ERBAKAN HOCAMIN FERASETİ (1)
ERBAKAN HOCAMIN FERASETİ (1)

Geçen Ay’ın sonlarında Merhum Erbakan Hocamızın vefatı dolayısıyla basında çıkan yazılarla, FETÖ ve Suriye-İran-Türkiye hakkında ortaya koyduğu öngörülerinden bahsetmiştim. Bugün de inşallah bunca telaşın içinde unutulmaya yüz tutmuş olan, Irak işgalinden ve bu işgalin onaylanmaması için yaptığı girişimleri ve feraseti üzerinde durmak istiyorum. Bu vesileyle Hocamızı bir kere daha rahmetle ve minnetle anıyor, makamının cennet olmasını Yüce Mevladan niyaz ediyorum.

                Bilindiği gibi, ABD'in 20 Mart 2003'de başlattığı Irak işgali öncesinde, dönemin Başbakanının, ABD ile başlattığı pazarlıkta 15 bin $'lar konuşuluyordu. ABD bu parayı, Irak işgalini Türkiye üzerinden gerçekleştirmesi karşılığında verecekti. Pazarlığın uzun sürmesi dolayısıyla ABD yetkilileri “Türkiye at pazarlığı yapıyor” şeklinde laflar etmişti. Irak işgali için ABD'ye yeşil ışık yakılınca ve konu henüz ne BM'de, ne TBMM'de görüşülmemişken, ABD, İngiltere başta İngiltere olmak üzere, kendi güdümündeki birçok ülkeyi de yanına alarak harekete geçmişti. 65 bin ABD askeri tüm ağırlıklarıyla birlikte Irak’a girmek üzere Doğu Anadolu'da boş bulduğu hangarlara, depolara yerleşti. Ancak bundan sonra hükümet işgal teskeresini Meclise getirdi. Hükümet, çoğunluğuna güvenerek teskerenin Meclisin onayından geçmesini çantada keklik görüyordu. İşte bu günlerdeydi. Erbakan Hocam, çoğu Ak Partili olan 70 milletvekilini bizzat telefonla arayarak “Eğer bu teskereye evet derseniz, yedi sülalenizin başı secdeden kalkmasa bile bunun hesabını veremezsiniz” şeklindeki tarihi uyarısını yaptı ve teskere meclisten geçmedi. Ama mevcut siyasi iktidar, teskerenin geçmeyişini telefi edercesine havaalanlarımızın ve limanlarımızın çoğunu ABD'in kullanımına açıp, ABD'in Irak’ta yaptığı bunca tahribata ortak olundu. Bu konuda dönemin milli savunma bakanı bir soru önergesine verdiği cevapta sadece İncirlik hava üssünden kalkan ABD savaş uçaklarının Irak’a 4995 çıkış yaptığını itiraf etti. Sonuçta başka gün yokmuş gibi, bir bayram sabahı Saddam idam edildi. 1500 000 insan katledildi. 200 bin kadın kirletildi. Bu kadınlardan biri dünya kamuoyuna ulaştırmayı başardığı mektubunda “Ey Müslümanlar bizi kurtaracak gücünüz yoksa bari Allah rızası için bir uçak gönderip, bulunduğumuz yeri bombalayarak her gün çektiğimiz insanlık dışı muamelelere bir son verin.” diyordu. Sonunda bu günlere geldik ve Ortadoğu kan gölüne döndü. “Akıllı adam odur ki işin sonunu göre” sözünü söylemenin tam yeri burası olsa gerek. Yani siz ceketin ilk düğmesini baştan yanlış iliklerseniz, diğer düğmelerde hep yanlış olur.

                Özellikle Ortadoğu ve halkı Müslüman olan ülkelerdeki bunca kargaşa ve 60 milyon civarındaki göçmenlerin neredeyse tamamının Müslümanlardan oluşması asla tesadüfî değil. Merhum Hocamızın “1897'de İsviçre’nin Bazel şehrinde yapılan, ilk politik Yahudi kongresini, bu kongrede alınan kararları, kongreyi hazırlayan 3 ismi (Teodor Herz, Emanual Karaso, Hayım Nahum) ve Kabala, Evanjelik ve Armegadon’u bilmeden, Müslümanların başına gelen belaları tam olarak kavrayamayız.” şeklideki uyarısı ile “Ey Milli Görüşçüler, ilk hedefiniz 2. Yalta Konferansıdır.” uyarısını en az 10 defa dinlemişimdir. 2'inci Yalta konferansına daha sonra değinmek umuduyla yazımın bu bölümünde İsviçre’nin Bezal şehrinde yapılan ilk Yahudi kongresinden bahsetmeye çalışacağım. Şunu hemen belirteyim ki, İslam coğrafyasın da akan kan ve gözyaşı, bu ilk politik Yahudi kongresinde alınan kararların planlı uygulamasının sonucudur. Şimdi kısaca Hocamızın bilmemiz gerektiğini belirttiği isimlere bir göz atalım. Yarın devam inşallah.  10.03.2017

 

Nizameddin Aydın / TOKAT