ile karar verildi.”

Şimdi bu, vatandaşın ifade ettiği, yollar, parklar için mahkeme kararına rağmen bir şeyler yapıldı diyor ya, bizden önceki karar olduğunu gösteriyor. Ben ne parkla, ne yolla uğraşmadım, hiçbir şey yapmadım. Bizden önceki dönemde yapılmış, adam mahkemeye gitmiş, mahkeme de bu işlerde hukuka aykırılık yoktur demiş.

 

İMAR SORUNLARINI KUCAĞIMIZDA BULDUK

 

Ondan sonra geldik bizim 2014 yılı dönemine. Ben geldiğimde bütün imarla alakalı sorunlar yumağını kucağımızda bulduk. Neydi sorunlar? Bir, kottan doğan daireler. Daha önceki belediye uygulamalarında kottan doğan daireler inşaat kullanım alanlarından sayılmamış. Örneğin sizin 500 metre kare bir arsanız var ve emsal hakkınız da iki. Yani arsanızın yüz ölçümünün iki katı kadar inşaat yapabilirsiniz demek. Yani 500 metre karelik alanda emsaliniz iki en fazla 1000 metre kare inşaat yapabilirsiniz. O dönemde bir karar almış ve denmiş ki, kottan doğan daireler inşaat hakkından sayılmayacak. Her müteahhide kottan doğan daireler kat olarak verilmiş. Artı, asma katlar inşaat hakkından sayılmamış. Yine çatılarda, dubleksteki katlar inşaat hakkından sayılmamış. Bunlar hep ekstra olmuş. Yani siz 1000 metre karelik yere 1300-1400 metre kare inşaat alanı yapmışsınız ama kot farkı, asma kat, dubleks kat inşaat alanından sayılmamış, 1000 metre kare olarak görülmüş. Bundan ötürü inşaat sektöründe bir canlılık olmuş. Son derece yasal bir hak bu. Fakat ben göreve geldim, bununla alakalı Bakanlık bir yazı gönderdi. Bakanlık dedi ki, bu konuda kottan doğan daireler, çatıdan oluşan ekstra haklar, dubleksteki ekstra metrekareler bundan sonra emsale dahildir. Siz bunları emsal dışı tutamazsınız, dedi. Müthiş bir yoğunluk oldu üzerimizde, mimarlardan, müteahhitlerden, Başkanım bu kararı uygulamamanız lazım diye. Dik durmanız lazım diye… Yasal haktır diye… Yahu yasal haktır da, Bakanlık da böyle bir yazı göndermiş. Bakanlık diyor ki ben rıza göstermiyorum. Buraları yaparsan sen bilirsin, bir şikayet olursa Bakanlık olarak biz izin vermiyoruz diyor. Çünkü bizim yaptığımız işlemler Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlı.

İkincisi, Belediye Meclisimiz bir karar almış. İnşaat alanları ada bazlı olsun, küçük küçük inşaat alanları olmasın. İnşaat alanları, parselleri büyüsün ve ada bazlı olsun. Ada bazlı olunca da hiçbir şekilde fazla inşaat hakkı verilmeden, altını çiziyorum, fazla inşaat verilmeden, sadece yükseklik hakkı vererek bir karar almış. Biz buna kat yüksekliği hakkı diyoruz. İşte 2 bin metre kare ile 4 bin metre kare arası, 4 bin metre kare ile 6 bin metre kare arası inşaat hakkı olan herkes gelip bu haktan faydalanıyor.

Söz konusu arsayla alakalı bu işlemler yapılırken, söz konusu şahıs bu karar için de ayrıca mahkemede dava açmış. Ve o davayı kazanmış. O karar da bizim kararımız değil. Bizim dönemimizde sonuçlanan bir karar oldu. Bana bu kararın tebliği geldi. Mahkeme bize dedi ki, yaparken yoğunluk artışı ya da çevresel faktörleri değerlendirmemişsiniz, değerlendirmediğinizden dolayı da bu aldığınız ilke kararını iptal ediyoruz.

 

İNŞAAT SEKTÖRÜ TIKANINCA…

 

Bakanlığın yazısının üzerine bir de bu mahkeme kararı geldi. Bütün inşaat sektörü tıkandı. Müteahhitlerden, odalardan, STK’lardan, işte her yerden müthiş bir baskı. İşte Başkanım niye böyle? Ve hukukçuyuz ya, dışarda homurdanmalar başlıyor, avukat bu hiçbir şey yapmıyor, riske girmiyor, inşaatı bitirdi, hep Samsun’a gidiyoruz diye bir sürü dedi kodu.

Topladım ben bunları. Gelin arkadaşlar dedim. Birkaç toplantı yaptık, Ticaret Odası’nda yaptık, kendim topladım, odalarla topladık, meclisimizle topladık ve bir çalışma yapalım, Tokat’ı değiştirelim, güzelleştirelim, imarını da halledelim diye…

Ve oradan bir karar aldık. Dedik ki, kattan doğan, asma kattan doğan, çatı kattan doğan ekstralar için hiç bir şey yapamayız. Çünkü bu yasal bir şey ve Bakanlık bunu kabul etmiyor. Ama diğer olayla ilgili, yüksek katla alakalı, mahkemenin bir şekilde çekincelerini giderici şekilde bir işlem yaparsak bu olabilir.

Biz yeniden mahkemenin reddettiği hususlardaki konuları da giderici bir şekilde yeniden bir plan notu kararı aldık, Belediye Meclisimizce bu kararı onayladık. Ve bu karara da dava açıldı.

Bu karar nasıl bir karar? Bu karar, imar planında 4 kat ve üzeri katlı alanlarda, altını çiziyorum, emsal sabit kalmak şartıyla, hiçbir ekstra vermemek kaydıyla, parsel büyüklüğü bin metre kare ile 2 bin metre kare arasında kalan parsellerde mevcut kat ne ise buna artı 2 kat vererek, 2 bin ile 4 bin arasında mevcut kat ne ise artı 3 kat vererek, 4 bin ile 6 bin metre kare arasında mevcut kat ne ise ona artı 4 kat vererek, 6 bin metrekarenin üzerindeki parsellerde ise artı 5 kat vererek, ama her halükarda 12 katı geçmeyecek şekilde bir kat yüksekliği verilir diye bir karar… (Not: Başkan Eroğlu, anlatımını görsel çizimle izah etti.)

İşte biz karar doğrultusunda, kim bu şartları taşıyorsa, Ali, Veli… gelir bize müracaat eder, biz de o müracaatına göre hakkını kullan deriz. Şuanda da benim dönemimde 25-30’a yakın hemşehrimiz oldu. Bizden önce Hmax (yükseklik) serbestti, işte görülüyor, ama biz 12’de sabitledik, bundan fazlasını göremezsiniz. Halen de faydalanan var.

Aynı şahıs bu kararımıza da dava açtı. İlk kez bizim aldığımız bir ilke kararı için bize dava açıyor, geçmiş davalar diğer dönemin aldığı kararlara davalardı. Bu kararımız için Mimarlar Odası bizim lehimize müdahil oldu. Tokat İdare Mahkememiz inceledi, baktı, bizim ilke kararımız için Esas No: 2016/55, Karar No: 2016/198 ile olumlu karar verdi, Danıştay’a temyiz yolu açık olmak üzere 12/04/2016 tarihinde oy birliği ile davayı reddetti, (Not: Başkan Eroğlu, mahkemenin kararını okudu.) Aldığımız ilke kararının bir şekilde hukuka uygunluğundan bahsetti.

Orayla ilgili ayrıca dava açar/açmaz onu ben bilemem. Ama bizim herkese uyguladığımız, genele şamil olan mahkemenin verdiği karar da budur.

Tüm bunlar çerçevesinde size şunu soruyorum.

Bir imar hakkınız var, almanız gereken. Gelip müracaat ediyorsunuz. Ben ne yapabilirim, belediye meclisi olarak biz ne yapabiliriz? Yok kardeşim, senin hakkın ama ben vermiyorum diyemeyiz. Sabuncuoğlu arazisinin ilgili şahısları da gelmişler, benim buradaki arsam 6 bin metrekareden fazla, tek parsel ve sizin de herkese uyguladığınız kat yüksekliği hakkınız var, ben de bundan yararlanmak istiyorum, 12 kat hakkımı istiyorum diyor. Ne yaparsınız? Vermez misiniz? Herkese uyguladığınızı ona da uygulayacaksınız. Biz de ne yaptık, 12 kat için verdik. Ne bir yolla ilgili, ne bir parkla ilgili, ne imarla ilgili, ne fazladan inşaat hakkı verme gibi bir şey yapmadık. Nasıl ki 25-30 kişi o hakkı aldıysa, bu şahıslar da geldi bizden aldı.

Ama burada olay öyle bir manipüle ediliyor, farklı boyuta getiriliyor ki, geçmişteki olayların bizle hiç alakası olmadığı halde bir bağ kuruluyor, imara açılmış, yollar iptal edilmiş, mahkeme bu yollar, parklar yerinde kalsın dedi de biz kararı görmezden gelip, hukuku uygulamadık gibi bir durum ortaya konuluyor.

            Burası bir belediye. Burası bir kurum. Resmi bir alanda, meclis ve idari olarak hiç mahkeme kararına hilaflı, aykırı bir iş yapabilir mi? Bunu bir hukukçu olarak ben zaten yapmam, hukukçu olmayan da yapmaz. Böyle bir aymazlık olabilir mi? Mahkeme kararını uygulamama olabilir mi? Bunu soruyorum size. Olayın birinci boyutu bu.

            İkincisi, burası kamuya aitmiş deniyor. Nerde kamuya ait, adamın şahsi arazisi. Şahsi arazisinde rant deniyor. Nasıl oluyor bu? Kamuya ait bir alanda rant olur, şahsa özel alanda nasıl bir rant oluyor. Artı hiçbir şey verilmemişken. Bu da olayın diğer boyutu.

            Tabi genel anlamda şunu söyleyebilirim. Herkese uyguladığımız, adı önemli değil, Ali olsa Mehmet olsa, ne olursa olsun, gelen her insanın aldığı bir hakkı bu arsa sahibi de almış. Şahsa özel hiçbir şey yokken, genel anlamda uygulanan bir mevzuattan bu insanlar faydalanmışken, fakat buranın kişiye özgüymüş gibi bir algı oluşturulması ya da orada bizim bilerek onlara farklı bir uygulama ile ekstradan bir şey veriyormuşuz gibi bir şey oluşturulması son derece ahlaksız, son derece yalan, iftira. Kişisel anlamda insanı rencide eden bir şey olduğunu söyleyebilirim.

 

ALLAH HEPSİNDEN SORSUN

 

            Mübarek günlerdeyiz, saatlerdeyiz. Ramazanda şeytanlar daha çok olur. Ramazan ayında böyle bir iftira attılar ya Allah hepsinden sorsun. Öbür dünyada da bu dünyada da. Bu dünyada hukuki olarak mücadelemi vereceğim, öbür dünyada da bu iftiraları atanlardan, yazanlardan, yazdıranlardan Cenab-ı Allah nezdinde hepsinden hakkımı isteyeceğim. Burada hakkıyla hukukuyla çalışan, bir şeyler yapmaya çalışan insanları eleştirebilirsiniz, yanlış yaptı diyebilirsiniz ama olmayan bir şey üzerinden iftira ile, yalan ile bir algı oluşturduğunuz zaman bizim buna müsaade etmemizi kimse beklemesin, sessiz duramayız, sessiz durmadık, durmayacağız. Meclisimiz de gereğini yaptı, ben de şikayette bulundum, tazminat davamı açtım.

            Tekrar söylüyorum, bu işim perde arkasında kimler vardır, kimler planlıyordur bilemem, eğer yürekleri yetiyorsa gitsinler savcılığa şikayet etsinler, beni ve meclisimizi. Varsa cezai anlamda bir sorumluluğumuz, işte mahkeme, işte savcı gerekeni yapar, biz de başımızın üstüne koruz. Olay budur.

           

            *Sayın Başkan rant kavramının ötesinde, yolsuzluk kavramı rahatsızlık verecek bir kavram…

 

            -Kesinlikle. Yolsuzluk dediğiniz zaman yenilir yutulur bir şey değil. Benim asla kabul edemeyeceğim bir şey. Benim yaşantım, ailem, çevrem… böyle bir sözle karşı karşıya kaldığımız zaman ben bu lafın altında kalamam.

 

            *Sayın Başkan, şuan o arsada inşaat başladı mı?

 

            -Tabi inşaat başladı. Yasal anlamda ruhsatını almış. İnşaat başladı. İnşaatın durdurulması için bir mahkeme açmış sanırım. Onu çok takip edemedim. Mahkeme de bunun değerlendirmesini yapacaktır. Acı olan şudur, dava açarsın, işin hukuki olup olmadığını irdelersin, ama farklı bir boyutta, bir şehrin belediye başkanı için algı oluşturmak, yalan beyanlarla, manipülatif sözlerle olayı farklı bir boyuta soktuğunuzda kabul edilir şeyler değil. Bir de imar konusunu herkes bilmez. Detayların anlaşılması kolay değil.

 

ODALARA, MÜTEAHHİTLERE ÇAĞRI

 

            Sonuçta odalara, müteahhitlere de seslenmek isteriz, bu işleri yaparken hep beraber oturduk değerlendirdik. Hep beraber karar aldık, hepsinin bilgisi var. O zaman çıksın onlar da söylesin bu işin şahsi mi yoksa genel mi olduğunu. Bu işin Tokat’ın geleceği için önemli mi önemsiz mi olduğunu? İmar anlamında Tokat için güzellikler mi getirmiş, çirkinlikler mi getirmiş? Bunları bir de onlara sorun. Mimarlar Odasına, İnşaat Mühendisleri odasına sorun. Şehir plancılarına, müteahhitlere, ticaret odasına sorun.

Devamı edecek…

 

Yarın: *Sayın Başkan, uygulamalarınızı takdir eden de olur, eleştiren de. Bu sürece özellikle basın camiasının ister sosyal mecrada deyin, ister yazılı mecrada deyin, basının da dahil edilmek istendiğini görüyoruz. Şuan Tokat’ımızdaki yerel basınla, onların üyesi olduğu sivil toplum örgütleri ile olan diyalogunuz var. Şuan özellikle sosyal mecrada konunun tartışılması, yereldeki arkadaşlarımızın konuyu değerlendirmeleri üzerine düşünceniz nedir? Yani şuan siz Başkansınız ama aynı zamanda bir okursunuz, basını takip eden bir vatandaşımızsınız, basınımızın konuya yaklaşımını, değerlendirmesini nasıl buluyorsunuz?