ÖLÜMDEN KURTULMUŞ AMA
ÖLÜMDEN KURTULMUŞ AMA

Titanikle ilgili öyküler bitmek bilmez. Aşağıda okuyacağınız az bilinenlerdendir.

Gemide sadece bir tane Japon varmış: Masabumi Hosono

Hem yabancı hem 2. sınıf yolcu olduğu için kaza sırasında alt kata yani filikalardan uzağa gitmesi söylenmiş ancak o kargaşada kendini suya inmek üzere olan bir filikanın yanında bulmuş. Görevliler sadece kadınlar ve çocukları alıyorlarmış ama filikada iki kişilik yer varmış. O sırada bir adam Hosono’yu geçip filikaya atlayınca o da kalan bir kişilik yere geçip oturmuş. Yaptığı seçim hayatını kurtarmış ama gerisi acıklı.

Titanikten kurtarılan İngilizler ülkelerinde kahraman gibi karşılanırken Hosono’nun kurtuluşu Japonya’da hem hükümet hem halk tarafından büyük bir utanç olarak karşılanmış.. Bir süre ailesiyle tekrar buluşmasıyla ilgili duygusal haber yapılsa da “Önce kadınlar ve çocuklar” kuralına uymayıp Samuray ruhuna uygun onurlu bir ölümden kaçınmasından dolayı suçlanmış.. Devlet memurluğu görevinden istifaya zorlanmış, nefret mektupları almış, gazete ve dergilerde intihar etmesi gerektiği yönünde yazılar yayınlanmış.. Bu kadar tepkiyle karşılaşan Hosono ise inzivaya çekilmiş ve 1939’da ölene kadar hayatını büyük utanç içinde geçirmiş.. Eşine yazdığı mektupta en büyük korkusunun çok sevdiği eşi ve çocuklarını bir daha görememek olduğunu bu yüzden filikaya atlayan adamı görünce ondan cesaret alarak filikaya geçtiğini belirtmiş.

1997 yılında Hosono öldükten yıllar sonra ancak Japon hükümeti kendisine yapılanlardan dolayı özür dilemiş.

İşte bu da böyle bir hikaye..

https://en.wikipedia.org/wiki/Masabumi_Hosono

 

**

 

KUSURSUZ BİR DÜNYANIN TUTSAĞI OLMAK

 

Babamın masasının üstündeki kar küresinin içinde kırmızı beyaz çizgili fular takan bir penguen vardı. Küçükken babam beni kucağına alır ve kar küresine uzanırdı. Karın tepede toplanması için onu baş aşağı çevirir , sonra hızla düzeltirdi.penguenin çevresine karlar yavaşça inerken ikimiz izlerdik onu. Penguen orada yalnız, diye düşünür, onun için endişe ederdim. Bunu babama söylediğimde, 'merak etme, Susie,' demişti, 'onun güzel bir yaşamı var. Kusursuz bir dünyanın tutsağı olmuş.'... "

 

The lovely Bones / Alice Sebold Kitabından.