İSLAM MEDENİYETİ- BATI MEDENİYETİ (2)
İSLAM MEDENİYETİ- BATI MEDENİYETİ (2)

Dünkü yazımda, İslam medeniyeti ile Batı medeniyeti arasındaki farkı ortaya koymak maksadıyla İslam medeniyetinden örnekler vermiştim. Bugün de aynı konuyla ilgili olarak Batı medeniyetinden örnekler sunmaya çalışacağım.

BATI MEDENİYETİ

1- İngilizler, Hindistan’ı işgal ettiklerinde, Hinduların yerli dokuma imalatı yapamayıp, kendi imalatları olan ve İngiltere’den getirdikleri dokuma kumaşları kullanmalarını sağlamak için 35.000 Hindu’nun sağ kollarını kesmişlerdir.

2- Dünyaya kendilerini demokrasinin beşiği olarak tanıtan İngilizlerin vahşeti bitmiyor. Avustralya’da 700 bin civarındaki yerli ve sivil Aborjin halkını katlettiler.

3- Haçlı seferleri sırasında Antakya bölgesinde esir alınan 20 bin Müslüman’ın kesilip, kızartılıp yenildiğini, Kazıklı Voyvoda’nın yüzlerce Müslüman’ı kazıklara oturtarak şehit ettiğini ve Voyvoda’nın bundan sadistçe bir zevk aldığını onlarca tarih kitabı kaydediyor.

4- Gene İngilizler Filistin’de esir aldıkları 15.000 Osmanlı askerini yıkamak maksadıyla asitli suya sokup gözlerini kör etmişler.

5- Romalıların en önemli eğlence şekli, insanları diri diri aç aslanların önüne atıp, ölümlerini seyrederek eğlenmekti.

6- Gene Roma’da 30.000 köle yollar boyunca tek tek çarmıha gerilip, kokuşturulmuş ve aylarca o yollardan kimse geçememiştir.

7- Osmanlı, inşa ettiği hamamlarda yıkanırken,  Fransa’nın meşhur Eliza sarayında tuvalet bile yoktu ve kral dahi ihtiyaçlarını gördükten sonra pencereden dışarı atıyordu.

8- Birinci Haçlı seferleriyle ele geçirilen Kudüs’te taş üstünde taş, baş üstünde baş bırakılmamak üzere, Yahudiler dâhil çoğu Müslüman olan 70 bin sivili hunharca şehit edilip, cesetleri atlarla çiğnenmiştir. Tarihçilerin yazdığına güre, Kudüs sokaklarında öldürülen Müslümanların kanları sel olup akmıştır.

 9- İntikam ateşiyle gözü dönmüş Hristiyanlar, Kudüs’ü geri almak için düzenledikleri dördüncü Haçlı Seferi, 15 yaşını geçmeyen çocuklardan oluşan ordudan Kudüs’e ulaşan olmadığı gibi akıbetleri de belirsizdir.

10- Fransızlar, 1930’lu yıllarda Cezayir’i işgal ettiklerinde 25 yılda 2 milyon Cezayirliyi öldürüp, tam bir soykırım yaptıkları yetmiyormuş gibi, binlerce Cezayirli kadını pis arzularına alet etmişlerdir.

11- Gene şu malum İngilizler, Birinci Dünya savaşında esir aldıkları askerlerimizin birçoğunu, muayene bahanesiyle Mısır’daki bir Hastaneye götürüp, GÖZ OYUCULAR denilen Ermeni doktorlar tarafından birer gözlerini mille çıkarttırmışlardır.

12- Almanlar Namibya’da 120 bin yerli halkın tamamını en acımasız şekilde katlettiler

13- Macellan, Kristof  Kolomp, Amariko dö Vespuçi gibi eşkıyalar ve korsanların Afrika’dan zorla alıp, Avrupa’ya pazarladığı altın ve  elmas ticareti zayıflayınca, köle ticaretine başlamışlar ve odun istifi şeklinde gemilere yükleyip Avrupa ülkelerine ve yeni keşfedilen Amerika’ya satmak üzere götürmüşlerdir. Maalesef bu çirkin ve aşağılık pazarlamaya tabi tutulan 100 milyon civarındaki insanların 50 milyonu yolda ölmüş, çürükler ayıklanıyor, kalanlar sağlam olanlardır ve daha çok işimize yarar diyebilmişlerdir.

14- Aynı batı Endülüs ve Girit’te öyle bir soykırım yapmışlardır ki 30-40 yıl sonra Endülüs’te de Girit’te de Müslümanlardan ve Müslümanlıktan eser kalmamıştır.

15- Belçika ise daha 1950’li yıllarda Kongo ve Raunda da 150.000 insanı katletmiş, çıkarken de ülkeyi 3 parçaya bölmüşler, katliamla ilgili fotoğrafları o günlerdeki gazetelerde görmek mümkündür.

16- Aynı batılıların birbirlerini aratmayan insanlık dışı uygulamaları daha dün Irak’ta 1,5 milyon insanın hunharca katledilmesi, Ebu Gurap ve hapishanesindeki korkunç işkence şekilleri ve 200 bine yakın kadının kirletilmesi çoğumuzun hafızasındadır.

17- Bosna’da, üstelik Hollandalı NATO askerlerinin gözü önünde elleri, kolları bağlanarak 8 binden fazla Müslüman hunharca katledilip buldozerlerle topluca gömülmüş olup, bu katliamla ilgili yasal süreç halen devam etmektedir. Aynı Hollandalılar Jakarta’da 10 binden fazla Çinli’yi de bizzat vahşice katletmişlerdir.

18- CİA, Kuantemala hapishanesine götürülen sözde terörist zanlıları üzerinde işkence konusundaki uzmanlıklarını geliştirmeye devam ediyorlar!

19- Gene aynı medeniyet sahiplerinin istiklal savaşında, Gaziantep’te, Şanlıurfa’da, Kahramanmaraş’ta neler yaptığını bu millet daha unutmadı.

20- Aynı zihniyet, şimdilerde de Libya’nın petrollerini ele geçirmek üzere yeni katliamlarına imza atıyorlar.

21- Halen Suriye’de olanları anlatmaya gerek yok. Bir nesil göz göre göre yok olurken, batılılar hala oyun ve entrika peşindeler.

22- Sömürgeciliği milli politikaları haline getirmiş olan özellikle İngiliz, Fransız, İspanyol, Portekiz ve Hollandalıların Yeni Dünya dedikleri Kuzey Amerika’da yaşayan Kızılderili, Astek, Maya ve İnkalar’a ait ne varsa yok edip, 7 milyon insanı katlettiler.

23- Fransızlar da aynı. Afrika’daki 20’ye yakın sömürgelerinde yaptıkları katliamlar anlatılacak gibi değil. Sadece Cezayir, Tunus ve Ruanda da 3 milyondan fazla insanı vahşice ve acımasızca öldürürlerken, 10 binden fazla köyü de yerle bir edip, yok ettiler.

24- Hollandalılar onlardan aşağı kalır mı? Onlar köle ticaretinde abilerini de solladılar. Zira her Hollandalıya 200 köle düşüyordu ve Hollanda’nın köle ticaretinde kullandığı gemi sayısının beş binden fazla olduğunu yazıyor kaynaklar.

25- Batının bu hırsı ve kutsal saydıkları pozitivizm, modernizm ve bilimsellik maskesi altında devam ettirdiği sömürü düzeni sebebiyle bugün dünyamızda çok büyük çoğunluğu Müslüman olan 60 milyon insan mülteci durumunda, her yıl çoğunluğu çocuk olan 10 milyondan fazla insan açlıktan ölüyor. Öte yandan dünyadaki üç kişinin varlığı, 125 ülkenin Milli gelirinden fazla. Sadece ABD’de 30 milyona yakın insan uyuşturucu batağında, 50 milyon insan ise aşevlerinden yemek alıyor. Burada Batının ahlak anlayışı üzerinde pek durmadım ama sadace iki korkunç örnek vereceğim.

A- Sadece Güney Asya Ülkelerinde çocuk yaştaki 2 milyon kadın fuhuş pazarında.

B- Avrupa ve Amerika’da doğan çocukların %40 nın babası belli değil.

Batı medeniyeti bu işte…

Şimdi de, sözü uzatmadan yukarda sunduğum örneklerle gerçek yüzünü göstermeye çalıştığım batı medeniyetiyle beraber olabilmek uğruna yaptığımız icraatları sizlerle paylaşacağım. Aşağıdaki icraatlarımızı okuyunca AB’yi bu veballere girmeye değer miydi değmez miydi sizler karar veriniz. İşte o icraatlardan bazıları:

1- Irak, Suriye, Libya, Sudan, Yemen, Afganistan, Bosna, Çeçenistan ve Filistin’de olduğu gibi, 22 İslam ülkesinin sınırlarını değiştirmek üzere kurulan BOP eş başkanlık görevini üstlendik.

2- Azerbaycan’ı küstürmek pahasına, yıllardır dünya kamuoyunu, soy kırım yalanıyla kandırmaya çalışan Ermenistan’la ilişkileri sıcak tutmak için Cumhurbaşkanlarının katılımıyla karşılıklı futbol müsabakaları tertip ettik.

3- Kıbrıs’ta Annan planına evet denilerek, Güney Kıbrıs’ın AB’ye alınmasının önü açılıp, üstünlüğü Rumlara kaptırdık.

4- Fırat ve Dicle sularının kontrolünün uluslararası bir komisyona devredilmesini kabul ettik.

5- Bosna‘da 8000 Müslüman’ın katledilmesine göz yuman, NATO ile beraber Libya’yı tarumar edip, Kaddafi’nin katledilmesine ortak olduk.

6- Her fırsatta Türk ve Müslüman düşmanı olduğunu saklamayan Papa Franciscus’un 2014 yılında yaptığı İstanbul ziyaretini büyük bir şölen halinde takdim ettik

7- Hükümetten önemli bir isim, 50 yıldır ilk defa resmi sıfatla Patrikhaneyi ziyaret edilip, Heybeliada ruhban okulunu açma hazırlıklarına ve Fener Rum patriğinin ekümün olarak tanınmasına kapı araladık.

8- Hızla artan misyonerlik faaliyetlerine, sokaklarda İncil dağıtıma, apartman altlarında açılan yüzlerce cemaatsiz kiliselere, bu kiliselerde işsiz gençlerimizin din değiştirmeye zorlanmasına göz yumduk.

9- Avrupa’nın birçok kentinde ezan sesine tahammül edilmezken, camilere, cami cemaatine, Peygamberimiz ve Yüce Kitabımıza en çirkin ve aşağılık şekilde saldırılar yapıldı, yapılıyor. Yunanistan dâhil Balkanlardaki binlerce Osmanlı eseri yok edildi, ediliyor. Ama biz hala, ecdat yadigârı güzel İstanbullumuzu “AVRUPA KÜLTÜR BAŞKENTİ” yapma telaşıyla Bisansa ait Tekfur Saraylarını ve kiliseleri ihya ediyoruz. Bu da yetmedi, Van Akdamar kilisesi, Fener-Balat’taki eski Rum ve Ermeni evleri ile Trabzon’daki Sümela Manastırının tamir ve tadilatına milyonlar harcadık.

10- Üç büyük partinin destek verdiği, İstanbul Antalya, Kuşadası ve Urfa’da resmi törenle açılan dinler bahçesindeki caminin girişine Muhammed en Rasulullahsız Lilahe illallah yazılıp adeta, İslam inancını temelden sarsacak olan ılımlı İslam safsatasına hizmet edildi.

11- ALLAH Al-i İmran 19 da: “Allah katında din İslam’dır”, buyururken, yine aynı surenin 85 ci ayetinde : “Hiç kimseden İslam’dan başka bir din kabul edilmeyecektir” buyururken, İbrahim’i dinler adı altında İslam’ın, Hıristiyanlık ve Yahudilikle eş sayılmasının vebaline ortak olduk.

12- 27 Aralık 1947’de imzalanan eğitimde müfredatın hazırlanmasını ABD’ye öncelik tanıyan anlaşmayı iptal edemedik.

13- Her türlü sapkın ilişkileri kişisel tercih kabul edip, onların dernekleşme isteklerini en tabi hak olarak gördük.

14- İnancımızda en büyük günahlardan sayılan zinayı, karşılıklı rızalık anlayışıyla suç olmaktan çıkardık.

15- Domuzu kasaplık hayvan sınıfına dâhil edilip, domuz çiftliklerine kredi vermenin önünü açtık.

16- Erdem, merhamet, ihlâs, takva, biat, itaat, cihat gibi öz kültürümüzü ve inancımızı ifade eden kelimeler okul kitaplarından çıkardık.

17- İmar planlarındaki “cami yeri” ibaresi “ibadethane” olarak değiştirilince kilise ve havraları da cami statüsüne dâhil ettik.

18- İçki satışı yapan yerlerle, eğlence yerlerinin okul ve camilere mesafesini 200 metreden 100 metreye indirdik.

19- En yetkili ağızlardan ”AB BİR MEDENİYET PROJESİDİR ve BU DEVİRDE DİNİ BİRLİKTELİKLER OLMAZ” gibi laflar ederek, D8 oluşumunun önünü kestik.

20- Aynı yetkili ağızlarca “HAÇLI SEFERLERİ HİRİSTİYANLARLA MÜSLÜMANLARIN BİRBİRLERİNİ ANLAMALARINA VESİLE OLMUŞ OLUP, MÜSLÜMANLARA KARŞI YAPILMAMIŞTIR” dedik.

21- Yıllardır dünyayla alay edercesine ve Birleşmiş Milletler kararlarını hiçe sayarak, Filistinli Müslümanlara kan kusturan İsrail’le ilişkilerimizi, ONE MİNÜTE’i VE 9 ŞEHİDİMİZİ unutmak pahasına, 20 milyon $ karşılığında normalleştirdik.

22- Türkiye’nin İsrail karşıtı olmadığının, İsrail’le ilişkilerin aslında sıcak olduğunun anlatılması karşılığında, ABD’deki Yahudi lobi kuruluşlarına milyonlarca para ödedik.

23- AB uğruna alınan kararlar sebebiyle sosyal hayatımız sos veriyorken, İmanla, İhlâsla, örtüyle, örfle, sakalla, nikâhla alay eden televizyon yayınlarına göz yumar olduk.

24- Önemli bir yetkilimiz “Bizim medeniyetimiz Batı medeniyeti karşısında yenik düşmüştür” sözünü edebildik.

25- Son olarak da, AB istedi diye nüfus cüzdanlarındaki DİNİ ibaresini de çıkardık. Yeni nüfus cüzdanını alanlar hemen bakabilirler.

Siz değerli okuyuculara yukarıda sorduğum soruyu tekrar sorarak bitirmek istiyorum yazımı. Merhum Erbakan Hocamızın “ Bunların kökü Firavunlara dayanır” dediği AB topluluğu ile beraber olabilmek uğruna bu veballere girmeye değer miydi? Şahsen tek umudum şu. Hani ecdadın  “Bir musibet bin nasihatten evladır” diye bir sözü var ya. İnşallah, AB’nin gezi olaylarından beri ortaya koyduğu çok yüzlülüğünün ve güvenilmezliğinin ortaya çıkmasıyla, yetkililerimiz dost ve düşmanı ayırt edebilme ferasetine erişirler de, her şeyiyle MİLLİ olan bir yol tutarız.   Kalın sağlıcakla.